Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bursa, başkente en uzak şehir!
23 Kasım 2019 Cumartesi, 09:16

İYİ Parti'nin Bursa'dan seçilen Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu ve Ahmet Kamil Erozan, genel başkandan sonra parti politikalarında söz sahibi olacak mevkilere getirildiler. Tatlıoğlu, Kalkınma Politikaları, Erozan da Uluslararası İlişkiler Başkanı olarak görev yapıyor.

40 yıl dışişleri bakanlığındaki görevinin ardından siyasete atılan Erozan, dün İYİ Parti Bursa İl Başkanı Dr. Yahya Bahadır,il yönetim kurulu üyeleri ve Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi Ercan Özel ile birlikte Sönmez Medya'yı ziyaret etti. Meclis çalışmaları sona erdikten sonra hafta sonlarını Bursa'da geçiren Erozan, partililer, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarla bir araya geliyor.

Yaptığı görüşmeleri değerlendiren Erozan'a göre, vatandaş yaşadıklarından sonra sarıldı ve uyandı. Görüşmelerde bir şey anlatmaya gerek kalmıyor.

İktidarın ekonomi açısından 'tünelin ucunda ışık gözüktü' sözüne karşı muhalefetin 'Aman dikkat et o ışık üzerine gelen tren olmasın' uyarısında bulunduğuna işaret eden Erozan, muhalefetin bu konuda haklı çıktığını savundu. 'Erdoğan Erdoğan denildi ama artık Erdoğan'ın ötesinde bir sorun var' diyen Erozan'a göre, problemin asıl kaynağı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi. Bu sistemin başına kimi koyarsanız koyun sonuç değişmez. Bu nedenle telif hakkının İYİ Parti'de olduğunu söylediği iyileştirilmiş parlamenter sisteme dönülmesi gerektiğini ifade eden Erozan, çözüm yolunu ise şu sözlerle ifade etti: 'Tek yolu var. O da olması beklenen bir seçim. Bu seçim iktidarın kaybedeceği bir seçim olacak. O nedenle iktidarı kaybedeceği seçime ikna etmek kolay değil. Onların bu seçimi kurtuluş yoluna çevirmeleri lazım'

Erozan, Bursa'nın ulaşım sorunu ve hızlı tren ile ilgili soru üzerine ise çarpıcı bir tespitte bulundu: Bursa, şu anda başkentine en uzak şehir. Hızlı tren yok, hava ulaşımı yok. Karayoluyla Ankara'dan 4-5 saatte geliyorsunuz. Türkiye'nin bir ucundaki Kars'a bile daha kısa sürede ulaşılıyor.

'SOVYETLER OLMAMIZA RAMAK KALDI'

Türkiye'de son günlerde en çok tartışılan konulardan biri enflasyon ve işsizlik rakamları. Erozan, bu konuyla ilgili soruyu Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Dışişleri Bakanı olan Andrey Vladimiroviç Kozirev'in dönemin Başbakanı Demirel ile yaptığı görüşmeyi anlatarak yanıtladı.

Resmi görüşmelerden sonra Kozirev, Demirel'e çay kahve sohbetine gider. Sohbet sırasında Kozirev, Demirel'e dönerek, 'Sayın başbakan Sovyetler Birliği'nin en güçlü olduğu alan hangisiydi' Demirel, beklemediği soru üzerine düşünmeye başlar. Nükleer silahlar, uzaya gidiş, güçlü ordu, sporda ve sanatta başarı. Hangisiyle başlayayım diye düşünürken, Kozirev, 'ben sizi yormayayım' diyerek yanıtı kendisi verir ve başlar anlatmaya: 'En güçlü olduğumuz alan istatistikti. O kadar güçlüydük ki önce halkımızı aldattık. Sonra kendimizi, batıyı Türkiye dahil olmak üzere herkesi Sovyet ekonomisinin başarı öyküsü konusunda aldattık' Erozan, öyküyü anlattıktan sonra kendi yorumunu da yaptı: 'Eleştirerek söylüyorum bizim Sovyetler Birliği olmamıza ramak kalmıştır. Sadece istatistik meselesinde değil. Hak, hukuk özgürlük Sovyetler Birliği'nden farklı değil'.

BİR GAZETECİLİK, BİR GÖÇ VE BİR ÖLÜM...

TRT, Anadolu Ajansı, Bursa Hakimiyet ve Bursa Haber gazetelerinde uzun yıllar görev yapan Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti eski başkanlarından değerli meslek büyüğüm ve ağabeyim Musa Kazım Özer'i kaybettik.
Dün Gemlik'ten son yolculuğuna uğurladığımız Musa abinin cenazesinde, aklıma Yaşar Kemal'İn Demirciler Çarşısı Cinayeti kitabındaki unutulmaz cümle geldi: O iyi insanlar o güzel atlara binip gittiler...

İyi bir gazeteci olmanın yanı sıra çok derin hoşgörü sahibi naif bir insandı. En büyük özelliği ise insanlara destek olmak için gösterdiği insanüstü çabaydı. Diyarbakır'da uzun yıllar birlikte çalışmanın ardından biraz zorunlu da olsa doğduğumuz topraklardan Bursa'ya, göçümüzde de yollarımız ayrılmadı.


Onun dürüstlük timsali olduğunu birlikte görev yaptığımız hem Anadolu Ajansı'nda hem de Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti yönetiminde gördüm. Bazı konularda o kadar hassastı ki her ay sonunda, hem cemiyette hem de ajansta yapılan harcamaların şahsi olanlarını ayırır, kendi cebinden öderdi. Bazen maaşının yarıya yakını bu ödemelere gitmesine rağmen bundan asla vazgeçmezdi. Nur içinde yat Musa abi... Seni unutmayacağız...