“Her yerde konut yapabiliriz, her yerde sanayi kurabiliriz ama her yerde tarım yapamayız”.
Çok doğru.
Bu sözler, Bursa’nın en modern ve en planlı kentleşmesine sahip, sosyo-ekonomik düzeyi en yüksek ve tabii ki rantın da en yüksek olduğu Nilüfer’in Belediye Başkanı Şadi Özdemir’e ait.

Bursa’nın gözbebeği Nilüfer ilçesi 90’lı yılların başından itibaren kentleşme ve sanayileşme anlamında öyle hızlı gelişti, öyle hızlı büyüdü ki hem yerelde hem de genelde cazibe merkezi haline geldi.
Kısa sürede imar rantı, toprak rantı derken, tabii ki beraberinde bugün Nilüfer’in emsal artışlarından kaynaklanan hormonlu binaların yükselmesiyle rüşvet alma-verme iddialarında 1999-2024’e kadar görev yapan 2 belediye başkanı ile bu ilçede konut üreten anlı şanlı müteahhitlerin neredeyse tamamının içeriye alınmasını getirdi.
Oysa gerçek Nilüfer bu değildi.
Bursa’nın yerlileri çok iyi bilir ki Nilüfer, Bursa’nın Karacabey Ovası gibi en verimli tarım arazisine sahiptir. Dağı, ovası, ormanı, merası, Nilüfer Çay’ı ve Uluabat Gölü ile bereketli toprakları enginar, kiraz, armut, incir, üzüm ve şimdi sadece adı kalan kestanesiyle meşhurdur.
İlçe merkezindeki yoğun yapılaşmanın yanı sıra 6 tane Organize Sanayi Bölgesi ile 5 binin üzerinde küçük ve orta ölçekli işletmeler boy göstermesine rağmen, hala topraklarının yüzde 75’i tarım, orman ve mera alanı olarak yer almamaktadır. Yüzde 25’ini ise konut alanları oluşturuyor.
İşte Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir için bundan sonra önemli olan bu toprakları korumak, çiftçi ile köylüyü destekleyerek, kooperatifleşmesine öncülük etmek, nitelikli üretim yapabilmesini sağlamak ve aynı zamanda bir turizm destinasyonu sağlayarak katma değeri arttırmak.
Yani bundan sonra imar rantlarıyla anılan bir Nilüfer yerine bereketli topraklarından dünya pazarlarına akan tarımsal ürünleriyle, leyleğiyle, gölüyle, dereleriyle adından söz ettiren yeni Nilüfer.
……. …….
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer’in bu yeni yol haritasının kodlarını Fadıllı Köy’ünde anlattı. Önceki sabah Başkan Yardımcıları Mahmut Demiröz, Serpil Altun, Bukle Erman, Okan Şahin, Zerrin Güleş ve Engin Karagöz’le basın mensuplarının karşısına çıkan Başkan Özdemir’in bu buluşmasına NOSAB Başkanı Erol Gülmez ile Fadıllı Köy Muhtarı Nail Gülmez de katıldı. Sanayici olup da tarım arazilerinin sanayiye açılmasına şiddetle karşı çıkan ender isimlerden biri olan Erol Gülmez’in de bu köyün çocuğu olduğunu belirtmeliyim.
…... ……
Açıkçası o sabah ki basın toplantısına önceden söz verdiğim başka bir toplantıdan dolayı katılma niyetim yoktu. Ancak, Yoldaş (Yüksel Baysal’ın) özel şoförü olarak mecburiyetten katıldım. İyi ki de gitmişim. Çünkü, bizi novigasyon İzmir Yolu üzerinden değil, içeriden eski köy yollarından götürdü. Çok uzun yıllar bu yolu kullanmamıştım. Yol boyunca ki bozuk olduğu için bir taraftan Yoldaş’a söylenirken, bir taraftan da CHP’nin mutlak butlan kararı sonrası yaşadığı iç bunalımı Ak Parti’ye mal etme çabasına cevap yetiştirirken, diğer taraftan sağlı sollu yeşillik içinde iyi ki bu yoldan gelmişiz dedim. Sanki burası Nilüfer değil... Bir tarafımızda enginar bahçeleri, diğer tarafta kiraz ağaçları. Leylekler desen arabanın hemen üstünden uçuyor.

Tabii bu arada sürekli sola dön, sola dön dediği için çıkmaz yola girdik. Baktım kaybolduk, hemen kendi cebimden navigasyonu açtım. Hep sağdan hep sağdan gidince anca köye varabildik!..
…… …….
Başkan Özdemir süreçte, ilçenin yeni imara açılmasını pek beklemiyor. En büyük korkusu yeni sanayi alanlarının kurulması. Daha doğrusu var olan sanayi alanlarının genişlemesi.
Dedi ki:
“Yeni sanayi alanı demek yeni trafik, yeni konut ve yeni imar alanı demek. Beraberinde göç demek. Nilüfer’in yaşam huzurunun bozulması demek. Tarım arazilerimizin kaybedilmesi demek. Bu baskı her yıl artarak devam ediyor. Korkarım ki bu gidişle 5 yıl sonra Bursa’nın nüfus yoğunluğu bakımından birinci ilçesi olacağız ”.
Peki çare ne ?
Başkan “Ortak akılla hareket etmeliyiz. Biz Nilüfer belediyesi olarak bazen büyükşehir belediyesinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilçemizdeki bir bölü binlik, bir bölü beş binlik planlarıyla karşı karşıya kalabiliyoruz. Bize danışılmadan, sormadan. Planlardan sonradan haberimiz oluyor. Yerinden yönetim diyoruz ama merkezi yönetimle karşı karşıya kalıyoruz. Bu nedenle ortak akılla hareket etmeliyiz" diye konuştu.
Devamında da üzerinde uzun süredir çalıştıkları kırsal turizm projesini anlattı.
“Köylümüz, çiftçimiz için alternatif gelir kapısı arayışlarımızda kırsal turizm ön plana çıkıyor. Fadıllı, Akçalar, Gölyazı ve Ayvaköy’ü kapsayan dörtlü bir turizm destinasyonu çalışmamız var. Bu kapsamda Gölyazı ile Fadıllı arasında yolcu taşımacılığı yapacak yüzen bir iskele projemizi hayata geçireceğiz. Yine Gölyazı’da antik amfitiyatroyu konser alanına dönüştüreceğiz. Ayvaköy’de Ayvaini mağarası var. 4.5 km’si botla gezilebiliyor. Bu mağarayı da aksa dahil edeceğiz. Buralara gençler gelsin istiyoruz, çadır kursunlar, havacılık ve doğa sporları yapsınlar. Böylelikle çiftçimiz hem tarımdan hem de turizmden gelir elde edecek”.
Proje anladığımız kadarıyla öyle çok maliyetli ve zaman alacak bir çalışmayı gerektirmiyor. Zaten bölge doğal destinasyona sahip. Önemli olan bunu ön plana çıkarmak.