Bursa artık sanayisiyle, nüfusuyla ve üretim gücüyle “devler liginde” yer alan bir metropol. Bu büyümenin en net göstergelerinden biri ise toplu ulaşım rakamları.
Geçtiğimiz hafta Bursa Hakimiyet’in internet sitesinde, Yazı İşleri Müdürümüz Coşkun Saitoğlu’nun BURULAŞ verilerine dayanarak hazırladığı haber, tabloyu net biçimde ortaya koydu.
Nisan 2026 verilerine göre Bursa’da sadece bir ayda 27 milyonu aşan yolcu hareketliliği var. Otobüslerde taşınan yolcu sayısı 18 milyonun üzerinde.
Detaylar daha da çarpıcı:
8,3 milyon öğrenci binişi, sistemin sosyal yükünü;
935 bin kişinin “Gittiğin Kadar Öde” sistemini kullanması, fiyat hassasiyetini gösteriyor.

Ve kritik bir veri:
1,5 milyonu aşan aktarma sayısı.
Bu tablo şunu söylüyor:
Bursa’da ulaşım artık tek hatlı bir hareket değil, çok parçalı bir yolculuk haline gelmiş durumda.

Bursa büyüyor ancak mevcut ulaşım sistemi aynı ölçüde esneyemiyor. Özellikle pik saatlerde yaşanan yoğunluk, artık geçici bir sorun değil, sistemin doğal sonucu haline gelmiş durumda.
Tam da bu noktada, uzun süredir Bursa ulaşımı üzerine teknik çalışmalar yapan İnşaat Yüksek Mühendisi Ahmet Ünal’ın önerisi dikkat çekiyor. Geçtiğimiz gün su konusundaki önerisini yazmış ve bu konuyu daha sonra yazmak üzere bırakmıştım.
Ahmet Ünal şunu söylüyor;
Emek–Şehir Hastanesi hattının devreye girmesiyle birlikte BursaRay, çok uzun ve kesintisiz bir hat haline gelecek. Bu önemli bir kazanım ancak aynı zamanda bir risk.

Çünkü hattın herhangi bir noktasında yaşanacak bir aksaklık,
tüm sistemi etkileyebiliyor.
ACEMLER MERKEZLİ YENİ MODEL
Ünal’ın önerisi net:
BursaRay hattı Acemler merkezli olarak üçe ayrılmalı.
Emek – Acemler Üniversite – Acemler Acemler – Kestel
Bu modelle birlikte sistem daha yönetilebilir hale gelebilir.
Olası arızalar tüm hattı kilitlemez, işletme esnekliği artar.
Önerinin bir diğer boyutu ise ücretlendirme.
Hat içinde seyahat eden yolcular için daha düşük ücret,
aktarma yapan yolcular için yeniden tarifelendirme öneriliyor.
Bu yaklaşım,
hem vatandaş açısından daha adil, hem de işletme açısından daha sürdürülebilir bir yapı anlamına geliyor.
Sonuç olarak…
Bursa’da ulaşım artık sadece yeni hat açmak meselesi değil.
Mevcut sistemi yeniden kurgulama ihtiyacı açıkça ortada.
Rakamlar büyümeyi gösteriyor,
yoğunluk sınırı işaret ediyor.
Soru şu:
Bursa bu yükü sadece taşıyacak mı, yoksa yönetmeyi de başaracak mı?
*****
PAŞADER’DE SEÇİM ZAMANI… BİRLİK Mİ, TARTIŞMA MI?
Bursa’da sivil toplum örgütleri şehrin görünmeyen ama etkisi güçlü damarlarından biri.
Özellikle Mustafakemalpaşalıların çatı kuruluşu olan PAŞADER, 34 yıllık geçmişiyle bu yapılar içinde ayrı bir yerde durur.
17 Mayıs Pazar günü Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapılacak genel kurul ise bu açıdan sıradan bir seçim olmanın ötesinde anlam taşıyor.
Mevcut Başkan Murat Tuncel, görevi Ömer Öksüz’den devralmıştı. Şimdi karşısında, turizmci kimliğiyle bilinen Ahmet Aydın var. Yeşil listeyle yarışacak Aydın’ın yönetiminde gazeteci Nail Kahraman’ın da yer alması dikkat çekiyor. Aydın ve Kahraman dün Bursa Hakimiyet’i ziyaret ettiler.
Yaklaşık 1500 üyenin katılımının beklendiği kongre, rakamın da işaret ettiği gibi ciddi bir temsil gücüne sahip.
Peki bu seçim neden önemli?
Çünkü bu kez mesele sadece bir başkanlık yarışı değil. Aynı zamanda derneğin son dönemde yaşadığı tartışmaların, kırgınlıkların ve yönetim anlayışına dair eleştirilerin sandığa yansıyacağı bir süreç.
Ahmet Aydın’ın anlattıkları bu tabloyu açıkça ortaya koyuyor.
Tüzük kongresinde yaşanan gerilim, salondaki üyelere yönelik sert ifadeler ve ardından gelen kopuş…
Aydın’ın ifadesiyle, “vizyonsuzluk” ve “cahillik” gibi ağır sözler, bir kırılma noktası olmuş.
Bu kırılma, akil insanların önerisiyle bir adaylık hikâyesine dönüşmüş durumda.
Bir başka dikkat çekici başlık ise derneğin faaliyetleri…
İftar organizasyonunun yapılmaması, geleneksel futbol turnuvasının yarım kalması, dernek binasının fiziki durumu…
Aydın ve ekibi ise tam da bu noktadan yola çıkıyor.
“Birleştirici olacağız” vurgusu, aslında mevcut tabloya bir eleştiri niteliğinde.

Projeler arasında yeni bir yerleşke, kültür-sanat etkinliklerine uygun bir kompleks, artırılacak burs sayıları var.
Ama asıl dikkat çeken cümle şu: “Süslü laflar değil, ayağı yere basan işler.”
Bu ifade, seçmenin önüne konulan en net tercih gibi duruyor.
Şimdi gözler 17 Mayıs’ta…
PAŞADER üyeleri sadece bir başkan seçmeyecek.
Aynı zamanda derneğin nasıl yönetileceğine, nasıl bir dil kullanılacağına karar verecek.
Sonuç ne olursa olsun, bu kongrenin kazananı ancak ve ancak ortak akıl ve sağduyu olursa anlamlı olacak.