Merve Yıldırım

Merve Yıldırım

merveguney66@gmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Anne
27 Mart 2020 Cuma, 08:26

Koca bir şehre dayadım sırtımı. Derin bir iç çekiyorum köşemde. Şehir sessiz; sular boşa akıyor...
Meyveler olmuyor dallarda. Hayvanlar şaşkın; yerlerde izmaritin olmayışına...
Kuşlar uçmuyor; kestiler ayaklarını. Saat tıkır tıkır; usandı gelip gitmekten. Çay demini vermez; ekmek kendini kesmez oldu...
Işıklar sönmüyor bir türlü kimsede. Ezber ettim halının desenini...
Rüzgâr fena ötüyor. Gündüzler gecelere muhalif; sıcağı gören soğuğu getiriyor. Sol köşenin sıçanı bu aralar çıkmıyor; epeydir tıkırdatmıyor...
Oturduğum yerin izi düzelmiyor. Contası gitmiş; çeşme damlıyor. Çorabın teki de yok zaten...
Oysa hamledecek oldum; hamledilmesi ve halledilmesi gereken her şeye. Baktım ki; telvesi çoktan kurumuş içtiğim acı kahvenin. Kolonyayı ben mi dökecektim kendime?
Uyu ki geçsin dedim...
Kapının ağzını kapatamayanın paspasa söylediği şarkıya uyandım say. Saat durmuş. Masaya dökülen su çoktan kurumuş. Anladım uyuya kalmanın vahametini...
Uyumak insâniymiş de; uyutulmak pek bir şeytâniymiş.' Miş' gibiymiş yani. Sonra anlıyor insan birçok şeyi...
Bir kitap sayfasına sığışmıyormuş; sığıştırılmaya çalışılan sığışmayasıca...
Sırtını dayadığın o şehir de yalnız bırakıyormuş seni bir gün. Üstelik neden sırtını dayadığını bile unutturuyormuş sana. Kanıyormuşsun o da emiyormuş durmadan...
Cimri bir güneşi arıyormuş gözlerim. Iğıltıyı en tatlı şarkı zannediyormuşum meğer. Bıraktım kendimi tekrarlamayı. Cömertçe yoruldum hepsi bu...
Ve şimdi...
Kendimi dinliyorum. Sırtımı Allah' a dayadım bile. Meyveyi daldan değil de Allah'tan bekliyorum. Dursun saatler; ama ne. Kimin işi varmış ki saatle...
Uyutulmayacak kadar büyüdüm anne. Yazıyorum işte, yazıyorum yine...
Kirpiklerin bile takıp çıktığı şu dünyaya tamah etmiyorum. Allah' a bağlanıyorum tüm samimiyetimle...
Üstümü başımı toz eden bu illetten silkindim. Silkindim tiksindiğim her şeyden. Güvertede olduğumu hatırladım. Yeterince suyum varken, çamurla işim ne?
Anlatamıyorum kendimi, anlatamıyorum kimseye. Şu dağa taşa sığamıyorum, sığamıyorum anne. Nenemin ördüğü patiğe bakıyorum da; ne çok ağlamıştır ilmeklerin arasından. Dedemin köstekli saatini hatırlıyorum; duvardaki saat durdu, kimsesizim anne.
Alnımı koyduğum yer ıslak. Başım sıcacık göğsüne hasret. Ben kim miyim, ne miyim?
Anladım ben, çoktan anladım. Sırtımı senin değil; Rabbimin sıvazladığını hissettiğim an büyüdüm anne...