Hayrettin ÇAKMAK

Hayrettin ÇAKMAK

hayrettincakmak@hotmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
PR mı? Teammüden yalan mı? (2)
29 Mayıs 2020 Cuma, 08:09

Amerika'lı otomobil üreticisi Henry Ford'un "Reklam yapmak masrafla biterse, yapmamak iflasla biter" sözü serbest piyasanın olmazsa olmazlarındandır. Siyasi kampanyalarda da çözüm ve projeler bir ürün gibi seçmenin beğenisine sunulur.

İktidar sadece seçimi kazanıp ülkeyi yönetendir demek eksik bir tanımdır. Çünkü muhalefet de terazinin diğer iktidar kefesidir. Devletin hesabının verileceği ağır sorumluluklardan uzak bir iktidar halidir. Burada kalmak birinci kefeden çok daha kolaydır. Türkiye'de deyim yerindeyse ikinci iktidar kefesinde CHP çizgisi vardır ve "Müebbet Muhalefet" gibidir. Tahtını kimseye kaptırmıyor. Bu gün Türkiye'de yapılanlar; Erdoğan düşmanlığı şemsiyesi altında kümelenen muhalefet iktidarıdır. Nitekim Nazilerin Propaganda bakanı Josep Goebbels "İktidar için; düşman yaratın" diyordu. Çok partili dönemimizde, Menderes, Demirel, Özal ve bu gün de Erdoğan'ın düşmanlaştırıldığı bir muhalefet anlayışı vardır.

Geçen sene (2019) Türkiye'de yerel seçimler yapıldı. Seçimlerde CHP siyasi ortaklıklarını yukarıda belirtilen strateji üzerinde kurguladı. Aldatıcı bir reklam, Erdoğan karşıtlığında ilkelerin çiğnendiği bir birleşme (HDP ve İyi Parti aynı safta) Başarıyı getirdi. Hani bazı futbol turnuvalarında amatör bir takımın şampiyonları elediği sürprizler vardır ya; bu seçimde de bunu gördük. Süper ligde bir mahalle takımı var. Binali Yıldırım gibi Türkiye'de çok büyük projelere imzası olan bir adaya karşı allanıp pullanan bir amatör seçimden galip çıkarıldı. Burada işin reklam boyutuna baktığımız için diğer detaylara girmiyorum. Reklamın kitlelere ulaşımında "Medya" aracılık eder. Seçimlerin seyrini ters yüz etme gücünün bu gün sosyal medyada olduğu inkar götürmez. Benim "sosyal medya; erkeğin çocuk doğurduğuna sizi inandırır" olarak yaptığım ironi, medya gücünü tarif içindir. Çok önemli bir kitle bu ölçüsüz alandan bilgileniyor. Yine Hitler'in bakanı Goebbels'in "Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk sunayım." Sözünü kanıtlayan bir alan oldu sosyal medya. Rus'lar Berlin'e girene kadar Alman halkı, basın sayesinde Rusya'yı işgal ettiklerini sanıyordu.

BU GÜN YAŞANAN NEDİR?

"İyi reklam kötü malı çabuk öldürür" başaralı bir reklam, ürünü sattırır amma, o ürünü alanlar kalite ararlar. Kabaca bir kalite kontrol yapılınca; İstanbul halkının hayatını iyileştirme konusunda yapılan ne var? Ya da var mı?

Neredeyse AK Parti dönemi başlatılan bütün projeler durduruldu. Amma İBB on ay gibi bir süre içinde tam 9 milyar lira borca sokuldu. Mayıs başlarında getirilen teklifler İBB meclisinde engellenmeseydi borç 12 milyara çıkacaktı.

Devletin terör örgütü ile ilişkisi nedeniyle örneğin (yaralı PKK'lı teröristi gizlice tedavi ettirip dağa gönderdiği iddiasıyla belediye başkanı) görevden uzaklaştırılınca, destek ziyareti yapan bir İBB başkanı.

Seçim dönemi Eyüpsultan'da Kuran okuyup, sonra da sahabe isminin verildiği cadde ismini PKK'dan hükümlü birinin ismiyle değiştirmeye kalkan kişiye desteğe giden bir İBB başkanı.

İstanbul'da sel felaketi yaşanır, beyefendi tatildedir, döner iki fotoğraf verir tekrar tatile gider "tatil bana yakışıyor" diye de sorumsuzca laf eder.

Elazığ'da deprem olmuştur, başkan iki fotoğraf verir bir gece bile depremzedelerle kalamaz ama Palandöken'e tatile gider. Oysa kendisini seçenler organize olup, tatillerini yarıda keserek İstanbul'a gelmiş ona oy vermişlerdi. (sözcü gazetesinin iki yazarı Necati Doğru ve Yılmaz Özdil bile eleştirel yazılar yazdılar)

Görünen o ki seçim kazanmaya yönelik çalışmışlar, seçildikten sonra ne yapılacağı konusunda heybede bir şey yok. İster parti olarak bakın, ister ferdi olarak bakın bu noktada bir başarı hikayeleri yoktur. Erdoğan İstanbul'a seçildiğinde, susuz ama çöp, çukur, çamurla boğuşan, havası kirli bir şehri devir almıştı. Saydığım sorunların tamamı çözülmüş çok ciddi yatırımlar yapmasına rağmen borcunu da önemli oranda azaltmıştı. Bu günün İBB başkanı mizah kitaplarına konu hazırlarcasına "Temel ATMAMA töreni" yapıyor. Hala sosyal medya cilveleri ile işi götürmeye çalışıyor.

Müzmin Ak Parti muhalifi Can Ataklı'yı bile TV'de "beceriksiz..! Çapsız..!" diye haykırtan bir İBB başkanı var. Efendim Ataklı özür dilemişmiş (!) Ne demiş? "sözlerimin arkasındayım yalnız ifade ederken sert söyledim" demiş. (demek ki çapsızlık, beceriksizlik baki)

'ORGANİZE KÖTÜLÜK'

İş yapamayınca; siyasi komplo teorisi diyebileceğimiz eylemler görüyoruz. İBB koronavirüs salgınında eleştirilince; basın sözcüleri "organize kötülük" diye bir paylaşım yaptı. Özetle: İstanbul'da bazı duraklardan sırf başkanı başarısız göstermek adına sosyal mesafeye uyulmadan "organize" şekilde normalin üzerinde yolcu bindiğini söylüyordu. Haberi okuyan insanlar (ben dahil) bu yapılanı kabul edilemez buldu. İBB başkanı ise "Görüntüleri izlerken kanım dondu. Maça gitmiyorlar, sabah namazına gitmiyorlar, pazar günü iş güç de yok. Eğer siyaset buysa lanet olsun siyasete! Dünya değişti ama kafalar değişmedi" açıklamasında bulundu. Ayrıca savcılığa suç duyurusu yapıldı. Sonuç. Tek tek yolcu ifadeleri alındı, geriye doğru üç ay boyunca mukayese yapıldı. bir kısmı kamu ve özel sektörde çalışan işçi ve esnaf, büyük bir kısmı vardiyalı olarak çalışan kişiler ve işe gidip gelmek için bu hattı kullanıyorlar. Yolcuların ikamet ve iş adresleri otobüse bindikleri ve indikleri duraklarla uyumlu çıktı. Şimdi düştükleri bu rezil duruma ne denir? Kendilerine sor mutlaka kem küm ederler. Bence bunlara en hafifinden Hadi oradan artist..! Denir