Gazeteciliğin en önemli tarafı, olup biteni aktarmaktan çok, olacak olanı zamanında görmek ve çağrı yapmaktan geçer.
Bazen yazarsınız, bir süre sessizlik olur. Sanki suya yazmış gibi sonuç çıkmaz. Ama yine de siz görevinizi yapmış olursunuz.
Sonra gelişmeler peş peşe gelmeye başlar ve dönüp baktığınızda, tepkiler gelince sonuca ulaşmış olmaktan mutlu olursunuz?
İşte Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Sabiha Gökçen Havalimanı’na düzenlediği BBBUS seferleri meselesi de tam olarak böyle bir süreç.
Bu köşede 31 Aralık 2025 tarihinde açıkça yazmıştım:
BBBUS hattı ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya.
O gün altını çizdiğim risk, bugün artık ihtimal olmaktan çıktı ve Bursa’nın gündemine oturdu.

Yazının ardından konu önce Ankara’ya taşındı.
İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, soru önergeleriyle meseleyi TBMM gündemine taşıdı.
Ardından iş dünyasından dikkat çekici bir çıkış geldi; DOSABSİAD eski Başkanı Nilüfer Çevikel, hattın işletmesinin Bursaspor’a verilmesi yönünde yeni bir formül önerdi.
Son olarak ise Bursa Kent Konseyi ile Emek ve Demokrasi Güçleri, Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde yaptıkları basın açıklamasıyla, bu sürecin sessiz sedasız geçiştirilemeyeceğini ilan etti.
Aslında bütün bu gelişmeler bize şunu söylüyor:
BBBUS meselesi artık sadece belediyenin ya da bir kurumun sorunu değildir. Bu, doğrudan Bursa’nın kazanılmış hakkı.
Hafızayı tazelemekte fayda var.
2017 yılında, Bursa’dan Sabiha Gökçen’e yolcu taşıyan özel firmalar arasında yaşanan tartışmalar, kavgalar ve ciddi güvenlik sorunları üzerine İstanbul Valiliği ve Ulaştırma Bakanlığı, bu işi belediyeler eliyle yürütme kararı aldı.
Bursa’da görev Büyükşehir Belediyesi’ne verildi ve BURULAŞ bünyesinde BBBUS seferleri başladı.

O günden bugüne sistem oturdu, büyüdü ve kurumsallaştı.
Bugün BBBUS; 28 otobüs, 105 personel, günlük 120 sefer ve yaklaşık 6 bin yolcu ile çalışıyor.
Yüzde 99 zamanında kalkış, yüzde 98 yolcu memnuniyeti gibi rakamlar, bu hizmetin neden sahiplenildiğini zaten anlatıyor.
Üstelik bu hizmet, kamucu anlayışla yürütüldüğü için fiyatlar da makul kaldı.
Tam bilet 565 TL, indirimli bilet 395 TL.
Şimdi sorulması gereken soru şu:
Bu tabloya rağmen neden bu hizmet ilk kez ihaleye çıkarılıyor?
Bursa Kent Konseyi’nin basın açıklamasında en kritik başlıklardan biri, ihalede ortaya çıkan rakamlardı.
BURULAŞ’ın cironun yüzde 37’si oranında teklif verdiği ihalede, özel firmaların yüzde 100’ü aşan teklifler sunması, meselenin özünü ortaya koyuyor.
Bu ne anlama geliyor?
Bu, kamusal hizmet mantığının devre dışı bırakılması, ulaşımın tamamen ticari bir faaliyete dönüştürülmesi demek.
Yani yolcu sayısı değil, yolcudan elde edilecek kazanç esas alınacak. Bu da kaçınılmaz olarak bilet fiyatlarının artması, sefer sayılarının ve hizmet kalitesinin düşmesi anlamına gelir.

Üstelik kayıp sadece yolcu tarafında olmayacak.
BBBUS’ta çalışan yüzlerce emekçi,
belediyenin 28 araçlık filosu,
yerel esnaf ve bu hattın yarattığı ekonomik döngü de bu süreçten doğrudan etkilenecek.
Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy’un ifadesiyle:
BBBUS, Bursa için yalnızca bir ulaşım hattı değil, sosyo-ekonomik ve kamusal bir değer.
Bu noktada bir hatırlatma daha yapmak gerekiyor.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, daha önce yaptığı değerlendirmede, Bursa’yı TBMM’de temsil eden tüm milletvekillerine açık çağrı yaparak, bu hakkın Bursa’da kalması için destek istemişti.
Bu çağrı son derece yerinde.
Çünkü bu konu, iktidar-muhalefet tartışmasına sıkıştırılacak bir konu değil. Bu mesele, Bursa’nın zamanıdır, konforudur ve şehir olarak elde ettiği bir avantajı.
BBBUS’un olmadığı saatlerde diğer firmalarla yapılan yolculukları bizzat yaşayan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
Normalde 1–1,5 saat süren yol, aktarmalarla, şehir trafiğiyle ve dur-kalklarla 3,5 saate kadar uzayabiliyor.
Oysa BBBUS, doğrudan otoyolu kullanarak, en geç 1 saat 15 dakikada Sabiha Gökçen’e ulaşıyor.
Bugün Bursa Kent Konseyi’nin yaptığı çağrı, sadece bir basın açıklaması değil, bu, Bursa’nın “Ben bu hakkımdan vazgeçmiyorum” deme biçimidir.
BBBUS seferleri kamusal bir hizmet olarak devam etmelidir.
İhale yoluyla özelleştirme girişimi durdurulmalı, bu hat Bursa’da kalmalıdır.
Çünkü bu mesele sadece bir ulaşım ihalesi değildir;
Bursa’nın kazanılmış bir hakkının, sessizce elinden alınmasıdır.