Hava Durumu

Son Dakika

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

    İşte ülkenin RUH sağlığı!

    Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 11.01.2021 07:59

    Öyle bir dönemden geçiyoruz ki...

    Hepimizi birebir etkileyen şu virüs gerçeğiyle kafaları sıyırmak üzereyiz. Konuya biraz farklı bakmak istedim. Yani daha çok ülkenin, toplumun ruh halini analiz etmek.

    Ege Üniversitesi'de eğitimini tamamlayan ve aynı üniversite de yüksek lisansına devam eden Psikolog Sezer Rengiiyiler'e sordum.

    Ağzı olanın konuştuğu ülkede, aklı olan genç bakış açılarının yaşananları yorumlaması önemli.

    " Çok yoğun sosyal, ekonomik ve sağlıkla ilgili bol sendromlu bir 2020 geçirdik. Bunun toplumsal yansımasını nasıl okumamız lazım?" dediğimde Rengiiyilerin yorumu açıktı.

    "Bu noktada, iki farklı değerlendirme yapmanın mümkün olduğu kanâatindeyim. İlk olarak, yaşadığımız felaketler zincirini, üç yüz altmış beş günlük bir zaman dilimine denk gelen bir talihsizlikler silsilesi olarak ele alabiliriz. Böylece 2020, kötü olasılıkların "tarihte eşi benzeri olmayan bir biçimde" gerçekleşmesinden fazlası olmayacak ve biricikliğine vurgu yapılacaktır. Alternatif bir değerlendirme ise, 2020 öncesinde tırmanışta olan eşitsizlik, adaletsizlik, ekolojik talan, popülist söylemlerle artan kutuplaşma ve bilgi kirliliği gibi etmenleri ön planda tutacak ve üç yüz altmış beş gün içerisinde yaşananları, "bardaktan taşan damlalar" olarak yorumlayacaktır. Aşikâr ki, yeni bir 2020'nin yaşanmasını önlemek istiyorsak, ikinci değerlendirmeyi yapmak en akılcı yol olarak görünüyor. Bu sayede, pamuk ipliğine bağlı "normal" yaşantılarımızın ayrılmaz bir parçası olan; ancak 2020'nin bir katalizör işlevi görerek daha da artırdığı toplumsal krizlerin kaynağını tespit etmek ve gerekli sosyal müdahale programlarını harekete geçirmek kolaylaşacaktır."

    Aynen katılıyorum bu söylemine ve 365 günün rakamsal değil yazımsal aktarımıda bence derinliği olan bir nokta..

    "Peki Türkiye'nin psikolojisi ve ruh sağlığı ne durumda?" dediğimde de verdiği yanıt pandemi döneminde kargolu, adrese teslim dezenfekte edilmiş paketler gibi nüanslar içeriyor. "Önce uzman görüşleri" diyor ve ekliyor..

    " Ruh sağlığı uzmanlarının ve ruh sağlığı desteğine ihtiyaç duyan insanların haklarını gözeten ve tüm toplumun ruh sağlığının korunmasını güvence altına alan bir meslek yasasının dahi bulunmadığı bir ülkede, insanların psikolojik iyi oluşa sahip olması beklenebilir mi?"

    Gerçekten bunun üzerine sayfalar yazabiliriz de. Kim okur, okuduğu ne kadar akılda kalır.

    Hele birde üzerine önce bilgi eksikliği vs yaşanmışken..Eksiklik ve güven sorunuyla toplumun bunu aşıp aşamayacağına dairleride var Psikolog Sezer Rengiiyiler'in..

    Önce tarihsel üreci özetliyor... Sonra..

    " Bu noktada; hastalığın kökeni, nasıl yayıldığı, bulaşma becerisinin farklı ortamlarda değişip değişmediği, hangi semptomları ortaya çıkardığı, enfekte bir kişinin enfekte olmayanlara hastalığı bulaştırma oranı, vaka sayıları gibi bilgilerin, topluma doğru ve planlı bir şekilde aktarılması hayati bir önem taşıyor. Zira avcı-toplayıcı atalarımızın sahip olamadığı bu bilgiler, yalnızca virüse karşı savunmamızı güçlendirmekle kalmıyor; aynı zamanda modern dünyada işlevselliği azalmış ve negatif toplumsal çıktıları olan birtakım otomatik eğilimlerimizin önüne geçilebileceğini de bizlere hatırlatıyor. Buradan hareketle, toplum COVID-19'a ilişkin doğru bilgilendirmeyi yapmakla mükellef mercilere güven duymadığında, hem salgının kötüye seyretmesi hem de beraberinde getireceği istenmedik sosyal psikolojik etkilerin (önyargı, ayrımcılık vb.) ortaya çıkması kaçınılmaz hale geliyor. Bu duruma karşı alınabilecek en akılcı önlem, yetkililerin salgının seyrine yönelik güncel ampirik bilgileri düzenli bir şekilde paylaşarak toplum nezdindeki itibarını yeniden kazanmasından geçiyor gibi görünüyor." görüşünü savunuyor..

    Ve 2020 gerçeği , 2021 beklentileri, aşı bilinmezliğine ilişkinde sohbetimizi sonlandırıyoruz..

    "KOVID-19 gibi bulaşıcı hastalıklar, bireyleri ve toplumları içe kapanmaya, dış-grup üyelerine ve dış-gruptan gelen tedavilere güvensizliğe ve geleneksel yöntemlere sarılmaya yöneltiyor. Üstüne üstlük, kimi aşılarda, çok daha uzun zaman gerektiren klinik geliştirme fazlarının tamamlanmamış olması, bu güvensizliği daha da artırıyor. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, geleneksel yöntemlerin (sosyal izolasyon, karantina vb.) yalnızca kısa vadeli çözümler sunduğu bir dünyada yaşıyoruz. Nüfus yoğunluğu, gelişmiş ulaşım imkânları, hastalığı doğrudan ya dolayı yoldan aktaracak hayvanlarla temas, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar artmış durumda. Buradan hareketle, yetkililerin aşılama programının nedenlerini ve nasıllarını açıkça ortaya koyması; toplumun da modern bilimin reçetelerine riayet etmesi tek çıkar yol görünüyor."

    Akademik öngörüleri önemserim. Ve her daim bilimi.

    O yüzden sorularıma aldığım yanıtlarıda kesintisiz paylaşmak istedim..

    Ama şunu çok iyi biliyorum, okumayan günübirlik yaşayan toplumuz.

    Yinede genç bir psikolog gözüyle yaşananların analizinden alacağımız dersler yok mu?

    Yorum Ekle
    Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
    Yorumlar