Hava Durumu

BUDO ve İDO fiyatları arasında ‘Bursa’ farkı

Yazının Giriş Tarihi: 10.12.2025 08:09
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.12.2025 08:11

Ahmet Ünal’ı yazılarımı takip edenler bilir… Hem mühendisliği hem hukuku bir arada düşünen, Bursa’nın ulaşımdaki açmazlarını masaya yatırırken yalnızca eleştiriyle kalmayan, çözüm önerileriyle tartışmayı zenginleştiren bir isimdir. Aynı zamanda sıkı bir Bursasporlu…

Geçtiğimiz aylarda hem kent içi ulaşım maliyetlerini hem su fiyatlarını karşılaştırmış, başka şehirlerle aramızdaki farkları göstermişti. Dün yine Ünal’dan bir elektronik posta aldım. Bu kez konu deniz ulaşımı… Daha açık söyleyelim: BUDO ile İDO fiyatlarının neden bu kadar farklı olduğu…

Maili okurken kendimi bir anda 2013’e dönerken buldum. Hatırlarsınız; Recep Altepe döneminde Bursa–İstanbul hattında tek söz sahibi İDO’ydu. “Esnek fiyat” adı altında bilet bedelleri kimi günlerde uçuyordu. Bursa’da yoğun tepki yükselince BUDO kuruldu, ilk sefer de Kabataş’a yapılmıştı. O günlerde rekabet, fiyatları hissedilir biçimde aşağı çekmişti.

Ancak zaman içinde BUDO küçüldü, sefer sayısı ve rekabet etkisi azaldı. Doğal olarak fiyat farkları da yeniden büyümeye başladı. Ünal’ın dikkat çektiği nokta tam da burası…

Gönderdiği fiyat karşılaştırması çarpıcı:

2019’da Bursa–Yenikapı ile Yalova–Yenikapı arasındaki yolcu ücretleri neredeyse birbirine yakındı. Bugüne gelirsek tablo değişmiş durumda.

Ünal’ın hesabına göre:

Bursa–Yenikapı: 575 TL ile 640 TL Yalova–Yenikapı: 305 TL’den başlıyor Yalova araçlı geçiş: 950 TL

Yani Yalova’dan araçlı geçiş bedeline, Bursa’dan neredeyse yolcu taşınıyor. BUDO’nun daha yüksek bir tarife oluşturması, İDO’nun da kendi hattında fiyatı yukarıdan tutabilmesine zemin hazırlıyor iddiası da dikkat çekici.

Hele Ünal’ın verdiği son örnek… Yarın için Yalova’dan araçlı geçiş 950 TL; aynı hatta yaya yolcu 320 TL. Ama Bursa’dan yalnızca yaya olarak gelmek isterseniz (kampanyalı tarifede bile) 625 TL.

Bu durumda haklı bir soru çıkıyor:

İDO Yalova hattında zarar mı ediyor, yoksa Bursa hattında daha yüksek kâr mı ediyor?

Gelelim meselenin Bursa açısından önemli tarafına…
Bu şehir yalnızca üretim merkezi değil; aynı zamanda Marmara’nın ikinci büyük kentidir. Deniz ulaşımı, Bursa açısından bir zorunluluktur. BUDO’nun kuruluş mantığı ticari rekabetten çok kamusal hizmetti. Dolayısıyla gelir gider dengesi gözetilirken ‘ulaşılabilirlik’ ilkesinin unutulmaması gerekiyor.

Yeni yıl tarifeleri hazırlanırken, özellikle BUDO’nun kâr politikası değil vatandaşın bütçesi gözetilmeli. En azından başlangıç noktasının bu olması beklenir. Çünkü Bursa’nın su fiyatında, otoparkta ve trafikte yaşadığı yük artık ulaşımda da hissediliyor.

Farklı bir deyimle…
Yalova ile arasındaki mesafenin bu kadar fiyat farkına dönüşmesi, Bursa’nın kaderi olmamalı.

METAL İŞÇİLERİ SAHAYA İNİYOR

Metal sektöründe haftalardır biriken gerilim dün yeni bir eşiğe vardı.

Türk Metal, masayı terk etti; bugün ise Başkanlar Kurulu “eyleme hazırız” mesajı verdi.

Hatırlanırsa dün köşede “bu masaya yalnızca sendikacılar değil, evine rızık götüren on binler oturuyor” diye yazmıştım.

Bugün sahadan gelen açıklamalar, o sözün sahada karşılık bulduğunu gösteriyor.

Başkanlar Kurulu toplandı ve ardından yapılan duyuruda, MESS’in tekliflerinin “kabul edilemez” olduğu açıkça ifade edildi.

Bir önceki yazıda da aktarmıştım; teklif makası henüz başlangıçta fazlasıyla açıktı.

Türk Metal’in ilk 6 ay için talebi %20 + 35 TL seyyanen,

MESS’in karşılığı ise %5 + 11,50 TL

Bu oranların metal işçisinin mutfak hesabına, markete nasıl yansıdığını hepimiz biliyoruz.
Kaldı ki takip eden dönemde herhangi bir teklif olmaması, sürecin ekonomik kalbini baştan tıkamış durumda.

Sosyal haklarda da tablo farklı değil.
İlk yıl için %25, ikinci yıl için sıfır teklif…
Bu, artan hayat pahalılığı gerçeği karşısında “taban” için ikna edici değil.

Başkanlar Kurulu açıklamasında şu cümle dikkat çekiyor:
“Üyelerimizin hak ve çıkarlarını korumaya kararlıyız.”

Bu sadece bir deklarasyon değil; önümüzdeki günlerde sahanın ısınacağına dair güçlü bir işaret.

Türk Metal, her dönem “masa” kadar “saha gücünü” de önemser.
Bu nedenle, açıklamada yer alan “yasal ve meşru eylemler” ifadesi, metal camiasında yeni bir aşamaya geçildiğinin habercisi.

Kısaca:
Metal işçisi beklemekten çok, sahada konuşmayı tercih ediyor.

Metal sözleşmesi, Türkiye’de özel sektörün en büyük toplu sözleşmesi.
Üstelik yalnızca metal fabrikalarını değil; yan sanayiden otomotive, lojistikten ev ekonomisine kadar çok geniş bir alanı etkiliyor.

Dolayısıyla bugün konuşulan her madde, yalnızca sendikanın değil, Bursa’da 60 bine yakın metal işçisinin aile bütçesi demek.

Bursa için mesele tam da bu:
Bu şehir sanayisiyle nefes alıyor; sanayi ise insanıyla ayakta duruyor.

Başkanlar Kurulu açıklamasının satır arasında şöyle bir cümle var:
“Eylemleri ortaya koymaktan çekinmeyeceğiz.”

Bu cümle masadan sahaya uzanan çizginin kalınlaştığını gösteriyor.
Yani süreç artık yalnızca bir müzakere değil; işçinin sahadaki varlığıyla belirlenecek bir güç mücadelesi.

Bir başka ifadeyle:
Metal işçileri sahaya iniyor.

Bugün geldiğimiz nokta, dün yazdığımız cümlenin altını daha da belirginleştiriyor:
“Metal işçisi artık masaya değil, kendi gücüne güveniyor.”

Bu cümle artık bir tespit değil, sahanın fiili gerçeği.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.