Bursa Hakimiyet Gazetesi yazarlarından, deneyimli gazeteci ve dostum Namık Göz dünkü yazısında o kadar güzel anlatmış ki, Bursaspor’un başarı yolculuğunu:
“Bir maça değil, bir inanca geldiler”.
Enes Çelik başkanlığında 2024’den itibaren yeniden yönetim, teknik ve idari olarak yapılanan, sadece taraftarlarıyla değil Bursa ile topyekün kenetlenen Bursaspor’un başarı hikayesinin bence de “ana teması” bu.
Namık’ın da köşesinde belirttiği gibi;
“Bugün Türkiye’de hangi takım, bu lig seviyesinde bu kadar büyük bir kalabalığı peşinden sürükleyebiliyor?”
Çok doğru, maçın ilk yarısının ortalarında Bursaspor’dan o resmi açıklama geldi:
“Taraftar sayımız 45 bin 450”.

Oysa stadyumun seyirci kapasitesi 43 bin 361. Müthiş bir sayı. Müthiş bir rekor, müthiş bir sevda. Tribünler tıka basa dolmuş, izdihamı da geçmiş. Bırakın Anadolu kulüplerini, o 3 büyükler olarak nitelendirilen kulüplerin bile sezon boyunca hep bu rakamlarda seyredecek taraftarı olmadı, olamadı.
….. …..
Enes Çelik başkanlığında önümüzdeki hafta 3 yılda 3 kupayı kaldıracak olan kulübün bugünkü başarısının sahibi çok. Ancak tüm kent biliyor ki, bu başarının ardındaki mimar önce Devlet eski Bakanı Faruk Çelik’tir. Ardından iyi bir yönetim ekibi kuran ve iyinin ötesinde başarılı bir yönetici grafiği çizen Başkan Enes Çelik, her daim desteğini fazlasıyla gösteren Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı ve her şeye rağmen hakkını teslim etmek lazım, şimdi tutuklu olan eski Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, sonra da BTSO Başkanı İbrahim Burkay, ilçe belediye başkanları ve tabii ki Ak Parti İl Başkanı Davut Gürkan’dır. Bu isimlerin hepsini burada yazmak mümkün değil.

Ancak, en büyük takdir de Kulübün Amigosu (kendisine acil şifalar diliyorum) Selim Kurtulan’ın başkanlığında tek yürek, tek vücut taraftar kitlesi. İşadamıyla, kanaat önderleriyle, esnafıyla, kadınıyla, çocuğuyla Bursaspor taraftarı öyle büyüdü öyle büyüdü ve coştu ki, zaferi getirdi.
Çok eskiden olduğu gibi kent uzun yıllar sonra yeniden yeşil-beyaza büründü, özellikle Kapalıçarşı esnafının bu hakkını teslim edelim, hep kulübün arkasında durdular. Ve en çok da bizi sevindiren özel-devlet okulları farketmeksizin çocuklarımızın her biri artık minik Bursasporlu. Yollarda, sokaklarda sizler de görüyorsunuzdur, yeşil beyazlı formalarla, ellerinde bayraklarla geziyorlar. Minik yaşlarında hepsinin ilk ve tek takımı Bursaspor oldu.
Bu başka bir sevda, bu başka bir aşk!
…… ……
Bursaspor’u özel kılan bir başka önemli nokta ise, salt futbol maçının ötesinde ülkenin içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal olaylardaki duyarlılığı cesurca yansıtmasıdır. Gerek sahada oyuncuların gerekse de tribünlerde taraftarın milliyetçi duruşu ile verdiği akılcı ve uzlaşmacı slogan ve pankart mesajları Türk halkının adeta sesi olmuştur. Zaman zaman özellikle de Anadolu’nun önderliğini de üstlendi. Pek çok kez TFF’den haksız ve garip cezalar aldı, pek çok kez sosyal platformlardan “densizlerin” lincine tabi tutuldu, pek çok kez Muş deplasmanında olduğu gibi çirkin tezahüratlarla karşılaştı ve küfür kıyamet ata yadigarı, öz be öz topraklarından kovulmakla karşı karşıya kaldı. Hatta öyle bir yalan-yanlış siyasi polemiğin içinde kaldı ki, Artvin Milletvekili Faruk Çelik TBMM kürsüsünden doğruları anlatmasa bugün belki de bu başarıyı göremeyecektik.
Önce Anadolu kulüpleri ardından da 3 büyük kulüpler ile taraftarları Bursaspor’un arkasında tam durdular, bu duruş bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş destekti.
Bursaspor’un 3 yılda 3 kupa kaldıracak olmasını salt futbol maçı olarak ya da siyasal ve sosyal açıdan değerlendirmemek lazım. Aynı zamanda ekonomik krizin ağır seyrettiği son 3 yılda taraftar kitlesinin hem evinde hem de deplasmanda yalnız bırakmamasıyla ortaya çıkan bir turizm hareketliliği yaşandı ve bu da kentlere katma değer olarak geri döndü.
Somaspor maçındaki 5-1‘lik galibiyetle şampiyonluğunu şimdiden ilan eden Bursaspor için dün sabah stadyum önünde önümüzdeki sezonun kombine maç biletlerinin satışında oluşan uzun kuyruk bile fotoğrafın büyüklüğünü yansıtmakta yeterli.

Sonuç itibarıyla başa dönecek olursam diyeceğim o dur ki;
Tam 4 yıl yani bin 460 gün sonra bugün Atatürk Spor Kompleksi Matlı Stadyumunda oynanan oyun bir maçtan çok öte, kazanılan başarı bir skordan çok öte, 1. Lige çıkış bir zaferden çok öte, tribünlerdeki seyirci ise bir taraftar çok çok öte bir durum…

Çünkü;
“Bu bir maç değil, bu bir inanç. “
