Hava Durumu

Asgari ücrete ara zam yapılır mı? Kademeli emeklilik çıkar mı? İşte uzman yanıtı

Yazının Giriş Tarihi: 07.05.2026 08:04
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.05.2026 08:04

Nisan ayı enflasyon verisi açıklandı. Aylık yüzde 4,18, yıllık yüzde 32,37. Rakamların kendisi kadar ortaya koyduğu tablo da dikkat çekici.

Çünkü yıl sonu için yüzde 16 olarak belirlenen hedefe, daha ilk dört ayda neredeyse ulaşılmış durumda. Bu gelişme yalnızca ekonomik bir veri değil; aynı zamanda toplumsal beklentiyi büyüten bir kırılma noktası.

Bugün gelinen aşamada asgari ücretli ara zam ihtimalini konuşuyor, emekli ise refah payını daha yüksek sesle dile getiriyor. Artan fiyatlar karşısında herkesin ortak sorusu şu: Bu yük nasıl dengelenecek?

Bursa kamuoyunun yakından tanıdığı sosyal güvenlik uzmanı Özgür Erdursun, Bursa Hakimiyet’in YouTube kanalında yayınlanan, İrem Deniz’in hazırlayıp sunduğu Mahfel programında yaptığı değerlendirmelerle bu soruya net bir çerçeve çiziyor.

Erdursun’un özellikle altını çizdiği konu, kamuoyunda sıkça karıştırılan bir başlık:

“Zam ile enflasyon farkı aynı şey değil.”

ZAM DEĞİL, DENGELEME

Erdursun’a göre Temmuz ayında yapılacak düzenleme bir artış değil, bir telafi mekanizması. Çünkü zam dediğiniz şey geliri ileri taşır; enflasyon farkı ise yalnızca geriye düşmemek için verilir. Bu nedenle kamuoyunda konuşulan artışın, beklendiği gibi bir refah artışı yaratması zor görünüyor.

Rakamlar da bu değerlendirmeyi destekliyor. Ocak’tan Nisan’a dört aylık enflasyon farkı yüzde 14,64 seviyesinde.

Erdursun, Mayıs ve Haziran verileriyle birlikte bu oranın yüzde 16 ile 18 bandına çıkmasını bekliyor. Bu durumda bugün 20 bin lira seviyesinde olan en düşük emekli maaşı yaklaşık 23 bin 600 liraya yükselecek.

Ancak Erdursun’un dikkat çektiği nokta burada belirginleşiyor:

“Bu artış bir iyileştirme değil, alım gücünü koruma çabası.”

Yani yapılan artış, vatandaşın daha fazla tüketmesini sağlamıyor; yalnızca mevcut seviyeyi korumaya yetiyor. Eğer buna ek bir refah payı ya da yeni bir düzenleme yapılmazsa, artışın sahadaki karşılığı sınırlı kalacak.

Asgari ücret tarafında tablo daha da çarpıcı. Erdursun’un verdiği hesaplamalara göre, Ocak ayında 28 bin 75 liraya çıkan asgari ücret, enflasyon karşısında hızla eridi. Nisan itibarıyla alım gücü yaklaşık 24 bin 360 liraya geriledi.

Başka bir ifadeyle dört ayda yaklaşık 3 bin 700 liralık bir kayıp oluştu.

Erdursun bu tabloyu şu sözlerle özetliyor:

“Cebinize giren para aynı kalıyor ama alabildiğiniz ürün azalıyor.”

Bu durum yalnızca asgari ücretliyi değil, ücretle çalışan geniş kesimleri etkiliyor. Çünkü Türkiye’de asgari ücret, diğer ücretler için de belirleyici bir referans niteliği taşıyor. Erdursun da bu noktaya dikkat çekerek, asgari ücrette artış yapılmaması halinde genel ücret dengesinin baskı altında kalacağını vurguluyor.

Öte yandan hükümet cephesinden gelen açıklamalar, ara zam konusunda temkinli bir duruşa işaret ediyor. Erdursun da karar verici olmadıklarını hatırlatırken, sahadaki beklentinin oldukça yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle enflasyonun beklenenin üzerinde seyretmesi bu beklentiyi daha da artırıyor.

Erdursun’un bir diğer önemli tespiti de enflasyonun genel seyriyle ilgili. Geçen yılın ilk dört ayında yüzde 13 civarında olan enflasyonun, bu yıl aynı dönemde yüzde 15’e yaklaşması, hedeflerle mevcut tablo arasındaki mesafeyi açık biçimde ortaya koyuyor. Bu da enflasyonla mücadelenin sanılandan daha zorlu geçeceğini gösteriyor.

Geçtiğimiz günlerde dikkat çektiğimiz küresel etkiyi de bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Savaşın enerji maliyetleri üzerinden yarattığı baskı, yalnızca üretimi değil doğrudan tüketici fiyatlarını da etkiliyor. Erdursun’un değerlendirmeleriyle birlikte bakıldığında, enflasyonun sadece iç dinamiklerle değil, dış gelişmelerle de şekillendiği daha net görülüyor.

KADEMELİ EMEKLİLİKTE BEKLENTİ YÜKSEK, İHTİMAL ZAYIF

Bu tablo içinde öne çıkan bir diğer başlık ise kademeli emeklilik. EYT sonrası oluşan beklenti, bu kez 1999 sonrası sigortalılar için gündemde.

Erdursun bu konuda daha temkinli bir noktada duruyor. Kısa vadede böyle bir düzenleme ihtimalini düşük görüyor ve sistemin kaldırma kapasitesine dikkat çekiyor. Özellikle mevcut beklentilerin gerçekçi olmadığını vurgulayan Erdursun, daha dengeli ve sürdürülebilir bir modelin ancak uzun vadede mümkün olabileceğini ifade ediyor.

Ortaya çıkan tabloyu yine Erdursun’un yaklaşımıyla özetlemek mümkün:
“Enflasyon farkı verilir ama refah artışı için ayrı bir irade gerekir.”

Bugün gelinen noktada tartışma tam da burada düğümleniyor. Çünkü beklenti büyüyor, ancak verilen karşılık bu beklentiyi karşılamakta yetersiz kalıyor.

Ve geriye şu soru kalıyor:
Verilen enflasyon farkı, hayatla aradaki farkı kapatmaya yetecek mi?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.