Bursa, yüzyıllardır “su şehri” olarak anlatılır.
Hatta Evliya Çelebi’nin o meşhur cümlesi hâlâ kulaklarımızda: “Velhasıl Bursa sudan ibarettir.”
Ancak bugün tablo eskisi kadar romantik değil.
Küresel iklim değişikliğinin etkisiyle Bursa, su zengini bir şehir olmaktan uzaklaşıyor.
Üstelik mesele artık yalnızca baraj doluluk oranlarıyla sınırlı değil.
Suyun kendisinden çok, faturası konuşuluyor.
Geçtiğimiz günlerde yapılan BUSKİ Genel Kurulu’nda bu tartışmalara yanıt niteliğinde bir düzenleme hayata geçirildi:
Birinci kademe 0-12’den 0-15 metreküpe çıkarıldı İkinci kademe 16-20 metreküp olarak yeniden düzenlendi Bakım bedeli kaldırıldı Evsel katı atık bedelleri faturadan çıkarıldı 15 metreküpe kadar kullanımda yaklaşık yüzde 28 indirim açıklandı
Bu düzenleme, özellikle düşük ve orta tüketim grubunu kapsaması açısından önemli. Nitekim Başkan Vekili Şahin Biba’nın da ifade ettiği gibi, 15 metreküpe kadar tüketim yapan aboneler nüfusun büyük bölümünü oluşturuyor.
Ancak asıl soru şu:
Açıklanan indirim, faturaya ne ölçüde yansıyacak?

İNDİRİM VAR AMA ETKİSİ SINIRLI OLABİLİR
14 Mayıs tarihli yazımda da görüşlerine yer verdiğim İnşaat Yüksek Mühendisi Ahmet Ünal ile yeniden görüştüm.
Ünal’a göre düzenlemenin temel eksiği açık:
İndirim tüm kademelere yayılmadı.

Bu nedenle ilk kademede sağlanan avantaj, sistemin genelini değiştirmediği için sınırlı kalıyor.
Ünal’ın dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise şu:
12 metreküpe kadar tüketim yapan aboneler için, katı atık ve atık su bedelleri hariç tutulduğunda faturada belirgin bir düşüş oluşmayabilir.

Bu da şu anlama geliyor:
Açıklanan yüzde 28’lik indirim, her abonenin cebine aynı ölçüde yansımayacak.
Burada temel mesele, yalnızca fiyat değil, fiyatı belirleyen yapı.
Çünkü mevcut kademeli tarife sistemi, ortalama bir haneyi kısa sürede üst dilimlere taşıyor. Bu durum, ilk kademede yapılan indirimin toplam faturadaki etkisini sınırlıyor.
BURSA’NIN ÇELİŞKİSİ
Ortada açık bir tablo var.
Bir yanda, Çınarcık Barajı gibi yatırımlarla güçlenen su arzı…
Diğer yanda ise yüksek fatura gerçeği…
Bursa, sahip olduğu kaynaklara rağmen pahalı su kullanan şehirler arasına girmiş durumda.

Nitekim çok kısa bir süre önce suyu en ucuz kullanan şehirler arasında yer alan Bursa, bugün en pahalı şehirler listesinde üst sıralarda bulunuyor. Yapılan son düzenleme de bu sıralamayı değiştirmiş değil.
Bu tablo, basit bir fiyat artışıyla açıklanamaz.
Doğrudan planlama ve tarife tercihlerinin bir sonucudur.
Dolayısıyla mesele yalnızca “su pahalı mı” sorusu değil.
Asıl mesele, Bursa’nın su potansiyelinin neden dengeli bir maliyete dönüşmediğidir.
BUSKİ Genel Kurulu’nda alınan kararlar, vatandaşın yükünü hafifletmeye yönelik önemli bir adım.

Ancak mevcut haliyle bu düzenleme, sistemi bütünüyle değiştiren bir müdahale niteliği taşımıyor.
Bu nedenle kısa vadede bir rahatlama sağlansa da, uzun vadede aynı tartışmaların devam etmesi kaçınılmaz görünüyor.
Çünkü Bursa’nın önünde duran temel soru değişmedi:
Sahip olduğu suyu, doğru planlama ile adil ve sürdürülebilir bir maliyete dönüştürebilecek mi?
Öte yandan gözden kaçırılmaması gereken bir başka başlık daha var.

İlçe belediyeleri, su faturalarına eklenen katı atık bedelleri sayesinde çöp toplama hizmetini ya doğrudan yürütüyor ya da ihale yoluyla karşılıyordu. Bu kalemin kaldırılması, şimdi yeni bir tartışmayı beraberinde getirecek.
Zaten ciddi bir mali yük altında olan ilçe belediyelerinin bu hizmeti nasıl finanse edeceği ayrı bir soru işareti.
Bu noktada, geçmişte olduğu gibi çevre temizlik vergisinin yeniden belediyeler tarafından tahsil edilmesi seçeneği yeniden gündeme gelebilir.
Görünen o ki…
Bursa, suyu da faturayı da daha uzun süre konuşmaya devam edecek.