Murat KUTER

Murat KUTER

muratkuter@yahoo.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Ekolojik, su ve digital ayak izi üzerine
31 Ekim 2019 Perşembe, 08:03

Önce iki kavramı açmak istiyorum. Ekolojik ayak izi mevcut teknoloji ve kaynak yönetimiyle bir bireyin, topluluğun ya da faaliyetin tükettiği kaynakları üretmek ve yarattığı atığı bertaraf etmek için gereken biyolojik olarak verimli toprak ve su alanıdır.
Su ayak izi ise bireyin veya toplumun tükettiği malların ve hizmetlerin üretimi için kullanılan veya üreticinin mal ve hizmet üretimi için kullandığı toplam temiz su kaynaklarının miktarıdır.
İnsanın doğal kaynakları tüketme hızı, doğanın kendini yenileme hızının %50 üzerine geçmiş durumda. Ekolojik ayak izi ölçümlemelerine göre, dünyadaki herkes bir Kuzey Amerikalı kadar tüketse 5, bir Avrupalı kadar tüketse 3, Türkiye'de yaşayan biri kadar tüketse 2 gezegene ihtiyacımız olacak.
Burada özetlemek istediği şu. Bu insanoğlu olarak doğaya bıraktığımız ekolojik ve su ayak izlerimiz ile doğayı kendini temizleme ve yenileme hızının çok üzerindeki bir hızla kirletiyoruz ve buna devam ediyoruz. Bunun sonucu ise Darwin'in söylemi ile "Doğaya uyum sağlayan türünü devam ettirir, sağlayamayan yok olur gider." mantığı ile baktığımızda insan uygarlığının yok oluşunu büyük bir hızla hazırlıyoruz.
Şimdi bu olumsuzluk ortamın yanında günlük yaşantımıza her gün daha çok girmeye başlayan digitalleşme ile digital ortama da digital ayak izleri bırakıyoruz. Peki bu ne demek?

DİGİTAL AYAK İZİ

Yaptığı her alışverişte, Google'dan yaptığı her sorguda, okuduğu her sayfada kullanıcı internet üzerinde dijital ayak izleri bırakmaya başladı, bu da her kişinin muazzam bir veri seti olarak tanımlanabilmesine yol açtı.
Bu durum karşımıza zaten dijital dünyanın içine mevcut koşulları görerek doğan birçok yeni nesil; Google, Amazon, Facebook vb. gibi şirketler çıkardı ve bu şirketler dünyanın kısa sürede en fazla para kazanan şirketleri haline dönüştüler.
Bilgisayar teknolojilerinin ucuzlayarak yaygınlaşması, internetin hayatımızın değişilmez bir parçası olması, son dönemde yapay zeka tabanlı çalışmalar, ister istemez iş yapış biçimlerini, ilişki kurma biçimlerini, eğlenme biçimlerini, kısaca yaşam biçimlerini çok ama çok derinden etkiledi.
Bir süre sonra artık insanoğlu rasyonel seçim yapma olanağını yitirip, yapay zekanın kendi önüne getirdiği seçimler üzerinden hareket edecek.
Halbuki bizim toplumumuz duygusal, sözel tarafı analitik tarafından daha kuvvetli bir toplum. Soyut kavramlara olan inanç, somut verilere olan inancın önünde gidiyor. Kararlarımızı duygularımıza, önsezilerimize, sağduyumuza göre veririz. Ayrıca birçok ülkede karşılığı olmayan vefa, gönül bağı, mahcubiyet gibi kavramlara sahibiz.
Belki de bir süre sonra bizler başkalarında olmadığını düşündüğümüz değerlerimizi yitireceğiz. Uygarlığı ekolojik ve su ayak izlerimizle yok ederken, insanlığımızı da digital ayak izlerimizle kaybedeceğiz.
Düşünmeyen, önüne gelen seçeneklerden birini seçen, yapay zekanın adeta esiri olmuş bir nesil insanlığı yönetirken, vereceği kararlarda, değerler üzerine değil, sayısal veriler üzerine iyiyi, kötüyü; gerekliyi, gereksizi belirleyecek.
Apokaliptik bir düzene doğru hızla evrileceğiz.
Hayırlısı.