Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, göreve geldiği günden bu yana aylık basın toplantıları düzenleyerek çalışmalarını kamuoyuyla paylaşıyor.
47 yıl sonra CHP’den seçilmiş bir büyükşehir belediye başkanı olarak bu toplantılara ayrı bir anlam yüklüyor. Çünkü Bozbey’e göre mesele sadece yapılan işi anlatmak değil, yapılanın hesabını verebilmek.
Yıllık değerlendirme toplantısı da bu anlayışın bir devamı olarak, aylardır dile getirilen başlıkların bir araya geldiği uzun ama bütünlüklü bir tablo ortaya koydu.
Soru–cevap bölümüyle birlikte üç saati aşan toplantı, biz gazeteciler açısından yer yer yorucuydu. Bunu inkâr etmek gereksiz. Ancak şeffaflık ve hesap verebilirlik başlığı söz konusu olduğunda, bu uzunluğun da bir karşılığı var. Bursa artık çok büyük bir metropol ve kronik sorunları var. Kamuoyu adına bunları takip eden gazeteciler de gelişmelerden haberdar olmak istiyor. Bir konu eksik kalsa bile soru -cevap bölümünde mutlaka gündeme getiriliyor.

Toplantıya dönersek;
Bozbey’in daha konuşmasının başında kurduğu şu cümle, yıllık değerlendirmesinin çerçevesini net biçimde çizdi:
“Şehri yönetenler hesap verebilmeli, şeffaf olmalı ve doğru bilgi verme sorumluluğu taşımalı.”
Bu vurguyu sadece sözde bırakmadığını, borçtan yatırıma, sudan ulaşıma kadar her başlıkta rakamlarla konuşarak göstermeye çalıştı.
2025 yılı Bursa için zor bir yıl oldu. Tarihinde görmediği ölçekte orman yangınları yaşadı kent.
Ciğerler yandı, yeşil alanlar zarar gördü. Bozbey, bu tabloyu anlatırken dramatize etmeden ama hafifletmeden konuştu. “Bahane üretmek için karşınızda değilim” derken, bir yandan afetlerle bir yandan da geçmişten devralınan ihmallerle mücadele ettiklerini açıkça dile getirdi.
Yangınların ardından ortaya çıkan dayanışmayı hatırlatması ise, Bursa’nın kriz anlarında nasıl kenetlenebildiğini göstermesi açısından önemliydi.
Toplantının omurgasını oluşturan başlıklardan biri planlama ve Kent Anayasasıydı. Bozbey, 2050 vizyonlu çevre düzeni planını sıradan bir imar belgesi olarak görmediklerini özellikle vurguladı. Üniversitelerden meslek odalarına, sivil toplumdan ilçe belediyelerine kadar geniş bir katılımla yürütülen bu sürecin, Bursa’yı günübirlik kararlarla değil, uzun vadeli bir akılla yönetme iddiası taşıdığını söyledi.
Yüzlerce toplantı, onlarca rapor ve binlerce görüşle hazırlanan bu çalışmanın, yeni yılın ilk aylarında kamuoyuyla paylaşılacak olması dikkat çekici bir mesajdı.

İLÇE BELEDİYE BAŞKANLARINA HEM UYARI HEM ÇAĞRI
Planlama başlığında en net ve en sert çıkış ise kaçak yapılaşma konusunda geldi. Özellikle ovadaki fabrika, depo ve kaçak yapılarla ilgili ilçe belediyelerine açık bir çağrı yaptı. “Derhal müdahale edin, asla müsaade etmeyin” sözleri, bu konuda taviz verilmeyeceğinin göstergesiydi. Gerekirse tespitlerin kamuoyuyla paylaşılacağını söylemesi, sorumluluğu sadece Büyükşehir’in değil, ilçe belediyelerinin de omuzlarına bırakan bir uyarı niteliğindeydi.
Konuşmayı izleyen bir arkadaşım geçmiş dönemde bu çalışmaların drone ile yapıldığını ve bunların halen büyükşehir envanterinde olduğunu hatırlatarak, Başkan Bozbey’in bunu kaçakların tespitinde değerlendirebileceğini söyledi.
Kentsel dönüşüm meselesinde Bozbey, yıllardır alışılan bakış açısının dışına çıkmaya çalıştı. Bir bölgeyi yıkıp aynı yere bina yapmanın kentsel dönüşüm olmadığını açıkça söyledi. Ona göre dönüşüm, insan hayatını önceleyen, güvenliği merkeze alan ve kentin bütününü gören bir süreç olmak zorundaydı. Deprem gerçeğinin, altyapıdan üstyapıya kadar tüm yatırımların temel referansı olması gerektiğini vurgulaması, bu yaklaşımın altını dolduran önemli bir ayrıntıydı.

KURAKLIK DEVAM EDERSE ÇINARCIK DA YETMEYECEK
Su başlığı ise toplantının en kritik bölümlerinden biri olarak öne çıktı. “Bursa’nın en hayati meselesi sudur” cümlesi, konuşmanın belki de en net tespitiydi.
Baraj doluluk oranları, kayıp-kaçak sorunu ve altyapı eksikleri saklanmadan anlatıldı. BUSKİ yatırımlarıyla hatların yenilendiğini, mevcut suyun korunmasının yeni kaynak bulmak kadar önemli olduğunu ifade etti. Kuraklık böyle devam ederse Çınarcık Barajı’nın bile Bursa’ya yetmeyebileceği uyarısı, sadece teknik bir bilgi değil, aynı zamanda bir zihniyet çağrısıydı. Hava kirliliğiyle ilgili maske alımı ve dağıtımı yapılacağını açıklaması da sorunun geldiği noktayı göstermesi açısından sembolik ama güçlü bir mesajdı.
Borç ve mali tablo başlığı, Bozbey’in üzerinde özellikle durduğu konuların başında geldi. Göreve geldiklerinde karşılaştıkları tabloyu gizlemediklerini, borcu inkâr ederek yönetim olmayacağını söyledi. İsrafın önlendiğini, bütçe disiplininin sağlandığını ve borç yükünün azaldığını rakamlarla anlattı. “Bize gelen para 3,3 milyon Bursalının parasıdır” cümlesi, bu yaklaşımın özeti gibiydi. Borçlanmayı bir yönetim biçimi olarak görmediklerini, yatırımların akılcı ve planlı bir bütçeyle yapılacağını vurguladı.
Başkan Bozbey’in gösterdiği tabloya baktığımızda da şunu gördük;
Nisan 2024’te 13 milyar TL olan borç, 2025 sonunda 9 milyar TL’ye düşürüldü.

Yüzde 31’lik bir azalma.
Bozbey bunu şu cümleyle bağladı:
“Bize gelen para, 3,3 milyon Bursalının parasıdır. Her kuruşun hesabını vermek zorundayız.”
Toplantının sosyal belediyecilik bölümünde ise, yardımı bir lütuf değil hak olarak gördüklerini söyledi. Emeklilerden gençlere, kadınlardan ihtiyaç sahiplerine kadar uzanan desteklerin, oy hesabıyla değil sosyal adalet anlayışıyla ele alındığını ifade etti. Bu vurgu, özellikle son dönemde sosyal politikalar üzerinden yürüyen tartışmalar düşünüldüğünde kayda değerdi.
Toplantıda en önemli konulardan biri de Bursa’dan BBBUS ile yapılan Sabiha Gökçen Havalimanı seferleriydi. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin havalimanından sefer yapması Bursalılar için büyük kolaylık ve yıllık bir milyon 570 bin yolcu taşınması da bunun işareti. Bozbey, toplantıda buranın kullanımıyla ilgili önümüzdeki günlerde ihale süreci yapılacağı hatırlatmasını yaparak, ‘Biz burayı Bursa adına yeniden istiyoruz. Bu konuda Bursa’nın 20 milletvekilinden de destek bekliyoruz’ dedi.
MAHFEL VE BURSALILARA HAKARET VURGUSU
Soru–cevap bölümünde toplantının tonu yer yer siyasallaştı. Vakıflarla yaşanan süreç ve Mahfel konusu gündeme geldiğinde Bozbey’in dili sertleşti. Mahfel’in Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne ait olması gerektiğini, buranın Bursa’nın hafızasında özel bir yeri bulunduğunu söyledi. “Mahfel’in pilavcıya dönüştürülmesi Bursalılara hakarettir” ifadesi, bu konudaki rahatsızlığını en açık haliyle ortaya koydu. Açılan davalarla Mahfel’i ve diğer tarihî yapıları yeniden kente kazandırma hedefinde olduklarını anlattı.
Bursaspor sorusu geldiğinde ise daha birleştirici bir ton kullandı. Enes Çelik ve yönetimini tebrik etti, Bursaspor’un kentin marka değeri olduğunu vurguladı. “Bursa yükselirse Bursaspor yükselir, Bursaspor yükselirse Bursa yükselir” sözleri, sporun şehirle kurduğu bağı anlatan net bir özetti.
ERKAN AYDIN DA SORULDU
Geçtiğimiz günlerde Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın hesabından atılan paylaşımı tartıştı. Aydın bu konuda yaptığı açıklamada, paylaşımın kendi bilgisi dışında yapıldığını savundu.
Bir yönüyle Büyükşehir Belediyesi’ni ilgilendiren paylaşımla ilgili soru üzerine verdiği yanıt da dikkatle not edilmesi gereken bölümlerden biriydi.
Bozbey, Ankara’ya Hatay Ulucami ile ilgili süreci genel başkan ve genel başkan yardımcılarıyla paylaşmak üzere gittiğini vurgulayarak, . “Diğer konu partinin konusu, gereğini genel merkezimiz yapacaktır” diyerek bu sürecin parti merkezine taşındığı mesajını verdi.
Bozbey, Erkan Aydın’ın kendisini aramadığını da sözlerine ekledi. Anlaşılan o ki bu konu Bursa’da daha çok tartışılacak.
Toplantının sonunda ortaya çıkan tablo şuydu: Mustafa Bozbey, bir yılı anlatırken aslında nasıl bir belediyecilik anlayışı benimsediğini de ortaya koydu.
Uzun, yer yer yorucu ama ayrıntılı bir toplantıydı bu. Bursa’nın önümüzdeki dönemde hangi başlıklar üzerinden tartışılacağını, hangi alanlarda kararlılık mesajı verildiğini ve hangi konuların yeni gerilim başlıkları olacağını görmek isteyenler için önemli ipuçları barındırıyordu.