Dünya küçülmüyor… Aksine daralıyor. Savaşların gölgesi, ekonominin ağırlığı, siyasetin sert dili… Toplumun omuzlarına binen yük artık saklanamaz hale geldi.
Sokakta yürüyen insanın yüzüne bakın; bunu görürsünüz.
İşte tam da böyle bir atmosferde, A Milli Takım’ın Kosova galibiyetiyle gelen Dünya Kupası bileti, sadece bir sportif başarı değildir.
Bu, doğrudan doğruya bir moral arayışının sonucu.
Ama burada durup kendimize şu soruyu sormak zorundayız:
Bu sevinci ne kadar doğru okuyacağız?

Tam 24 yıl…
Bu sadece bir zaman dilimi değil.
Aynı zamanda Türk futbolunun kayıp yıllarının özeti.
2002’de dünya üçüncüsü olan bir ülke, neden bu kadar uzun süre o sahneden uzak kaldı?
Bu sorunun cevabı sadece “şanssızlık” değil.
Planlama eksikliği, istikrarsızlık ve günü kurtarma alışkanlığı.
Bugün gelen başarıyı alkışlayalım, evet…
Ama o 24 yılın hesabını da aklımızın bir köşesinde tutalım.
FUTBOL NEDEN SADECE FUTBOL DEĞİL? ÇÜNKÜ KAÇIŞ ALANI
Romanya maçından sonra Kosova ile oynanacak karşılaşma netleştiği andan itibaren ülkede ilginç bir sessizlik oluştu.
Gündem bir anda değişti.
Savaş konuşulmadı.
Ekonomi konuşulmadı.
Siyaset konuşulmadı.
Çünkü toplumun konuşacak mecali kalmamıştı.
Futbol burada devreye girdi.
Bir spor dalı olarak değil…
Bir kaçış alanı olarak.
O yüzden “futbol asla sadece futbol değildir” cümlesi romantik bir slogan değil;
bu ülkenin gerçeğidir.
MAÇIN GERÇEĞİ: SEVİNELİM AMA ABARTMAYALIM
Kosova deplasmanındaki 90 dakika…
Üzerine eklenen uzatma…
Evet, herkes nefesini tuttu.
Evet, zor bir maçtı.
Ama şunu da net söyleyelim:
Bu maç kusursuz bir oyunun hikâyesi değildi.
Kosova direndi.
Zaman zaman oyunu dengeledi.
Türkiye kazandı çünkü bireysel kalite farkı devreye girdi.
Ve o an geldi:
Kerem Aktürkoğlu.
Attığı gol sadece skoru değil, 24 yıllık bekleyişi bitirdi.

Ama bu gol bize şunu unutturmamalı:
Bu takım hâlâ eksik bir takım.
MONTELLA GERÇEĞİ: DOĞRU TERCİH AMA TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Teknik direktör Vincenzo Montella…
Eleştirildi, tartışıldı ama bugün gelinen noktada hakkını teslim etmek gerekiyor.
Takımı bir arada tuttu.
Dağınık yapıyı toparladı.
Ama şu gerçeği de gözden kaçırmayalım:
Montella bir sistemi başlattı ama o sistemi sürdürecek yapı henüz tam kurulmuş değil.
İtalyan basınının “Kutlama yapan tek İtalyan” başlığı hoş…
Ama bizim meselemiz manşet değil, sürdürülebilir başarı olmalı.
Bu takımın bir problemi var.
Ve bu problem gizli değil.
Net bir santrfor eksikliği.
Kenan Yıldız…
Arda Güler…
Hakan Çalhanoğlu…
Barış Alper…
Hepsi üst düzey oyuncular.
Ama bu oyuncuların ürettiğini bitirecek bir yapı yoksa, o kalite eksik kalır.
Deniz Gül umut mu?
Evet.
Yeterli mi?
Henüz değil.
Eğer bu sorun çözülmezse, Dünya Kupası’nda “iyi oynayan ama sonuç alamayan takım” oluruz.
Bu kadar net.
Asıl sınav şimdi başlıyor
2026 Dünya Kupası…
ABD, Kanada ve Meksika…
Rakipler:
ABD, Avustralya, Paraguay.
Bu grup ne kolay, ne de korkulacak bir grup.
Ama şunu açık söyleyelim:
Türkiye bu gruptan çıkamazsa, bu başarı yarım kalır.
Çünkü artık hedef sadece katılmak değil.
Yarışmak.
Evet…
24 yıl sonra gelen bu başarı önemli.
Değerli.
Kıymetli.
Ama bu hikâyeyi sadece bir “mutlu son” gibi okumak büyük hata olur.
Çünkü gerçek şu:
Bu daha başlangıç.
Ve eğer doğru dersler çıkarılmazsa…
Bu sevinç de diğerleri gibi hatıralarda kalır.
Ama doğru okunursa…
Yeni bir 2002 neden olmasın?
Ve belki o zaman gerçekten diyebiliriz:
“Bekle bizi Amerika” değil…
“Biz geldik Amerika.”
MUDANYA ÜNİVERSİTESİ’NDE BAYRAK DEĞİŞİMİ
Türkiye’nin yükseköğretim haritasında genç ama iddialı bir aktör olan Mudanya Üniversitesi’nde önemli bir görev değişimi yaşandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 26 Temmuz 2024 tarihinde rektör olarak atadığı Prof. Dr. Emin Karip, geçtiğimiz hafta düzenlenen törenle görevini, aynı üniversitede rektör yardımcılığı görevini yürüten Prof. Dr. Ahmet Kesik’e devretti.
Bu değişim, yalnızca bir görev teslimi değil; aynı zamanda kurumsal hafızanın korunarak yeni bir döneme geçişin işareti olarak okunmalı. Nitekim Prof. Dr. Karip’in üniversiteyle bağı kopmuyor. Mütevelli Heyeti Üyesi olarak görevine devam edecek olması, tecrübenin sistem içinde kalacağını gösteriyor.

Mütevelli Heyeti Başkanı Gıyasettin Bingöl’ün sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım da bu geçişin altını çiziyor. Karip döneminde üniversiteye kazandırılan değerler vurgulanırken, yeni rektör Prof. Dr. Ahmet Kesik’e başarı dilekleri iletiliyor. Bu yaklaşım, kurum içi uyum ve devamlılık açısından dikkat çekici.
Prof. Dr. Ahmet Kesik’in özgeçmişi ise yeni dönemin ipuçlarını veriyor. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Kesik’in, ABD deneyimi, Maliye ve Kalkınma Bakanlıkları’ndaki üst düzey görevleri, ulusal ve uluslararası birçok kurumda yönetim kurulu üyelikleri dikkat çekiyor. Akademi ile kamu yönetimini birleştiren bu profil, üniversitenin vizyonunu daha geniş bir alana taşıma potansiyeli barındırıyor.
Kısacası Mudanya Üniversitesi’nde yaşanan bu değişim, bir vedadan çok yeni bir sayfanın açılması anlamına geliyor. Bursa’nın tek vakıf üniversitesinde, gözler şimdi Kesik’in şekillendireceği yeni dönemde olacak.