Hayrettin ÇAKMAK

Hayrettin ÇAKMAK

hayrettincakmak@hotmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bu kadar yalan ancak K.K. ile mümkündür
22 Ekim 2021 Cuma, 08:10

Bu karikatür zatın psikolojik analizi; işin erbabı için bulunmaz bir hazinedir

Yalan çıtasını sürekli yükselterek örtmeye çalışan birisinden ülkeye fayda gelmez.

(R.T.Erdoğan)

Cumhurbaşkanımız kendisini yalanla itham ediyor, mahkemelerde tazminata Mahkûm ettiriyor ama hazret aynı telden çalmaya vites yükselterek devam ediyor.

Son zamanlarda Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP için dillendirilen eleştirel bir espri var. Altı okun yanına yedinci ok geldi "Yalancılık" diye. Aslında ok sayısını 7 yapmak yerine "Milliyetçilik" okunu çıkarmaları daha uygun. Çünkü HDP ile kol kola yürüyen ABD politikalarına kusursuz ram olan ve İktidar için Joe Biden'den keramet bekleyen bir partinin milliyetçiliğinden söz etmek ancak kara mizah olur.

Yanındakiler bilerek mi hata yaptırıyor ya da yetersiz danışman kadrosu mu var anlamak mümkün değil. Kendisinin çok yetersiz bir siyasi portre olduğunu biliyoruz.

Mersinden söz ederken "Gidin sahilde gezin bakalım, Güneydoğu'da böyle temiz sahili nerede bulacaksınız? Bulamazsınız." Gafını, coğrafya bilgisi eksikliğine verdik diyelim. Kendisi maliye hesap uzmanıdır. "Ben eski maliyeciyim, mal nasıl götürülür çok iyi bilirim" der ve "vergiyi asgari ücretten değil uyuşturucu tacirinden, kara para aklayanlardan, organ mafyasından al", demesi akım derken lokum (!) demenin dik âlâsıdır. Eski maliye müfettişi Akif Hamza Çebi de hemen Cafer uçtu (!) bez getirir misali "Bir faaliyetin suç olması bu faaliyetten elde edilen kazancın vergilendirilmesine engel değildir" dedi. Elbette değildir. Ama Kemal Bey; sanki o kanunsuz iş yapanlar o işleri serbest bir şekilde icra ediyor da kendilerinden yeterince vergi alınamıyormuş gibi konuşuyor. Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat bile "Kemal Kılıçdaroğlu aklını mı yitirdi? Diyerek isyan etti.

İnadına cehaletine bir örnek, Rize kökenli biri olarak ve işin doğrusunu bildiğim için gazeteci Murat Bardakçı yazısını hayretle okumuştum. Şöyle yazıyordu: "KK, geçen gün ortaya bir iddia attı, Rize'ye çayı getiren kişi İsmet İnönü'dür. Şemsiyesinin içine koyarak Rusya'dan getirmişti" (bu tip konuşmalar, çay ocağı önüne iki tabure atan eski kuşak alaylı partizanların, Bafra ya da Birinci sigarasını tüttürüp yaptıkları muhabbetlerde bile hafif kalacak iddialar. Ama KK bu. Böyle bir şey der mi? Der vallahi) Ancak; Rize'ye gidip, tepede "ziraat" denen yere çıkanlar, Modern çaycılığın kurucusu, ziraat mühendisi Zihni Derin'in büstünü de görürler. Hangi akla hizmet bu palavraları atarlar anlamak mümkün değil.

Keza İzmir Milletvekili Tuncay Özkan'da TV de Marmaray tünelini Ecevit yaptı demedi mi? Ya hu bunlara bilmediğimiz birileri kontrollü (!) bir şeyler mi içiriyor? Atatürk'ün kurduğu CHP ne hale geldi

CHP'de KK ile değişen başkanlık, partinin makas değiştirmesine de neden olmuştur. Ecevit; başkanlığı İsmet Paşa'dan yarışarak almıştır. 12 Eylül darbe sonrası Baykal bu göreve gelirken, arkasında 1970'lerin CHP'sini birinci parti yapan siyasi projenin emektarlığı ve birikimi vardı. KK ise 22 Mayıs 2010 tarihinden buyana başkandır. Başkanlık el değiştirirken o dönem parti yönetimi oyunu görememiştir. Bu durum

II. Beyazıt'ın "Kendi kendine ettiğin adem, bir yere gelse edemez alem" (bütün insanlar bir araya gelse; insanın kendi kendine ettiğinin edemez) sözünü hatırlatır. Hiçbir siyasi birikimi olmayan birine o koltuğu teslim etmek, adeta M sınıfı (motorlu bisiklet sürücü belgeli) birini TIR koltuğuna oturtmaktan farksızdır.

Bizim kültürümüzde bin düşün bir söyle, boğaz dokuz boğum, sekizini yut birini söyle gibi özlü sözler çoktur. Bazı kişiler vardır ki beyinleri ile dili arasında bir fren tertibatı yoktur. Aklına geleni söylerler. Dil sürçmesini kimse kusur bulmaz, herkesin başına gelebilir amma teammüden söylenen yalanları da adamın yüzüne vururlar.

CB Erdoğan, Rahmi Turan'ın yazısıyla gündeme gelen "Saraydaki CHP'li" iddiasına doğrudur diyen Kılıçdaroğlu'nu suçlayarak cevap verdi."Bunu haber yapan gazeteci kayıp. Bay Kemal senin hayatın yalan... Eğer yiğitsen ben cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum. Acaba sen genel başkanlığını ortaya koyabiliyor musun?" dedi ama nerde o yürek, At yalanı yalan sevsinler inanı çizgisinde devam.

Alman Yeşiller Partisi milletvekili (sözde) Ermeni soykırım tasarısı destekçisi Cem Özdemir'le tokalaşmasını inkâr ederken "Kendisiyle hiç muhatap olmadım" dedi. Kapı gibi fotoğraflar yayınlandı tek kelime düzeltme yapmadı. Yüzü kızarmadı.

Denizcilikte ki gibi Navtex mi ilan ettin nedir bu hal? Bu kadar da desteksiz atma gibi sözlere aldırış etmezler, çünkü bu tipler Yalana (her seferinde patlasa da); hava yastığı (airbag) olarak bakarlar.

Şaka bir yana şimdide kalkmış "siyasi cinayetler olabilir" zırvasıyla gündeme geldi. Yetmedi "memurları tarih vererek tehdit etti" Fikir fukarası olunca bu tip havaleler kaçınılmazdır. Unutmamak lazım "muhalefette tehdit eden; İktidarda tenkil eder (yok eder)" Belediye seçimlerinde hiç kimse işinden olmayacak dedi, binlerce işçi atıldı. Binlercesi mobbing uygulanarak istifaya mecbur edildi.

Muhalefetin yalanlarıyla, hezeyanlarıyla uğraşırken çevremizde neler oluyor. ABD ve Rusya Suriye'de anlaşıyorlar, ABD ve Fransa Yunanistan'ı birinci dünya savaşında İngilizlerin yaptığı gibi üzerimize salmak üzere, denizlerdeki (Misak-ı milli) Mavi Vatanımıza göz dikilmiş. ABD etrafımızı çevreleyerek ülkemizi bölme hesapları yaparken; Mavi Vatan için "saldırgan ve yayılmacı" ifadeleri en hafifinden müptezellikle izah edilebilir. Bu sorumsuz ifadeler Türkiye düşmanlarının ellerine koz vermektir. Durum çok ciddidir. Atatürk'ün koltuğuna oturuyoruz deyip, caka satanlara o dille uyarı yapalım. Biz ülkemizi ilelebet muhafaza ve müdafaa derdindeyiz. Siz de milli adımlar atın ki "dahili bedhahlardan" olmayın.