Merve Yıldırım

Merve Yıldırım

merveguney66@gmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Özgür kuş
14 Şubat 2020 Cuma, 08:05

Olduğu gibi sevmeli insan. Beklentilere boyun eğmemeli. Elbette her insan sevdiklerinden biraz ilgi ve bazı vazifelerini yerine getirmesini bekler. Bu çok ama çok normaldir. Ve asla ihmale getiril-memesi gereken bir durumdur. Tabii bu çoğu zaman tam olarak da karşılanmayabilir. Ama her şeye rağmen herkese ve her durumda doğal olmalı insan, samimi ve içten...
Doğallık ve samimiyet öyle güzel iki kelime ki; hiç bu kadar içinde kaybolabileceğiniz başka ifadeler tanımıyorum. Bu iki kelimeyi düşündüğümde zihnimde oluşan siluet, temiz bir gökyüzünde dilediğince kanat çırpan mutlu ve özgür bir kuş oluyor...
Bazı insanlar diğerlerine nazaran bir tık daha özgürlüğe aşıktır. Tıpkı benim gibi...
Beklentiler bu gibi kişilere ket vurur mesela. O yüzden gerçekçidirler. Ama bir o kadar da duygusal...
Bazıları da çok sevdiği kişilere bağımlı yaşamayı tercih eder. Yanlış anlaşılmasın bağlı değil, bağımlı! Bu kişinin eşi, annesi, babası, arkadaşı da olabilir. Hep karşıdakine bağlıdır ilişkileri ya da ağızlarından çıkacak tek bir kelimeye bakar bütün hayat serüvenleri. Genelde bu durumları yaşayan kimseler küçüklüğünde ya da ömrünün belli bir döneminde ciddi anlamda sevgi ya da şefkat eksikliği yaşamış olanlar olmaktadır.
Bir kimsenin birini düşünmesi, ona göre pozisyon alması, onunla üzülüp onunla gülmesinden bahsetmiyorum. Bu, hayatın ve en önemlisi Rabbimizin bizden isteği şey zaten... Fakat anlatmak istediğim; eğer yaşadığımız şey bunları yaparken abartıp hem karşımızdakine hem de kendimize bir birey olduğumuzu hissettirememekse; işte o zaman çok yanlış bir yerdeyiz demektir. Hareket alanının bir kişinin tarafından sınırlandırılması demek, biraz önce söz ettiğim o özgür kuşu kanadından tutup kafese koymaktan başka bir şey değildir.
Hani nerede o özgür kuş? Halbuki gökyüzünde birlikte uçmayı hayal ediyordu. Doğallığı ve samimiyeti neden kayboldu dersin? Bu güzelim hayatı yaşamanın lezzeti ve keyfi zaten tek başına sürülemez ki. Yalnızlık Allah'a mahsustur. İnsan sevdikleriyle nefes alır ve de keyif...
Özgür bırakmak demek'nereye gidersen git, umrumda değilsin' demek midir, yoksa 'sen uçunca daha mutlusun, senin mutlu olman ve kendini bulman beni de mutlu edecek' midir?
Bugün Sevgililer Günü'ymüş. Benim için önemli olmayan, fakat birilerinin anlam yüklemesiyle anlamlandırılan bu günün güzel değerlendirilip,diğer günlerin pas geçilmesi gerçekten mantıklı değil. Genelde kadınlar bu konuda daha hassas olduğu için ve yine bir kadın olarak şunu söylemeliyim ki; ne kadar severse sevsin hiç kimse kendilerine verilmiş rolü okumayı sevmez. Yani kimse kimseyi şartlı, koşullu, dayatmalı sevgi ile sevmez, sevemez. Aslında koşullu ya da dayatmalı sevgi diye bir sevgi çeşidi de yoktur zaten.
Güzelliklerin yaşanabilmesi için başkasının gün biçmesine gerek yok ki. Ya da sevdiğinizin aldığı hediyeye göre sevgi ölçümü yapmak sizi gerçek sonuçlara götürecek mi gerçekten? Lütfen gerçekçi olun. Duygusallık yerli yerince iyidir tabii ama acaba biz bu romantizmi yanlış yerlerde mi arı-yoruz, ne dersiniz?
Sevdiklerinizin sizin onları önemsediğiniz kadar önemseyip önemsemediklerini anlamak için bence biraz zaman verin. Yanınızda olmak isteyenler zaten yanınıza geleceklerdir. Seven kişi zaten sizi arayıp sormuyorsa doğru yeri bulmuş demektir.

Gerçeklerle yüzleşmek bazen can yaksa da bir insan bir ömür kendini kandırmamalı. Hayat kısa. Hiçbir şey sizin sağlığınızdan ve yüreğinizden daha önemli değil. Samimiyet ve doğallıkla sevdiklerinizi sımsıkı sarın ama o özgür kuşu da asla unutmayın...