Geçen hafta Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in 2 yılını değerlendirdiği toplantısıyla ilgili yazımın giriş bölümünde CHP’li Mustafa Bozbey’in gözaltına alınmasıyla ilgili partisinin polisle karşı karşıya kalmasından dolayı iyi bir sınav veremediğini anlatmış ve demiştim ki;
“Mustafa Bozbey’in 29 Mart’ta evinde gözaltına alınmasıyla başlayan siyaseten çalkantılı süreci CHP’nin çok da başarılı götürdüğünü ve partililerden beklediği desteği gördüğünü söyleyemem. Hatta Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekilliği seçimlerinin yapıldığı gün CHP’lilerin meclise girmeme kararı ve protestoları Ankara Yolu’nu kapatmaya kadar gidince mecburen izinsiz yürüyüşleri polisle, vekillerin ve belediye başkanlarının bulunduğu grubu karşıya bıraktı. Bu durum elbette istenmeyen görüntülerin yaşanmasına da yol açtı”.
Yazım üzerine CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk bir açıklama gönderdi. Kendisini Mestanlılar Dernek Başkanlığı’ndan tanırım. Devletçidir, milliyetçidir. Kavgacı değil, sağduyuludur.
Açıklamasını aynen aktarıyorum:
“Yazınızda belirttiğiniz gibi CHP’nin meclise katılmama kararı yok. Aday çıkarmama kararı var.
Çünkü belediye başkanı seçimi yapılmış, CHP’ye hem büyükşehirde, hem de İl Genel Meclisinde açık bir şekilde seçmiş. Büyükşehir meclis üyelerinin nasıl hesaplandığı belli. Bursa’nın değil kendi ilçelerinin temsiliyeti için seçiliyor. Eşit bir oyla meclis üyesi olmuyorlar. Bu seçimin hukuki bir boyutu olabilir ancak milli iradenin meşru yansıması olarak asla kabul edilemez.
Yoksa bugün CHP’ den seçilmiş Mustafa Bozbey’in Başkan Vekili Ak Parti’den olabilir mi? Seçilen sözde başkan vekili ama siyasi olarak tüm kadroları değiştiriyor. Dolayısıyla burası kabul dilebilir değil. Eğer Milli İrade diyorsa birisi. Bunu meclis konuşmamda da anlatmaya çalışmıştım. Ama bizim meclise girmeyi protesto ettiğimiz falan yok, bizim meclise alınmamamız var. Bu kısmı doğru değil. Biz meclise alınmadık. Ve polis zoru ile dışarıya çıkarıldık. Bundan dolayı da yürüyüş doğaçlama gelişti. Gerçek bu. Ben oradaydım ve bunu belirtmek istedim.”
…… ……
CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, açıklamasında anlayabildiğim kadarıyla belediye meclis üyelerinin seçilmesinin sistemsel olarak hukuki boyutunun olmadığını ve demokratik iradeyi yansıtmadığını söylüyor.
Doğrudur. Türkiye’de uygulamada bulunan seçim sisteminin tam anlamıyla milli iradeyi yansıtmadığını, temsilde adaleti sağlamadığını hepimiz biliyoruz. Bu adaletsizliğe rağmen Bursa seçmeni 2 yıl önce bir irade ortaya koymuş. Belediye Başkanını CHP’ye verirken, mecliste çoğunluğu AK Parti’ye vermiş. Yani belediyeyi tamamen yönetme erkini Yıldırım ilçesinde olduğu gibi bir partiye devretmemiş. Seçmen terazisini hassasiyetle dengeye oturtmuş.
……. ……
Elbette CHP’li vekilin açıklamasını çürütmek niyetinde değilim, ancak kamuoyunda bilgi kirliliğine yol açan bu konuyla alakalı siyasetin dışında “ortadan” farklı bir bakış açısını da aktarmak istiyorum.
Şöyle ki;
CHP Milletvekili Öztürk, içeriye alınmadıklarını söylüyor. Ak Partililere değil, o gün orada bulunan gazeteci arkadaşlara sordum. Dediği gibi olaylar doğaçlama gelişmiş. Ancak sağduyulu milletvekillerinden biri olarak partililerinin polisle karşı karşıya gelmesini önleyebilirdi diye de düşünüyorum. Gazeteci arkadaşlardan bir tanesi deneyimli polis muhabirlerinden.
Söylediği şu idi:
““Büyükşehir belediyesinin önünde kalabalık vardı. Hepsi de içeri girip meclisi izlemek istiyorlardı. Salonun fiziki durumu müsait olmadığı için, sadece içeriye belediye meclis üyelerinin alınacağı söylendi. Basın mensubunun alınmayacağı, onun yerine büyükşehir ve destek olarak da Yıldırım Belediyesi’nin kameramanları girebilir dendi. Ancak, CHP grubu buna tepki gösterdi ve olaylar oradan başladı. Meclis üyeleri içeri alınmadılar değil, kendileri girmedi. Partililer içeri girmek isterken kapıda izdiham yaşandı, birbirlerini ittiler hatta polis bu izdihamı önlemeye çalıştı, içeriye girmelerinin yasal olmadığını söyledi. İşte “polis müdahale etti” demeleri de buradan kaynaklandı. Hatta İl Emniyet Müdürü Kadir Gökçe de geldi. O yönetti. Sonra da Ankara Yolu’na çıkarak izinsiz yürüyüşe geçtiler. Trafik tıkandı. Polis yolu kapatmalarının yasa dışı olduğunu söyledi, defalarca açılması için ikaz etti ama grup duymazdan geldi, bir süre daha yürüyüşlerini sürdürdüler”.
O gün canlı yayın yapıldığı için bizler de ekran önünden takip ettik. Kanal 16 TV belediyenin attığı link üzerinden içerden yayını canlı verirken, AS TV ve Sözcü TV’de dışardaki protestoları verdi.
Polis muhabirliği deneyimi bulunan ve halen de yöneticiliğini yaptığı haber sitesinden asayiş haberlerini aktaran o genç gazeteci arkadaşa özellikle, altını çize çize sordum:
“Peki polis gerçekten güç gösterisinde bulundu mu?”
“Abla sen de polis muhabirliği yaptın, bilirsin ki polis böyle izinsiz olaylarda taviz vermez, sert girer ama burada önde milletvekilleri, belediye başkanları ve partililer olunca tüm kışkırtmalara rağmen gayet müsamahalı davrandı. Orantısız güç kullanmadı”