Hava Durumu

Postal fetişizmi!

Yazının Giriş Tarihi: 05.02.2025 08:02
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.02.2025 08:03

1962'de Harp Okulu Komutanı Talat Aydemir, öğrencileri silahlandırıp, kendisine destek verenlerle birlikte Başbakan İsmet İnönü'ye karşı darbe yapmaya kalkar.

Başbakan İsmet İnönü, "Harbiyeli aldanmıştır" diyerek bir dizi sorgudan sonra Talat Aydemir ve ona destek veren isyancıları affeder. Affedilen öğrenciler de teğmen rütbesiyle mezun edilir.

Ne var ki; "Harbiyeli aldanmaz" diyen darbeci Talat Aydemir, affedilip teğmen rütbesiyle mezun edilen subaylarla birlikte bir yıl sonra yeniden darbe yapmaya yeltenir. Ne acıdır ki; bu sefer kan da dökülür...

***

Bu manidar hikayeden sonra başa/başlığa dönelim.

Fetişizmin toplumsal, ruhsal (cinsel) gibi farklı tanımları olsa da en geniş ve genelgeçer anlamıyla fetiş; doğaüstü veya büyüsel gücü olduğuna inanılan bir tür tapınma nesnesidir.

Daha çok ilkel toplumlara ait bir durum olarak anılır, ama "uğurlu" geldiği sanılan şeylere ilgi duyma şekliyle günümüzde de varlığını sürdürdüğünü pekala görebiliyoruz.

Siz ne dersiniz bilmiyorum, fakat fetiş kavramı en çok siyasette işlevselliğini koruyor gibi geliyor bana. Özellikle müzmin muhalefetimiz için fenomen olmuş bir fetiş türü var: Postal...

Girizgahta kısaca anlattığım acı tecrübeyle birlikte adeta bir darbeler tarihine dönmüş devletin ahir ömrüne rağmen, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinden çıkacak her hiza bozma hamlesini iştahla övmeye ve bu hamleyi iktidara, daha doğrusu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı bir kılıç olarak kullanmaya dair uslanmaz bir istek içinde muhalefet.

Oysa ki; zaten çivisi çıkmış devlet kurumlarının, en çok da ordunun yerli yerinde olması/durması gerektiğini herkesten fazla ve en çok da CHP olmak üzere muhalefetin savunması gerekiyor.

***

Bir süredir aslında hiç gündem dahi edilmemesi gereken bir hususu günlerdir tartışıyoruz. Konu malumunuz, Kara Harp Okulu mezuniyet töreninden sonra bir grup teğmen, korsan bir yeminle kılıç çekip, "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diye slogan attılar ve en disiplinli olması gereken kurumdaki bu sarsıcı disiplinsizliğin bir neticesi olarak da ordudan atıldılar.

Kimin aldatmasıyla kılıç çektikleri belli olmayan teğmenlerin aldığı cezanın "orantısız" olduğunu söyleyip, girişteki hikayeden bahisle, İsmet İnönü'nün affını örnek gösterenler var. Bunlar, nasıl bir postal fetişizmine kapılmışlar ki; o affedilenlerin bir yıl sonra kendilerini affedenlere karşı kılıç çektiklerini nasıl unutuyorlar, anlamış değilim.

Silahla oyun olmaz. Ordu demek, tepeden tırnağa ve tavizsiz bir disiplin demektir. Bu olay, hiçbir tartışmaya mahal bırakmayacak ve asla affedilmeyecek kadar disiplinsiz bir davranış olduğu aşikardır.

Kimse, "Erdoğan'ın askerleriyiz' deseydiler atılır mıydılar?" diyerek işi sulandırmaya falan kalkmasın. Kimse, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganının masumiyetine de sığınmasın. Kaldı ki; bu sloganın bile kelime anlamının ötesinde, siyasi bir slogan olduğunu; Mustafa Kemal'i kendi tekeline alıp kimlerin kimlere karşı ve ne amaçla kullandığını bilmeyen yoktur.

Sonu 28 Şubat'a çıkan o karanlık süreçte, Erbakan'ın, başbakan olarak gittiği Genel Kurmay'daki bir toplantı arasında namaz kılma isteğine karşılık bir subayın, "Aman, Çevik Bir görmesin" diyerek korkuyla hayıflandığını, akabinde daha çirkin şeylerin yaşandığını dönemin şahitleri çoğu yerde anlatırlar. Mustafa Kemal maskesiyle, milletin silahını millete doğrultan Çevik Bir'in bu arsızlığı acaba kimlere şirinlikti?

SON SÖZ:

Türk milleti, kendisini koruması, başını korkusuzca yastığa koyması için bir ordu besliyor. Helali hoş olsun, ayaklarına taş değmesin. Ne var ki; yıllardır beslediği ordusunun içinden çıkan satılmış/aldanmış, alçak, şeref yosunu darbecilerin doğrulttuğu namludan korunmak için ise korkarak başını yastığa koyuyor. Bu, olacak iş değil. Net söylüyorum, tıpkı, İsmet İnönü'nün affetmesine rağmen yine darbeye kalkışan Talat Aydemir'in asılması gibi; milletin parasıyla alınan tankları milletin üzerine süren Çevik Bir başta olmak üzere kokuşmuş, satılık darbeciler de asılmalıydı ve asılmalılar. Devlet, liyakat üzere kurumlar ve hukuk üzere kurallar ile devlet olur. Aksi halde devlet, canı sıkılınca darbe yapmaya kalkan, hükümete kılıç çeken, millete parmak sallayan satılmışların/aldanmışların elinde oyuncak olur. Böyle olunca da hem devlete hem millete yazık olur.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.