Hava Durumu

Bir bayram klasiği ve Bursa’nın bitmeyen ulaşım talihsizliği

Yazının Giriş Tarihi: 02.06.2026 08:02
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.06.2026 08:04

Gazeteciliğin cilvesidir…
Bayram gelir, herkes ya tatile kaçar ya da sıla-i rahim için yollara düşer. Siz ise çoğu zaman masada kalırsınız. Çünkü bu meslekte bayramın takvimi farklıdır. Tatil dediğiniz şey ikiye, bilemediniz üçe bölünür; idari izinler ise çoğu zaman kâğıt üzerinde kalır.

Ama zaman değişti.
Artık cebinizdeki telefon, sizi bulunduğunuz yerden bağımsız olarak mesleğin tam ortasında tutuyor. Nerede olursanız olun, görev başındasınız. Kaçış yok.

Yine de bu bayram küçük bir fırsat doğdu. Gazetelerin çıkmamasıyla birlikte biz de uzun zamandır ertelediğimiz bir yolculuğa niyetlendik.

Sıla-i rahim modasına uyduk ve Bursa’dan yaklaşık bin 500 kilometre uzaktaki Diyarbakır’a doğru yola çıktık.

Cuma akşamı başlayan yolculuk, ertesi gün öğleden sonra sona erdi. Tek sürücüyle altından kalkılacak bir mesafe değil. Kızımla direksiyonu paylaşarak vardık menzile.

Ancak yol boyunca bir gerçek bir kez daha yüzümüze çarptı:
Bursa’nın ulaşım talihsizliği hâlâ değişmemiş.

Bursa ile Ankara arasında hâlâ kesintisiz bir otoyol yok. İnegöl, Eskişehir, Polatlı… Her biri ayrı bir şehir geçişi, ayrı bir yavaşlama, ayrı bir stres. Mezitler’i ise anlatmaya gerek bile yok.

Ankara’ya ulaştığınızda ise tablo bir anda değişiyor.
Adeta “yol medeniyettir” sözünün vücut bulmuş haline giriyorsunuz. Ankara-Niğde otoyolu genişliği, konforu ve hız standardıyla mesafeyi kısaltıyor. Bursa’dan Ankara’ya gelene kadar çektiğiniz çileyi, bu noktadan sonra unutuyorsunuz.

Ama mesele tam da burada başlıyor.
Bursa-Eskişehir-Ankara hattında şehir geçişleri, hız sınırlamaları ve radarla geçen bir yolculuk… Kâğıt üzerinde kısa görünen mesafe, fiiliyatta uzayıp gidiyor.

Üstelik işin bir de mali boyutu var.
Devlet otoyolları bayramda ücretsiz ama kamu-özel işbirliğiyle yapılan yollar aynı dönemde ücretli. Gemlik-Bursa arasındaki kısa mesafeye ödenen ücretle kıyaslayınca insanın içi ister istemez burkuluyor.

Oysa yıllardır söylüyoruz:
Bursa-Ankara otoyolu projesi hazır. Kamulaştırmalar yapılmış, planlar tamam. Eksik olan tek şey siyasi iradenin düğmeye basması.

Bu yol bittiğinde tablo tamamen değişecek.
Bursa’dan Ankara’ya 3-3,5 saatte ulaşmak hayal olmayacak.

Madalyonun diğer yüzü daha da düşündürücü.
Hızlı tren…

Temeli atılalı 14 yıl oldu. Ama ortada hâlâ tamamlanmış bir hat yok. Bugün Konya’ya, Sivas’a ulaşan hızlı tren Bursa’ya gelse, 1500 kilometrelik yolu ortalama 200 kilometre hızla 7-7,5 saatte kat etmek mümkün.

Havayolu deseniz…
Yenişehir Havalimanı var ama sefer sayısı sınırlı. Bayram öncesi en yoğun hatlardan biri olan Erzurum seferleri bu kentte havaalanının onarıma alınması nedeniyle uçuşlar iptal edilmiş.

Diyelim ki bilet buldunuz, bu kez fiyatlar cep yakıyor.

Velhasıl…
İster tatil deyin ister sıla-i rahim…
Bursa’dan yola çıkıyorsanız, ulaşım başlı başına bir sınava dönüşüyor.

İşin ilginç yanı şu:
Biz doğuya gittik. Ankara’ya kadar olan kısmı saymazsanız, yolculuk Bodrum hattına göre daha rahattı. Nitekim bayram dönüşü sohbet ettiğimiz meslektaşım Selahattin Adıgüzeller, Bodrum-İzmir arasını 10 saatte gelebildiklerini söylediğinde bunu daha iyi anladım.

DİYARBAKIR VE MARDİN NOTLARI

Yolculuğun sonunda gördüğümüz tablo ise bir başka dikkat çekici başlık açıyor.

Bayram dolayısıyla Diyarbakır ve Mardin adeta dolup taşmış. Yerli turist akını öyle yoğun ki, bazı bölgelerde yürümek bile zor hale gelmiş.

Ancak bu yoğunluk iyi yönetilememiş.
Özellikle Diyarbakır’da, turist trafiğinin en yoğun olduğu bölgelerde kaldırımların neredeyse tamamı seyyar satıcılarla dolmuş durumda. Bu da yürümeyi bile eziyete dönüştürüyor.

Yerel basın bu duruma sert tepki göstermiş.
Şehrin bazı caddeleri için yapılan Afganistan benzetmeler oldukça ağır ama sahadaki görüntü de bu eleştirileri haksız çıkarmıyor.

Şu soruyu sormak gerekiyor:
Belediye yöneticileri bu tabloyu gerçekten görmüyor mu?

Evet, bölgede misafirperverlik üst düzeyde. İnsanlar samimi, sıcak ve içten. Ama turist yürüyemediği, rahat gezemediği bir şehirden döndüğünde ne anlatır?

Turizm sadece gelene kapıyı açmakla olmaz.
O kapıdan girenin nasıl ağırlanacağı, nasıl uğurlanacağı da en az o kadar önemli.

Her şeye rağmen…
Bayramı memlekette geçirmek güzeldi.

Ve bir kez daha gördük ki,
bazı şehirlerde bayram hâlâ bayram gibi yaşanıyor.

****

CHP’DE TARİH HATIRLATMASI: BÖLÜNMEK KOLAY, TOPARLAMAK ZOR

Bayram tatilinde bile durmayan bir siyaset gündemi…
CHP’deki tartışma ise artık sadece bugünün değil, yarının da konusu.

Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasındaki gerilim, karşılıklı toplantılarla yeni bir aşamaya taşındı.
Ekrem İmamoğlu da sürece dahil. Verdiği mesajların satır aralarında yeni parti kurulması da var.

Ancak bu tartışmaların ortasında, CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici’nin yaptığı tarihi hatırlatma, bugünü anlamak için önemli bir pencere açıyor. Kesici, merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ağabeyinin kızıyla evliliği dolayısıyla Demirel ailesinin damadı.

Kılıçdaroğlu tarafından da cumhurbaşkanı adayı olarak belirleneceği öne sürülen Kesici, 1970 yılında Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Partisi’nde yaşanan kırılmayı hatırlatıyor.
O dönem Adalet Partisi, yüzde 50’lere ulaşan oy oranıyla tek başına iktidarda.

Ancak parti içindeki ayrışma, Demokratik Parti’nin kurulmasıyla sonuçlanıyor.
Kadrolar güçlü, destek yüksek…
Aralarında Sadettin Bilgiç, Ferruh Bozbeyli gibi dönemin etkili isimleri var.
Hatta eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın açık desteği de alınmış durumda.

Ama sandık başka bir şey söylüyor.

1973 seçimlerinde Demokratik Parti’nin aldığı oy oranı sadece yüzde 13.
Yani bölünen büyük gücün, ancak dörtte biri.

Daha önemlisi şu:
Adalet Partisi de o bölünmeden sonra bir daha eski gücüne ulaşamıyor.
Siyaset sahnesinde dengeler kalıcı biçimde değişiyor.

Kesici’nin hatırlattığı bir başka kritik nokta ise yıllar sonra gelen itiraf:
Süleyman Demirel’in kendi sözleriyle,
“En büyük hatam, o bölünmeyi engellememekti.”

Bugünden bakınca, bu cümle sadece bir geçmiş muhasebesi değil;
aynı zamanda bugüne dair bir uyarı niteliğinde.

Çünkü siyasi tarih şunu defalarca gösterdi:
Bölünmeler sadece o anı değil, sonrasını da şekillendirir.
Ve çoğu zaman geri dönüşü olmaz.

CHP’de yaşanan tartışmalar elbette kendi dinamikleri içinde değerlendirilecektir.
Ancak Kesici’nin yaptığı hatırlatma, bu sürecin sadece bugünkü aktörlerle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.

Sonuçta mesele basit bir iç çekişme değil.
Bir partinin geleceği, hatta siyasetin dengesi söz konusu.

Ve tarih, bu tür kırılmaların bedelinin genellikle ağır olduğunu söylüyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.