Murat KUTER

Murat KUTER

muratkuter@yahoo.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bir şampiyonun ardından. Ah be Reşit!
21 Kasım 2020 Cumartesi, 08:54

1975 yılının sonlarıydı. Elimde Zenith marka fotoğraf makinam ve bir gariban flash. (O dönemler gazeteciler genelde kendi makinalarını kullanırdı.) Gazeteciliğe adım attığım günlerdi. Liseyi bırakmış, beklemeliydim. Tofaş Spor Kulübü kurulalı bir yıl olmuştu. Güreş takımı da oluşturulmuştu.

Gazetenin genç spor muhabiri olarak, bizi amatör branşlarla ilgilenmekle görevlendirmişlerdi. Büyüklerimiz Bursaspor'un peşindeydi. Bizim ömrümüz ise Merinos sahasında Kör Erdoğan ağabey ve Atatürk Spor Salonu'nda salon amiri Sabri Ağabey ile geçiyordu.

Hele Atatürk Spor Salonu'nda basketbol maçlarında masa hakemlerinde eksik olduğunda, maçı izlemenin yanında 30 saniyeyi çalıştırmak da bize düşüyordu. Ben, Levent Gencelli, Engin Aksöz, Cemal Ekentok adeta kardeş gibiydik. Geç geldiğimizde birbirimizden maç sonuçlarını alırdık.

İşte böyle bir ortamda Tofaş Güreş Takımı ile ve kurucu başkan Yalçın İpbüken ile tanıştım. 18'li yaşlarda ülkemizi milli takımlarda temsil eden sporcularla beraberdik. Atatürk Spor Salonu güreş minderinde antrenmanda, o dönemler Sırameşeler yurdunun arkasındaki Tofaşlı sporcuların kaldığı lojmanlarda, Kültürpark içindeki Tofaş lokalinde, Uludağ Yolu'ndaki Ferudun Pehlivan otelindeki kamplarda, Uludağ'daki kondisyon kamplarında hayatımız geçiyordu. Antrenör Muharrem Atik yardımcısı Fahri Yenigün, sporcular Ömer Sakızcı, Mehmet Yalçın, Mehmet Sarı, Mehmet Güçlü, Reşit Karabacak, Hüseyin Çokal, Nurettin Kurt, Ayhan Taşkın ve diğer sporcular.

İşte Reşit Karabacak'ı böyle bir ortamda tanıdım. Benden 3 yaş büyüktü. 74 kiloda güreşiyordu. Önce Tofaş'ın Türkiye şampiyonluklarına tanık olduk. Sonra 1976'da Koçani'de Avrupa Müesseseler Şampiyonluğu'na(Hiç unutmuyorum, o dönemin etkin gazetesi Hürriyet, birinci sayfasından ilk kez bir spor haberi veriyordu) ve diğerlerine.

Aradan yıllar geçti. Ben Bursa Erkek Lisesi'ni bitirip, spor akademisine gittim. Oradan master, doktora derken, 1985'de'te Tofaş Spor Kulübü'nde çalışmaya başladım. 10 yıl kondisyonerliğin ardından, 15 yılda yöneticilik yapma, 35 yıllık tarihini yazma onurunu yaşadım.

Bu arada güreş ile ilgim hep devam etti. Üç federasyon başkanı döneminde Güreş Federasyonu Eğitim Kurulu'nda görev yaptım. O günlerde hocalık yaptığım antrenör kurslarından tanıdığım isimlerden biri de şu anda Güreş Federasyonu'nun başarıyla başkanlığını yapan Musa Aydın'dı.

30 YIL KUTLAMASI

2006 yılına geldiğimizde, o dönem kulüp başkanlığımızı yapan Sevgili Efe Aydan, bana Nezih Olcay beyi bir arasana, dedi. Nezih Bey ile görüştüğümde, benden 30 yıl önce şampiyon olan kadroyu bir araya getirip, getiremeyeceğimi sordu. Ve bu gerçekleşirse bir kutlama yapmak istediklerini ifade etti.

O anda gözümün önünden o süreç bir film şeridi gibi geçmişti. Sonra işe koyuldum. İşte Bursa'da yaşayan Sevgili Reşit Karabacak ile bir kez daha bir araya geldik. Onun da yardımı ile tüm kadroyu(hayatta olan), antrenörleri ve işin Tofaş boyutunda o dönemin yönetici büyüklerimizi ve o dönem birlikte olduğumuz Bursa basınındaki arkadaşları bir araya getirip, bir 30. yıl kutlaması yaptık.

Kurucu başkanımız Yalçın İpbüken(daha sonraki yıllarda Güreş Federasyonu başkanlığı yaptı), Muharrem Atik, o dönem Tofaş yöneticileri, hepimiz duygu dolu anlar yaşamıştık.

Evet, perşembe günü Sevgili Reşit Karabacak'ı toprağa verdik. O bizlere büyük gururlar yaşatmış, bayrağımızı göndere çektirmiş ve İstiklal Marşımızı dinletmişti. Corona illeti onu da aramızdan aldı.

MUSA AYDIN'A TEŞEKKÜR

Bu Reşit'in zor günlerinde onu yalnız bırakmayan, ailesinin dışında bir de isim vardı. Güreş Federasyonu Başkanı Musa Aydın, Reşit'in zor günlerinde hep yanında oldu. Onun bu vefalı davranışını kutluyorum. Ve örnek olmasını istiyorum. Siz ayaktayken, herkes yanınızdadır. Önemli olan düştüğünüzde kimlerin yanında olacağıdır.

Reşit kardeşim mekanın cennet olsun. Karabacak ailesine ve güreş camiasına başsağlığı diliyorum...