Bursa Teknik Üniversitesi 2010 yılında kuruldu. Akademik eğitime 2011-2012 eğitim döneminde başladı. Bünyesinde 6 Fakülte, 1 Enstitü ve 1 Yüksekokul bulunuyor. YÖK tarafından “Robotlar ve Akıllı Sistemler” alanında uzmanlaşan üniversite olarak konuşlanırken, kendini yeni nesil üniversite olarak tanımlıyor.
Bu tanımın içini de Rektör Prof. Dr. Naci Çağlar’ın sayesinde doldurduğunu söylersem sanırım abartmamış olurum. 4 yıldır üniversitenin rektörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Naci Çağlar’la “yapay zeka ve robotik üzerine” araştırmaların ağırlık kazandığı okulda, 4. sınıfa gelen her öğrenciye yapay zeka dersi zorunlu tutuluyor.
Üniversite kentle de bütünleşik bir eğilim içinde. Başta Yıldırım Belediyesi olmak üzere, BTSO, Bursa Ticaret Odası, BESOB’la pek çok projede, özellikle sanayi alanında birlikte çalışmalar yapan üniversite adını aynı zamanda konferanslar, paneller, festivaller, teknoloji yarışmaları, sergiler, fuarlarla da adını çokça duyuruyor. Türkiye’nin uluslararası teknoloji festivali TEKNOFEST’in de aynı zamanda önemli partnerlerinden biri olarak görülüyor.
Adı üstünde, teknik üniversite ama, sosyal bilimlerde de iddialı. 2023 yılından bu yana her hafta çarşamba günleri “BTÜ Konuşuyor” başlıklı etkinlik düzenliyor. Tam 6 sezondur yaptığı bu etkinlikte bugüne kadar Bursa’ya ve Türkiye’ye mal olmuş alanında katma değer sağlayan, marka isimleri işadamları, sanayiciler, akademisyenler, bürokratlar ve sektör temsilcilerini üniversitede konuk edip, öğrencilerle buluşturuyor. Üşenmedim saydım tam 64 katılımcıyı konuk etmişler.
Amaç, alanında rol model olmuş bu isimlerin deneyimlerinden, hikayelerinden yararlanarak öğrencileri sektöre hazırlamak, ufuk açmak.

Rektör Prof. Dr. Naci Çağlar’ın farkındalık yaratan BTÜ Konuşmalarının 65. ‘sinin konuğu bu sefer çok çok özel bir isimdi. Geleneksel Türk-İslam sanatlarından ebru ve hat sanatçısı, belki de yaşayan son ustalardan Fuat Başar.
Doğuştan hiçbir sanatsal yeteneği bulunmayan biri olarak (ya da kendimi daha bu konuda keşfedemedim). O yüzden üreten sanatçılara karşı hayranlığım hep olmuştur, tabii arabesk ile
günümüzün aktüel sanatçılarını kastetmiyorum. Ebru ve hat sanatının da yabancısıyım. Ancak belirteyim ki sanata yatkın en baba yetenekliler, ressamlar dahi suya damla damla renk verip, desen çizmeyi, elindeki kalemle özlü sözleri, hadis ve ayetleri yüzeylere estetik olarak yazmayı beceremez.
İşte “üstat” olarak bilinen Fuat Başar böyle biri. Kendisi aslında bir tıp doktoru. Ancak mesleğini yarım bırakmış. Çocukluğundan bu yana hayali olan ebru ve hat sanatına yönelmiş. 50 yılı aşkın meslek hayatında yurt içinde ve dışında 350’yi geçen karma sergileri olmuş. Araştırmaları yayınlanmış. 2009 yılında UNESCO ‘nun Somut Olmayan Kültürel Miras çalışmaları kapsamında “Yaşayan İnsan Hazinesi” ünvanına layık görüldü.
Pek çok öğrenci yetiştiren Fuat Başar Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü ile de onurlandırılmış bir sanatçı.
Medyadan biliyordum, kendisiyle Rektör Prof. Dr. Naci Çağlar’ın ile eşi Berna Çağlar’ın özel davetiyle tanışma imkanı buldum. Benim için gerçekten özel anlardı. Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ile eşi Esen Yılmaz’ın, BTÜ Rektör Yardımcılarından Barış Tamer Tonguç ve Genel Sekreter Selim Uzun ile Yıldırım Belediyesi Başkan Yardımcısı Ayşe Ertan ile Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Safiye Şişman’ın katıldığı Hünkar Köşk’ündeki dar kapsamlı öğle yemeğinde özel sohbet imkanı da bulduk.

Alanında bir deha olduğu ortada. Ama bir o kadar da mütevazi, bir o kadar da samimi idi. Genelde siyasiler makam sahibi olunca, iş insanları da patron olunca, sanatçılar da meşhur olunca zamanla “güç zehirlenmesi” içine gidebiliyorlar. Fuat hoca da aksine bir mütevazilik, bir içtenlik, bir “hiçlik” vardı.
Moderatörlüğünü Aslan Özdemir’in üstlendiği üniversitede ki konuşmasında zaman zaman öğrencilere hayatından kesitler sunarken, ilginç özlü sözlere imza attı, zaman zaman nasihatlar da, uyarılarda da bulundu. İlim, bilim, din ve sanatın aslında birbirinden ayrılamayacağını anlattı. Hatta ebru sanatının fizikle bağlantılı olduğunu da söyledi. Uzun uzun notlar aldım.
İşte bazıları:
“Uzaktan eğitim diyorlar, büyük bir aldatmaca. Hocasız ilim de, bilim de, eğitim de olmaz”.
“İnsan öğrettikçe, öğreniyormuş”. “İlimde, bilimde ilerleyemezseniz sanatta da ilerleyemezsiniz”.
“İlimi, bilimi, sanatı kendimiz üreteceğiz, dışarıdan alınan ilim ilim olmaz, sanat sanat olmaz”.
“İlimde de, bilimde de, sanatda da maneviyat olmadan olmaz”.

“Öğrencilerden beklentim, ilime, sanata sahip çıkarken inançlara da sahip çıksınlar. İnançsız ilim olmuyor, inançsız sanat da olmuyor”. “Yıllardır dinle bilim çatışması var. İlim eğer matematiğe dayalı değilse batıldır.”
“Her şey de ölçülü olmak lazım. İlim de, bilim de, sanat da, din de ölçüye dayalıdır. Ölçüsü olmayan ilim ilim ölçüsü olmayan sanat sanat değildir”
“İlimde de, sanatta da tekrarı yoktur, benzeri vardır ama aynısı yoktur. Bir ebru uygulamasının dünyada aynısını bulmanız mümkün değildir. Fizikte de böyledir. 2 atom birbirinin aynısı değildir.”
Naci Çağlar hocanın da söylediği gibi BTÜ Konuşmalarının bu sezonun sonuncusu olan bölüm gerçekten hem konu hem de konuk anlamında çok özel mi özel idi.