Murat KUTER

Murat KUTER

muratkuter@yahoo.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Artık ....miş gibi yapmayalım!
23 Mayıs 2020 Cumartesi, 07:51

Ne hikmetse "miş" gibi yapmayı çok seviyoruz. Bu bize ne kazandırıyor? Emin olun bize sadece "hiç" kazandırıyor. İnsan egosu o kadar zehirleyicidir ki, "miş" gibi yapmaya başladığında, ona kendi de inanmaya başlar. Çünkü "miş" gibi yapmak işin kolayıdır. İnsanoğlu kolayı sever.

İnsanoğlu yalan söyleyerek, gerçeği başkaymış, gibi göstermeye çalışır ve yalan söylediğini/ söylediklerini kandırdığını zanneder. Halbuki kandırdığı kendisidir. Yalanlar üzerine kurulu olan işler/düşler/düzenler/planlar/yollar ve yolculuklar hep eninde sonunda, er veya geç bozulur.

DÜŞMEK-DÜŞÜRÜLMEK

Düştüğümüzde, düşürüldüğümüze inanırız. Suçu kendimizde aramayız. Neden düştüğümüzü sorgulamayız. Düşmeyi kendimize yediremeyiz ve düşürülmüş gibi yaparız. İşte burada bizi en büyük tehlike bekler. Düşmenin nedenini bulamadığınız/ aramadığınız/ sorgulamadığınız/kök nedenine ulaşamadığınız zaman düşmeye devam ederseniz ve hep kendinizi kandırarak düşürüldüğünüze inanırsınız. Düşürüldüğünüzün nedenlerini arka arkaya sıralamak/ona bir suçlu bulmak/bir başkasını sorumlu tutmak belki bir süre sizi rahatlatır, ama uzun vadede size kaybettirir.

ZEKİ DEĞİL, AKILLI OLMAK

Zeki olduğunu düşünenler hep bir takım mazeretlerle başarısızlıklarını başkalarına fatura edip, çeşitli gerekçelerle çevrelerini kandırabildiğini sanır. Halbuki kendini kandırır.

Bir soruna/sorunlara spontane çözüm bulmak, hemen bir refleks geliştirmek, palyatif çözümler üretmek anı kurtarır. Bir an için zeka belirtisi olarak bunu görebilirsiniz. Ama önemli olan o sorunun çözümüne stratejik bakabilmek, bir ve birkaç adım sonrasına odaklanıp onu görüp, ona çözüm bulmak için zeka değil, akıl gerekir. Akılcı/rasyonel düşünce ve de bakış açısı size hem zaman kazandırır, hem de gereksiz enerji harcamasını, kaynak tüketilmesini engeller.

İnsanoğlunun ilk dürüst olması gereken kişi kendisidir. Doğrularla yüzleşmek, gerçeği gerektiğinde kabullenip, ona göre çözüm yolları aramak, seçenekleri sıralayıp, çözüme ulaşacak yol haritalarını yapıp, "b planını", "c planını" oluşturmak önemli değil, hayatidir. Bu hayatın her alanı ve herkes için geçerlidir.

BİR HADİS

Bugün arife günü, yarın bayram. Bir hadisi anımsatmak isterim:

İbnu Amr İbni'l-As (r.a.) anlatıyor. Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:

"Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir haslet var demektir: Emanet edilince hıyanet eder, konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, husumet edince haddi aşar." (Buharî, İman, 2/ 24, (I,14)

İYİ BAYRAMLAR

Gerçeğimiz bol olsun. Yalandan uzak durup, kendimizi kandırmaktan ve aldatmaktan vazgeçelim. Yaşam insanlara verilmiş bir armağan. Bu armağanın ne zaman sona ereceği belli değil. Bizi diğer canlılardan ayıran temel özellik aklımız. Aklımızla yaptığımız seçimler bizim kaderimizi oluşturuyor.

Seçemediklerimiz belli. Ebeveynlerimizi, cinsiyetimizi, ırkımızı ve doğacağımız coğrafyayı seçemiyoruz. Dolayısıyla bunlar bize bir üstünlük sağlamıyor.

Yaşam denilen bu kısa tatilde, iyi ve doğru işler yaparak, kendimizi kandırmadan, ailemize, ülkemize ve insanlığa katma değer yaratacak, en azından doğru örnek teşkil edecek bir yaşam sürelim.

İyi bayramlar. Unutmayın "miş" gibi yapmayın.