Bursa’da zaman zaman farklı başlıklar altında ortaya çıkan ama aslında aynı noktada birleşen tartışmalar var.
Çevre, yeşil alanlar, kent kimliği ve şehrin geleceği…
Bu tartışmaların son halkası ise Kalite Birliği (KALBİR) Başkanı Mustafa Karaman’ın yaptığı çağrı oldu.

Karaman’ın “Bursa sahipsiz değildir” başlığıyla yaptığı çıkış, yalnızca bir sivil toplum açıklaması olarak görülmemeli. Çünkü bu çağrı aynı zamanda Bursa’da sivil toplumun rolü, çevre duyarlılığı ve kent hakkı üzerine de yeni bir tartışmanın kapısını aralıyor.
Aslında konunun kökeni biraz daha geriye gidiyor.
Bilindiği gibi dünyada ilk kalite ve standart belgesinin hazırlandığı şehir Bursa. Bu nedenle kalite kavramı Bursa için sadece sanayi üretimiyle ilgili bir başlık değil; aynı zamanda tarihsel bir miras.
İşte bu mirasın unutulmaması ve yeniden gündeme taşınması amacıyla 2009 yılında 29 kalite gönüllüsü bir araya gelerek Kalite Birliği Derneği’ni kurdu.
Derneğin genel başkanlığını ise Bursa’da kalite ve TSE denildiğinde akla gelen isimlerden biri olan Mustafa Karaman yürütüyor.
Kalite Birliği’nin en dikkat çekici yönlerinden biri de alışılmış sivil toplum yapılanmalarından farklı bir model benimsemiş olması.
Dernek bağış kabul etmiyor, gelir getirici hiçbir faaliyet yürütmüyor. Amaç ise oldukça net: kaliteli milli üretimin desteklenmesi. Tüm üyeler gönüllülük esasıyla çalışıyor ve özellikle kamunun ulaşamadığı alanlarda kalite bilincinin yaygınlaştırılması ve üretimde standartların güçlendirilmesi hedefleniyor.
Kurulduğu günden bu yana “Milli Ses Ver” ve “Kalite Şehri Bursa” gibi projelerle Türkiye gündeminde yer bulan dernek, geçen yıldan itibaren yeni bir hedef belirledi. Karaman’ın ifadesiyle “Bursa kalitesinin Anadolu’ya ihracı.” Yani Bursa’da doğan kalite kültürünün Türkiye’nin farklı şehirlerine taşınması.
Ancak Karaman’ın son açıklaması kalite tartışmasının ötesine geçen bir çerçeve çiziyor.
Son yıllarda Bursa’da artan çevre sorunlarına dikkat çeken Karaman, bu kez doğrudan sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulundu. KALBİR tarafından gönderilen çağrı yazısında Bursa’ya sahip çıkılması için STK’ların ortak bir komisyon oluşturması öneriliyor.
Karaman’ın ifadeleri oldukça açık:
“Havayı, suyu, çevreyi, dereyi zehirleyenleri ifşa edelim. Kaçak yapı yapanı, kaliteyi kirletip satanı, tarım arazilerindeki talanı, söylenen yalanı ve görevini kötüye kullananları ortaya çıkaralım.”

Bu çağrı yalnızca çevre başlığıyla sınırlı değil. Karaman, özellikle Bursa’daki yeşil alanların korunması konusunda da dikkat çekici bir tartışma başlatmış durumda.
KALBİR’in merkez ilçe belediyelerine yaptığı başvurularla bazı yeşil alanların kimlere tahsis edildiği ya da kiralandığı sorulmuş. Ancak Karaman’ın ifadesine göre bu sorulara net bir yanıt alınamamış.
İşte bu noktada Karaman’ın mesajı oldukça net:
“Bursa’nın hakkı gasp edilemez. Bursa’nın yeşili yok edilemez. Bursa sahipsiz değildir.”
Karaman, Bursa’daki sivil toplum kuruluşlarına da doğrudan sesleniyor ve “Neden ve kimden korkuyorsunuz?” sorusunu yöneltiyor.
Aslında bu soru Bursa’daki sivil toplumun da önüne konmuş bir aynaya benziyor.
Çünkü Bursa’da sayıları yüzleri bulan dernek, vakıf ve platformlar var. Ancak şehirle ilgili temel konularda zaman zaman beklenen ortak refleksin ortaya çıkmadığı da konuşulan bir gerçek.
Karaman’ın çağrısı tam da bu noktada önem kazanıyor.
Çünkü KALBİR Başkanı yalnızca eleştirmiyor; aynı zamanda bir yol da öneriyor. Bursa’da sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelmesini, ortak bir komisyon oluşturarak kentle ilgili sorunları birlikte takip etmesini istiyor.
Karaman’ın çağrısında dikkat çeken bir başka nokta ise hukuki süreç vurgusu. KALBİR’in açıklamasına göre Bursa’daki bazı uygulamalarla ilgili olarak tarihi daha sonra açıklanacak bir günde Bursa Adliyesi önünde toplanılarak suç duyurusunda bulunulması planlanıyor.
Amaç ise çevreyi, yeşil alanları ve kent hakkını ilgilendiren konularda sivil toplumun ortak refleks göstermesi.

Karaman çağrısını şu sözlerle tamamlıyor:
“Bursa için ayağa kalkalım. Bursa’nın sahipsiz olmadığını gösterelim. Gelecek nesiller ve çocuklarımız için kalite şehri Bursa için var mısınız? Ayağa kalk Bursa.”
Şimdi merak edilen ise bu çağrının Bursa’daki sivil toplum kuruluşlarında nasıl bir karşılık bulacağı.
Gerçekten ortak bir platform kurulacak mı?
STK’lar bu çağrıya kulak verecek mi?
Ve belki de en önemlisi…
Bursa’da uzun süredir zaman zaman dillendirilen o tartışmaya güçlü bir cevap verilebilecek mi?
“Bursa sahipsiz mi?”
Mustafa Karaman bu sorunun cevabını çoktan vermiş görünüyor.
“Bursa sahipsiz değildir.”
Şimdi gözler Bursa’daki sivil toplumun vereceği cevapta.
Son not:
Kalbir Başkanı Mustafa Karaman’ın yaptığı çağrıya bugüne kadar Dünya Helal Birliği Başkanı Ahmet Gelir, Bursa Platformu Başkanı İsmail Hakkı Kavurmacı, Çevrem Derneği Başkanı Dr. Hüseyin Hüsnü Serdar, Bursa Tüketiciler Derneği Başkanı Sıtkı Yılmaz, Ahşap Derneği Başkanı Erkan Kalafat olumlu yanıt vererek destek açıklaması yaptı.