Nüfus, ekonomik ve sosyal kriterlere baktığınızda Bursa’ya hep ilk 5 kent içinde görüyoruz. Aynı durum maalesef üniversite sayısında geçerli değil. Fazla uzağa gitmeye gerek yok. Hemen yanı başımızda nüfus ve ekonomik büyüklük olarak Bursa’nın çok gerisinde yer alan şehirlerde bile Bursa’dan daha fazla üniversite var. Gerçi üniversite sayısının niceliğinden çok niteliği önemli ama yine de bu durum Bursa gibi devler liginde yer alan bir kente yakışmıyor.
1975 yılında kurulan ve 3 yıl önce isabetli bir kararla adının önüne Bursa’nın eklenen Uludağ Üniversitesi, geçen 50 yılda deyim yerindeyse ‘obez’ biçimde büyüdü. Kurulacak her fakülte ve yüksel okulun adresi burasıydı. Bu yıl ilk mezunlarını verecek diş hekimliği fakültesi ve yeni yüksekokulların açılmasıyla öğrenci sayısı 70 bine ulaştı. Hala eczacılık, iletişim, turizm fakülteleri açılması istekleri var.
Daha sonra kurulan Bursa Teknik Üniversitesi 15 yıl içinde büyüyerek gelişti. Ancak halen bu üniversitedeki öğrenci sayısı Uludağ’ın yüzde 15’İ kadar.
Vakıf üniversitesi konusunda, FETO terör örgütünün bu alandaki girişimi nedeniyle şanssızlık yaşayan Bursa, yıllar sonra gerçek vakıf üniversitesiyle 2022 yılında Mudanya Üniversitesi sayesinde tanıştı.
Bugün vakıf üniversitesi de dâhil olmak üzere Bursa’daki üç üniversitede kontenjanlar yüzde 100 doluyor. Ayrınca Bursa’daki liselerden mezun olan binlerce öğrenci de çeşitli illerdeki üniversitelere gidiyor.
AS TV’de yayınlanan Gözlem Kulesi programına konuk olan Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz ile hem akademik eğitim, hem 50’nci yılında üniversitenin hedeflerini konuştuk.

Bursa’nın yeni üniversitelere ihtiyacı var mı? Sorusunu yönelttiğim Rektör Yılmaz, ‘Bursa üç üniversiteden fazlasını hak ediyor’ dedikten sonra şöyle devam etti:
‘Bursa hakikaten ölçeğinden düşük hemen yakınımızdaki şehirlerde çok daha fazla üniversite var Türkiye’deki üniversite sayısının artış trendi biraz yavaşladı. Bu anlaşılır bir şey ama. Bursa özelinde baktığınızda hakikaten Bursa bir ya da iki tane daha devlet üniversitesi ya da vakıf üniversitesi kaldırır kapasitede’

Peki, burada Uludağ üniversitesinin katkısı ve payı ne olur? Sorusuna da Rektör Yılmaz, şu yanıtı verdi:
‘Hacim itibarıyla öğrenci sayısı itibarıyla Türkiye’de ilk üçteyiz. Benim aklımdan geçen daha makul bir çözüm anlamında şöyle bir şey var. Bir bölünme değil. Bizi kampüsten ibaret bırakacak çözümler. Bursa Uludağ üniversitesi her türlü desteği pekâlâ verebilir. Elbette bu toplumsal talep ve bir sürü konun bir araya gelmesi icap eder. Ama kampüsümüz bizim için son derece kıymetli markamız aynı zamanda kampüsümüzle birlikte oluşuyor. İlave üniversite konusunda hami üniversite modeli var. Biz hami olmaya her zaman hazırız.
Biz Bursa’nın eğitim hizmeti anlamında ve araştırma hizmeti anlamında yeterince yükü çektik artık nicelik olarak genişlemeyelim, nitelik olarak büyüyelim. Çünkü Türkiye’nin seçkinleri olarak adlandırdığımız ligin içindeyiz. Nicelik olarak bundan sonraki her genişleme nitelik konusunda düşüş yaşanır. Mevcudu koruyalım, yeni üniversiteler kurulursa desteğe hazırız. Genişlemeyi bizim üzerimizden yapmayalım. Güçlü olanları daha nitelikli oyuncularla donatalım.’
REKTÖR YILMAZ ÇITAYI YÜKSEK TUTUYOR
1975 yılında kurulan ve bu yıl 50’nci yılını kutlayan Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Bursa’nın gurur kaynaklarından biri. 70 bine yakın öğrencisi, 15 fakültesi ve 16 bin dönümlük kampüsüyle hem kentin hem de Türkiye’nin önde gelen eğitim kurumlarından.
Bu üniversitenin çok yönlü yapısı, sağlıktan mühendisliğe, sosyal bilimlerden fen bilimlerine kadar çeşitli alanlarda verdiği eğitimle dikkat çekiyor. Özellikle Meslek Yüksekokulları, ara ya asıl doğru ifade biçimi olan ana eleman ihtiyacını karşılama konusundaki başarısıyla sanayi ve hizmet sektörünün can damarı haline gelmiş durumda.
Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, BUÜ’nin araştırma üniversitesi olma yolunda ciddi adımlar attığını belirtiyor. Üniversitenin öğrencilerinin yüzde 10’unun lisansüstü öğrencilerden oluşması, bilimsel çalışmalara verilen önemi gösteriyor. Yılmaz’ın liderliğinde, akademisyenlerin atama kriterleri sertleştirilmiş, AR-GE koordinatörlüğü ve proje destek ofisi kurularak bilimsel verimlilik artırılmış.

Yılmaz’a göre, “Bir üniversiteyi diğerlerinden ayırt eden, dış fon çekebilme kabiliyetidir.” Bu nedenle, akademisyenlere ulusal ve uluslararası proje fonlarına erişim konusunda yol gösteriliyor. Yılmaz’ın, 2025 hedefleri doğrultusunda akademisyenlerden taahhüt alıyor olması, bu azmin bir yansıması.
Bursa gibi sanayi odaklı bir kentte, üniversite ile sanayi arasındaki işbirliğinin seviyesi kritik önemde. BUÜ mezunlarının, Bursa’nın büyük sanayi firmalarında yüzde 25-40 oranında yer alıyor olması, bu bağın doğal bir sonucu. Ancak Rektör Yılmaz, hedef çıtasını daha yükseğe koyuyor. Üniversitedeki bilginin sanayideki üretimle birleşmesi hem üniversiteye hem de Türkiye ekonomisine katkı sağlayacak. Üstelik bu projelerin sayısı ne kadar artarsa üniversitelerin süper ligi olarak adlandırılan ilk 23 arasındaki sırası da yükselecek.
Yeni bir gelişme de Teknopark konusunda yaşanıyor. Yüzde 100 doluluk oranına ulaşan Teknopark’ın Görükle’ye doğru uzanan alana doğru genişlemesi konusunda Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay ile birlikte planlama yapıldı. Sanayi Bakanlığından da destek alındı.
Rektör Yılmaz’ın verdiği bilgiye göre, mekânsal olarak genişleme üniversite-sanayi işbirliğini attıracak. Aynı zamanda teknoparkın altında faaliyet gösteren Teknoloji Transfer Ofisi daha dinamik hale gelecek. Üniversitedeki bilgi ile sanayiciyi buluşturma arayüzü görevini yerine getiren ofis için İstanbul’daki benzerleri incelenerek onları da geçecek yapı oluşturulması hedefleniyor.
YENİ HASTANE İNŞAATLARI NE ZAMAN TAMAMLANACAK?
Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi uzun yıllar ileri teşhis ve tedaviler için Güney Marmara’da tek adres konumundaydı. Şehir Hastanesi bu yükü biraz almış olsa da hastanenin önemi devam ediyor.
Rektör Yılmaz’ın verdiği bilgiye göre, 40 yaşındaki hastane binasının deprem güçlendirmesi geçtiğimiz aylarda tamamdı. Ancak 24 saat hizmet verilen bir tesis olduğu için sürekli bakım ve onarıma ihtiyaç duyuyor. Bunun sağlıklı hale gelmesi için yapı işleri daire başkanlığının bir birimi sürekli hastane içinde tutuluyor.

900 yataklı ana binaya ek hastanelerin yapımı da devam ediyor. Rektörlüğün karşısında kaba inşaatı tamamlanmak üzere olan Kadın doğum ve çocuk hastalıkları hastanesi 2027’de hizmete açılacak. 250 yatak kapasiteli hastane, ana binan da yükünü azaltacak. Tıp fakültesi acilinin üst tarafında kaba inşaatı bitmek üzere olan Organ Nakil Merkezi binasını ise hayırsever sanayici Hüseyin Akdemir tarafından yaptırılıyor. Bu hastanenin tamamlanmasıyla organ nakli denilince akla gelen üniversiteler olan Akdeniz ve İnönü üniversitelerinin yanına Bursa Uludağ Üniversitesi’nin de adı yazılacak. Diş Hekimliği Fakültesi binasını ise yine İbrahim Gülmez adlı hayırsever yaptırıyor. Bu fakülte de ilk kez bu yıl ilk mezunlarını verecek.

Kampüsle ilgili en önemli konulardan biri de öğrencilerin barınma ihtiyacı. Son yıllarda yapılan yatırımlar sonucu kampüsün içinde 12 bin 500 kapasiteli yurt binaları sayesinde bu alanda sıkıntı kalmadı.