Hava Durumu

Bursalı ekonomistten yıl sonu bilançosu; altın nereye koşuyor?

Yazının Giriş Tarihi: 30.12.2025 08:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.12.2025 08:07

2025’in son günlerinde, Bursa Hakimiyet’in YouTube kanalında yayınlanan Gözlem Kulesi programının final konuğu, Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yüksel Okşak oldu.

Yaklaşık dokuz ay önce yine aynı masada konuşulan öngörülerin önemli bir bölümünün gerçekleşmiş olması, bu yayını sıradan bir yıl sonu değerlendirmesinin ötesine taşıdı.

Çünkü Yüksel Okşak, 9 ay önce yaptığı değerlendirmede enflasyonun yüzde 30’un altına inmeyeceğini savunmuştu. Dedikleri çıktı. OVP’deki yüzde 21’lik hedefe ulaşamadı ve Yılsonu itibarıyla enflasyonun 30’un üzerinde gerçekleşeceği kesinleşti.

Programda, enflasyon başta olmak üzere faizden kura, altından gelir dağılımına kadar uzanan geniş bir çerçevede, Bursalı bir ekonomistin Türkiye ekonomisine tuttuğu aynaya bir kez daha baktık.

Doç. Dr. Yüksel Okşak’a göre 2025, sürprizlerle dolu ama bir o kadar da tanıdık bir yıl oldu. Pandemi sonrası küresel ekonominin zaten yüksek tansiyonla yaşamaya başladığını hatırlatan Okşak, jeopolitik risklerin ve küresel belirsizliklerin artık “yeni normal” olarak kabul edilmesi gerektiğini söylüyor.

ABD’den Avrupa’ya kadar birçok ülkenin, alışık olmadığı enflasyon ve faiz seviyeleriyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Okşak, dünyada yavaş yavaş bir dezenflasyon beklentisi oluştuğunu ancak bunun kâğıt üzerindeki kadar kolay bir süreç olmayacağını özellikle not düşüyor.

OVP VAR, HEDEF VAR; PEKİ İNANAN VAR MI?

Programın en çarpıcı başlıklarından biri, Orta Vadeli Program hedefleri ile hane halkının hissettiği enflasyon arasındaki kopuş oldu.

Okşak, geçmiş OVP’lere bakıldığında tabloyu şu cümleyle özetliyor:
“Türkiye bugüne kadar OVP’de ilan ettiği enflasyon hedefini hiç tutturamadı.”

Bunun nedenini ise üç temel aktör üzerinden anlatıyor:
Hane halkı, iş dünyası ve piyasa profesyonelleri.

Bu üç grubun beklentileri birbirine yaklaşmadıkça, hedeflenen enflasyon rakamlarının toplum nezdinde karşılık bulmasının mümkün olmadığını söylüyor. Bugün gelinen noktada iş dünyası ile piyasa profesyonellerinin birbirine yaklaştığını, ancak hane halkının hâlâ ciddi biçimde kopuk olduğunu ifade ediyor.

Ve 2026için OVP’de yüzde 20’lik enflasyon beklentileri için Okşak yine iddialı konuştu:

“Yüzde 25’in altında bir enflasyonla yılı kapatmak bana göre çok zor.”

FAİZ İNER Mİ? EVET… AMA DÜZ BİR ÇİZGİ BEKLEMEYİN

Faiz başlığında Okşak’ın dili iyimser ama temkinli.
Peş peşe, her toplantıda sert faiz indirimleri beklemediğini açıkça söylüyor. Merkez Bankası’nın toplantı sayısını azaltmış olmasına dikkat çekerek, enflasyonun yüksek seyrettiği aylarda faiz indiriminin ya sınırlı kalacağını ya da hiç gelmeyebileceğini vurguluyor.

Genel beklentisi, 2026 yılı boyunca toplamda 4–4,5 puanlık bir faiz indirimi yönünde. Ancak jeopolitik riskler, enerji fiyatları ve küresel şokların bu tabloyu her an değiştirebileceğini de ekliyor.

2026’ya girerken en sık sorulan sorulardan biri de kriz ihtimali.
Bu konuda Okşak oldukça net:

“Mevcut ekonomik parametreler bize bir kriz işaret etmiyor.”

Kur üzerinde kontrollü bir baskı olduğunu kabul ediyor ama bunun bilinen ve tercih edilen bir politika setinin parçası olduğunu söylüyor. Ani bir kur krizi ya da ciddi bir cari açık problemi beklemediğini, 2026’nın genel ekonomik çerçevesinin 2025’ten çok farklı olmayacağını ifade ediyor.

ALTIN: GÜVENLİ LİMAN YİNE SAHNEDE

Programın en dikkatle dinlenen bölümü ise hiç kuşkusuz altın oldu.
2025’in yatırım şampiyonunun, yüzde 108’lik getirisiyle altın olduğunu hatırlatan Okşak, 2026 için de yönü çok değiştirmiyor.

Trump faktörü, FED politikaları ve küresel belirsizlikler üzerinden yaptığı analizde şu cümle öne çıkıyor:
“Trump varsa risk vardır; risk varsa altın yine güvenli limandır.”

ABD’de büyümenin güçlü seyretmesi, enflasyonun kolay kolay düşmemesi ve faiz indirimlerinin sınırlı kalması, Okşak’a göre altının küresel ölçekte yönünü yukarı çevirmeye devam etmesine zemin hazırlıyor. Dolar endeksinde beklenen düşüşün de bu tabloyu destekleyeceğini söylüyor.

Küçük yatırımcıya yaptığı uyarılar ise özellikle dikkat çekici.
Altını bir spekülasyon aracı değil, biriktirme aracı olarak tanımlıyor:

“Aldığınız her gram kârdır. Ne kazandığınıza değil, ne topladığınıza bakın.”

Zaman zaman düzeltmeler ve kâr realizasyonları olabileceğini kabul ediyor; ancak panik satışlardan özellikle kaçınılması gerektiğinin altını çiziyor. Gümüş için de benzer bir tablo çiziyor.
Borsa İstanbul için ise kısa vadede yeni ve güçlü bir hikâye görmediğini açıkça dile getiriyor.

ENFLASYONU DÜŞÜRÜRKEN KİM BEDEL ÖDÜYOR?

Okşak’ın üzerinde en çok durduğu başlıklardan biri de gelir dağılımı.
Enflasyon düşerken bu maliyetin kimlerin omzuna yüklendiği sorusunu özellikle gündemde tutuyor.

Ücretliler, emekliler ve sabit gelirli kesimlerin yaşadığı kaybın, sadece ekonomik değil sosyal sonuçlar da ürettiğini vurguluyor. Vergi adaletine, dolaylı vergilerin ağırlığına ve özellikle KDV sistemine dikkat çekiyor.

“En üst gelir grubuyla en alt gelir grubunun aynı KDV’yi ödediği bir yapı sürdürülebilir değil” diyerek, reformdan söz edilecekse bunun vergi adaletiyle başlaması gerektiğini ifade ediyor.

Programın sonunda tablo netleşiyor:
2026, mucizeler yılı olmayacak.
Ama sürpriz bir kriz yılı da değil.

Enflasyonla mücadele sürecek, faizler yavaş yavaş inecek, gelir dağılımı tartışmaları gündemde kalacak. Ve küçük yatırımcı için altın, güvenli liman olma vasfını korumaya devam edecek.

Bursalı ekonomist Yüksel Okşak, yılın son programında ekonominin nabzını tutarken, rakamlardan çok gerçeğin kendisini işaret etti.

Bakalım Okşak’ın öngörüleri yine çıkacak mı?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.