Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, görevde geride bıraktığı 700 günü önceki akşam iftarın ardından düzenlediği toplantıyla kamuoyuna anlattı.
Seçilen mekân aslında sembolikti.

İki yıl önce yine Kültürpark içindeki Altınceylan tesislerinde adaylık lansmanını yapmış ve sahneye konulan koltuk üzerinden şu mesajı vermişti:
“Bu koltukta oturmak için değil, çalışmak için geliyoruz.”
Önceki akşamki toplantıya da bu hatırlatmayla başladı.
Biz gazetecilerin en çok şikâyet ettiği şeylerden biri, saatler süren ve çoğu zaman gereksiz ayrıntılarla uzayan basın toplantılarıdır.
Erkan Aydın’ın ekibi bu gerçeği görmüş olmalı ki masalara bırakılan kartların üzerine bir barkod yerleştirmişti.
Telefonunuzla okutuyorsunuz ve 700 günlük çalışmanın tüm ayrıntıları karşınıza geliyor.
Hem kâğıttan tasarruf var hem de zamandan.

Sunum da aynı mantıkla hazırlanmıştı: hap gibi.
Mesajlarını verdi, ardından soruları yanıtladı.
Prompter yoktu.
İrticalen konuştu.
Üstelik toplantı gereksiz yere uzamadığı için salonda ilgi dağılmadı.
Toplantının ana mesajı da netti:
700 günde seçim döneminde açıkladığı vaatlerin yaklaşık yüzde 70’i tamamlanmış durumda.
Önünde üç yıllık bir görev süresi var.
Geriye kalan yüzde 30’luk bölümün de bu süre içinde tamamlanabileceği mesajını verdi.
Ancak gecenin asıl tartışması, Bursa’da son aylarda gündemin ilk sıralarına yerleşen su faturaları oldu.
Soruyu da ben yönelttim.
Bilindiği gibi Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi, su faturalarına ilçelere ödenen katı atık bedellerini ekledi.

Ayrıca asgari tüketim kademesi 18 metreküpten 12 metreküpe düşürüldü.
Bu düzenlemenin ardından su faturalarının yükselmesi vatandaşın tepkisini çekti.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, son iki basın toplantısında faturaların yükselmesinde ilçe belediyelerinin uyguladığı katı atık bedellerinin etkili olduğunu söyledi.
Hatta ilçe belediye başkanlarına açık bir çağrı yaparak: “Getirelim meclise, oranları düşürelim” teklifinde bulundu.
Bu çağrıya ilk yanıta ilk eleştiri Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’dan gelmişti.
Önceki akşam ise aynı konu Erkan Aydın’ın gündemindeydi. Sorduğum soruya verdiği yanıt oldukça netti.
Aydın’a göre faturaların yükselmesinin ana nedeni katı atık bedelleri değil.
Kendi faturası üzerinden bir örnek verdi:
935 liralık su faturasının içinde 135 lira katı atık bedeli olduğunu söyledi.
Bu durumda katı atığın toplam fatura içindeki payı yaklaşık yüzde 10–15 civarında kalıyor.

Asıl artışın nedeni ise başka bir düzenleme:
Tüketim kademesinin 18 metreküpten 12 metreküpe düşürülmesi.
Yani vatandaş 13 metreküp su kullandığında otomatik olarak zamlı tarifeye giriyor.
Aydın’ın dikkat çektiği bir başka nokta da işin hukuki boyutu.
Katı atık bedelleri “kirleten öder” prensibine dayanıyor ve yasaya göre bu gelir yalnızca temizlik hizmetlerinde kullanılabiliyor.
Başka bir kaleme aktarılması mümkün değil.
Dolayısıyla görünen o ki Bursa’da su faturalarıyla ilgili tartışma henüz bitmiş değil.
700 GÜNÜN ÖNE ÇIKAN BAŞLIKLARI
Su polemiğinin gölgesinde kalsa da Erkan Aydın’ın 700 günlük sunumunda dikkat çeken bazı başlıklar vardı.
Bunlardan biri Bursa’nın deprem gerçeği.
Son yıllarda belediyelerin en çok üzerinde durduğu konulardan biri bu.
Aydın, bu konuda Çukurca’da kurulacak Afet Koordinasyon Merkezi’ni öne çıkardı.
Yaklaşık 50 bin metrekarelik bir alan afet lojistiği için hazırlanıyor.
Planlanan sistemde:
• Afet anında iletişimin kesilmemesi için özel kuleler kurulacak
• Mahallelere afet konteynerleri yerleştirilecek
• Termal kameralı dronlar kullanılacak
• Mobil afet kontrol karavanı devreye girecek
Bir diğer dikkat çekici veri ise afet toplanma alanlarının sayısı.
Osmangazi’de bu sayı 459’a çıkarılmış.

En dikkat çeken başlık bana göre üç cep telefonu operatörüyle yapılan anlaşma sonucu baz istasyonu görevi yapacak kuleler konusu. Çünkü geçtiğimiz yıllarda yıkıma neden olmayan orta şiddetli bir depremde hepimizin cep telefonları susmuştu. Saatler sonra ancak bağlantı kurabildik. Erkan Aydın da Kahramanmaraş depremleri sonrası 21 gün bu bölgede görev yapıp sorunu bizzat yaşadığı için önceliği bu konuya vermiş.
Sunumda en geniş yer ayrılan başlıklardan biri sosyal projeler oldu.
• 5 kreş hizmete açılmış, 3’ünün inşaatı sürüyor
• Yıl sonu hedefi 10 kreş
• Kent lokantalarında 400 bin kişi ağırlanmış
• Genç Kafe’lerin ziyaretçi sayısı 555 bin
Bir başka dikkat çekici detay ise çocuklara yönelik etkinlikler.
50 mahalleden 5 bin çocuk Bursaspor maçına götürülmüş.
Birçoğu hayatında ilk kez stadyuma girmiş.
700 gün içinde temel belediyecilik hizmetlerinden olan;
• 150 bin ton asfalt dökülmüş
• 70 bin metrekare kaldırım yapılmış
• Yaklaşık 20 park açılmış
• 700’den fazla parkın bakımı gerçekleştirilmiş
Temizlik hizmetlerinde ise “Şehrin Gözleri” adlı sistem devreye alınmış.
160 çöp kamyonuna yerleştirilen kameralar ve yapay zekâ destekli takip sistemiyle şikâyet oranının yüzde 4’e kadar düştüğü ifade ediliyor.
Son iki yılda:
• 103 tiyatro ve sergi etkinliği düzenlenmiş
• Etkinliklere 350 bin kişi katılmış
• 116 farklı atölye çalışması yapılmış
Kütüphaneler tarafında da yeni açılışlar var.
Osmangazi’de bugün toplam 13 kütüphane hizmet veriyor.
700 YILIN SEMBOLÜYLE 700 GÜN
Aslında Erkan Aydın’ın 700 gün vurgusu yalnızca görev süresinin bir hesabı değil.
Osmangazi Belediyesi bu yılı aynı zamanda Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı etkinlikleriyle anıyor.

Bundan birkaç ay önce Panorama 1326’da düzenlenen tanıtım toplantısında Aydın’ın kullandığı cümle dikkat çekiciydi:
“700 yıldır buradayız.”
Şimdi o tarihsel sembolizmin üzerine bir de “700 günlük hizmet” eklenmiş durumda.
Siyasette semboller önemlidir.
Ama son sözü her zaman vatandaşın günlük hayatı söyler.
Bursa’da bugün konuşulan konu ise tarih değil, su faturaları.
Görünen o ki önümüzdeki günlerde belediye meclislerinden basın toplantılarına kadar pek çok yerde aynı tartışmayı duymaya devam edeceğiz.
Çünkü…
Bu tartışma daha çok su kaldırır.