Hava Durumu

Son Dakika

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

    Türkçe kime emanet

    Yazının Giriş Tarihi: 05.08.2022 08:10
    Yazının Güncellenme Tarihi: 05.08.2022 08:10

    Osmanlının külleri üzerinde yeni bir devlet kurduk. Yeni devlete şekil verirken birçok inkılâp (devrim) denemesi oldu. Harf ve Dil inkılâpları da bu zincirin birer halkalarıdır. O yıllarda dikkat çeken bir isim Hagop Martayan idi. TDK’da başkanlardan daha çok bu isim konuşulmuştur.  Atatürk tarafından TDK da başuzmanlık görevine getirilen “Bu Ermeni vatandaşımıza Türkiye’nin Türkçesi Emanet edildi” iddiası daima gündemde olmuştur. 1979 tarihinde TRT de kendisi ile yapılan bir programda, “çokça Atatürk’ün sofralarında bulunduğunu” ifade etmiştir. Bu herkese nasip olan bir durum değildir. 1934’te kabul edilen Soyadı Kanunu ile Atatürk'ün önerdiği "Dilaçar" soyadını kullanmaya başladı. Agop Dilâçar, Türk Dil Kurumundaki görevini 1979'daki ölümüne kadar sürdürdü. Agop, yaklaşık 50 yıllık görevi boyunca 40’a yakın Ermenice kelimeyi dilimize soktu. Bunların büyük bir kısmı kullanılmazken aralarında; avanak, godoş, kaban, moruk, madımak, mor, mucur,  pezevenk, tırtıl ve zangoç günlük yaşamda kullanılıyor. Dikkat ederseniz dilimize giren Ermenice kelimelerin büyük kısmı, küfür ve argo kelimelerdir. Agop Dilâçar’ın Türkçe ’ye bunları neden soktuğu ise bilinmez.  Atatürk soyadını kendisinin bulduğu söylense de TRT’de yaptığı o programda Soyadı olarak “önce Türkata demek istediler. Fakat Konya Mebusu Naim Hazım Onat ‘Türkata yerine Atatürk desek nasıl olur’ dedi Ruşen Eşref (TDK başkanı) de bunu kabul etti hemen gitti yukarıya (Gaziye) sordu kabul edildi. Diye anlatır.

    27 Kasım 1934 tarih, 2865 sayılı Resmi gazetede kanun metni aynen şöyledir.

    Madde: 1-Kemal öz adlı cumhur reisimize ATATÜRK soyadı verilmiştir.

    Madde: 2-Bu Kanun neşri tarihinde muteberdir.

    Madde: 3-Bu kanun Büyük Millet Meclisi tarafından icra olunur

    Bu tarihi bilgiyi niçin verdim? Dikkat edilirse kanun metninde Kemal öz adlı cumhur reisimize Atatürk soyadı verilmiştir diyor. Hani bize ilkokulda “senin adın Mustafa benim adım Mustafa bundan sonra senin adın Mustafa Kemal olsun” diye ezberletmediler mi?  Mustafa ismi kanun metninde niçin yok?

    Kemal isminin verilişi ile ilgili bir diğer rivayet ise, Gazinin sağlığında yayınlanmış bir Bulgar gazetesinde geçer; Atatürk’ün edebiyatta da çok başarılı bir öğrenci olması; ona Namık Kemal’in isminin verilmesini sağlamış Mustafa Kemal olmuştur. Her halükarda Mustafa birinci isim olarak varken burada neden kayboldu? Mustafa Arapça olduğu için budanmıştır diyeceğim amma Kemal’de Arapça. Bazı yazarlar Atatürk, Kemal olarak değil Kamal olarak kullanmıştır derler amma; resmi gazetede Kemal olarak geçiyor. Benim kafam karıştı anlayan varsa beri gelsin diyorum çünkü o vakitler her şeyin üzerinde bir toz bulutu var nedense. Hiçbir şey net gözükmüyor. 

    Biz gelelim Harf inkılâbına; en sert tartışma Kazım Karabekir Paşadan gelmiştir.

    İzmir İktisat Kongresi'nde bu yönde haberler alan Karabekir, “Bu fikrin müthiş bir felaket olduğunu Arnavut kavmi de pek geç anladı. Azerbaycanlı arkadaşlarımız da bu felakete düştü. Bugün hangi ecnebi ile görüşseniz ilk işiteceğiniz sözler: 'Türkçe güzeldir fakat harfleri fenadır.' Bir kuvvet bütün bir cihana bu propagandayı yapıyor. Latince kabul edilir mi? Kabul edildiği gün memleket herc-ü merce (allak bullak) girer.

    İşte düşmanlarımızın çalıştığı şeytankârane fikir budur. Sonra bizim dilimizi terennüm edecek hiçbir Latin huruf (harf) yoktur. Bugün Fransızca huruf o kadar karışıktır ki, bizim dilimizi, kabil değil terennüm edemez. Kutsal kitaplarımız, tarihimiz ve binlerce cilt âsarımız (eserler, kitaplar)  bu lisanla yazılmışken istirham ediyorum, böyle fikirler içimize girmesin. Sonra büsbütün lâl-ü ebkem (konuşamaz, şaşkınlık) olur.”

    Ali Seydi (Osmanlı’da muallimlik; idarecilik; müfettişlik; valilik; milletvekilliği yapmış; dönemin ilim, fikir, düşünce adamıdır. "ders kitapları" dâhil "90 (doksan) telif eser"in de müellifi olan bir şahsiyettir) “Alfabemizin başına 'şapka geçirmeğe' millî gurur nasıl katlanır? Eski kültür kurban edilir mi? Bunların en önemlilerini Latinceye çevirmek ise en az çeyrek yüzyıl alır. Bu arada birkaç yüz bin bedbaht Türk çocuğu, kitapsız, öndersiz, bilgisiz, kör cahil yetişir” diyordu

    Dönemin mizah dergilerinden Akbaba’da aşağıdaki mısralarla tartışmaya katılır.                                                   

    Bunca yıllık harfleriz, Güzeliz Latince'den.
    Latin harfi geçemez, Öteye Derince'den

    Yeni bir tarih yazılıyordu. Prof Fritz Neumark’ın “Sizler farkında değilsiniz ama Avrupalılar şu gerçeğin farkındalar: Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarsa, bugünkü tarihlerin yeniden yazılması gerekir.” Tespiti yerinde ve doğru bir tespittir Maalesef Latin alfabesini alıp eskisini yasaklayınca tarihle bağımız koptu. Yeni nesil istenen şekilde formatlanmıştır (biçimlendirilmiştir)

    Dilimiz Agop’ların eline bırakılacak bir dil midir? Sorusunu sormaya gerek yoktur. Çünkü Agoplar bu işin taşeronlarıdır.

    İsmet Paşa harf inkılâbının bizde tesiri ve büyük faydası, kültür değişmesini kolaylaştırmasıdır. Demiştir.

    Kültür ne demektir: En kısa tarifiyle, Bir milletin maddi ve manevi değerler bütününe kültür denmektedir.

    Kültürü oluşturan unsurlar nelerdir?

    Dil: Kültür unsurlarının başında gelir, kültüre ait bütün unsurları bünyesinde barındırır. Her millet yaşayışını dile yansıtır ve kültür öğeleri dil aracılığı ile yansıtılır.

    Din: İnanışların milletlerin hayatında etkisi açıktır. Bu sebeple din kültürü oluşturan önemli unsurlardandır.

    Gelenek – Görenek, Sanat, Dünya Görüşü ve Tarih unsur olarak kültürün birer fotoğrafıdır. Bu bilgiler karşısında; eski alfabenin yasaklanması, asırlardır kullanılan kelimelerin budanması ve nesebi gayrisahih uydurukça kelimelerle dilin genetiğini değiştirilmesi hangi amaçla yapıldıysa; tek cümle ile izah edilir: Tek atış, tam isabet! Boş konuşmuyoruz, sonuç ortadadır.  Bu gün bu ülkede öyle bir kesim var ki;  Atatürk, İnönü, Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak gibi yeni devletin kuruluşunda en ön safta yer almış isimleri yetiştiren Osmanlıya, Abdülhamit’e sövdüğü kadar İngilizlere sövmemiştir. İtalyanlara Fransızlara hatta Anadolu’yu işgal ettirdikleri Yunana bile bu kadar sövmemiştir. Bay Kemal ağzını açar Osmanlı’yı kötüler, sanki İstanbul’u babası fethetmiş, yetmedi ortağı Meral hanım Abdülhamit’i diline dolar.

     Ne demiştik? Formatlanmış nesil dedik ama bu format gayri milli bir formattır.

    Yorum Ekle
    Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
    Yorumlar