Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bursalı yönetmenin dizisi Türkiye'yi salladı
21 Kasım 2020 Cumartesi, 08:56

Uzun yıllardan beri televizyon dizisi izlemiyordum. En son aklımda kalan 'Hatırla Sevgili'ydi.

Akşam saat 20.30'da başlayıp, gece yarısına kadar uzaması bir yana kimi zaman kırsal, kimi zaman henüz kentleşmemiş varoş öyküleri ya da boğazda yalıda başlayıp, plazalarda devam eden bohem hayatlar Türkiye gerçeklerinden oldukça uzak hikayeler anlatıyordu.

Türkiye, bugünlerde 'Bir Başkadır' adlı diziyi konuşuyor. Genelde övgü dolu eleştiriler alan ve yeni bir açılım yaptığına ilişkin sosyolojik değerlendirmelere kapı açan diziyi merak edip iki gecede izledim.

Ne mi anladım;

Bir benzetme vardır bilir misiniz?

Keçi boynuzu tadında...

Bir çikolatanın yerini tutmaz ama tatsız da değil...

Ancak hakkını vermek gerekirse; bir başka falan değil tam da bizim memleket...

Tanıtımında vurgulandığı gibi hayatlar farklı, hayaller farklı, korkular farklı. Birbirlerine zıt görünseler de yolları kesiştiğinde sınırlar ortadan kalkıyor ve hepsi birbirinin hayatına dokunuyor.

Başörtülüsü, imamı, laikçisi, kürdü, bohemi , lezbiyeni, hepsi var. Biri için doğal ve kanıksanmış olan öteki için yabancı.

Ortak özellikleri ise sıkışmışlık hali.

Yeni bir açılım getireceği değerlendirmesi de tam bu noktadan hareketle yapılıyor; karşısındakini olduğu gibi kabul etme ve tahammül...

Her gün siyasette, sokakta aile hayatımızda yaşadığımız kutuplaşma. Ötekini görmeme, kabullenmeme, hatta yok sayma hali.

Oysa hep birlikte yaşıyoruz ve hayatın doğal akışında ister istemez yollarımız kesişiyor.

Geçtiğimiz günlerde Hürriyet Yazarı Ertuğrul Özkök, 'Bir Başkadır'da o apartmandan çıkmış' yazısında dizinin hem senaryosunu yazıp hem de yöneten Berkun Oya'nın Bursalı olduğunu yazmış, yönetmenin büyüdüğü apartmandan çıkan ünlü isimleri anlatmıştı.

Merak edip araştırdım.

İnternette Berkun Oya'nın özgeçmişinde Bursa ile ilgili pek ayrıntı yok. Sonra bir yerden yönetmenin anne ve babasının Bursa'da 40 yıl önce çok tanınan diş hekimleri olduğunu öğrendim.

Basak Caddesi'nde Adnan ve Mübeccel Oya çiftinin muayenehaneleri varmış. Bursa'yı en iyi bilen meslek duayenimiz Ahmet Emin Yılmaz'ı arayarak sordum.

O da doğruladı. Diş hekimi çiftin muayenehanelerinin Doğu Hakimiyet gazetesinin ilerisinde olduğunu ve o yıllarda tanınan hekimler olduğunu anlattı.

Berkun Oya'nın biyografisine baktığımızda, ilkokuldan sonra eğitimini İstanbul'da sürdürmüş. Yine de Bursalı bir yönetmenin Türkiye'yi sallayacak bir başarıya imza atması hepimiz adına gurur vesilesi....

OYUNCULUK MÜKEMMEL OLSA DA DURAĞANLIK HAKİM

Gazetedeki arkadaşlarla diziyi tartışırken, herkes, oyunculuğun mükemmel olduğu konusunda hemfikirdi. Beğenilmeyen yönü ise hala sessiz sahneler, uzun diyaloglar. Nuri Bilge Ceylan ve Zeki Demirkubuz filmlerine alışkan olanlar için ise hareketli sayılabileceğini söyleyenler de var.

Meryem rolünü oynayan Öykü Karayel ve Yasin rolündeki Fatih Arıtman'a ayrı bir parantez açmak lazım. Öykü Karayel'i tanıdığımız Kuzey ve Güney dizisinden bu yana oldukça başarılı bir yol katetmiş.

O kadar doğal oynuyor ki sanki bizim sokakta her gün karşılaştığımız insanlardan biri. Yasin'i canlandıran Fatih Arıtman, Behzat Ç.'nin delifişek komiseri Harun'un çok ötesine geçmiş.

'Ekiz yatak' esprisiyle hayatımıza giren Settar Tanrıöğen de Ali Sadi Hoca, karakterine çuk diye oturmuş.

Aslında, yalıda oturup, devlet hastanesinde çalışan psikyatrist Peri'yi canlandıran Defne Kayalar, Ruhiye'ye hayat veren Funda Eryiğit ve Tatvan'dan gelip doktor olduktan sonra İstanbul'da muayenehane açan yine psikyatrist Tülin Özen mükemmel oyunculuk sergilemiş.

Bu arada, sosyolojik değerlendirmeler bir yana toplumun artık 45-50 dakikalık dizilere alışması konusunda 'Bir Başkadır'ın açılım yapacağı kesin...

BU SU SAYESİNDE BEL AĞRISINDAN KURTULACAĞIM!

Bursa Büyükşehir Belediyesi, 2018 yılında üretime başlayan Muradiye Su'yun ardından Bursa Su markasını çıkardı. Dün yeni markanın lansmanı Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ın güzel bir sunumla gerçekleştirdi.

Malum pandemi koşulları nedeniyle toplantıya gidemedim. Ancak sosyal medyadan yapılan canlı yayını izledim. Yine görselleri ve sunumuyla güzel bir çalışma yapılmış. Bursa Su'nun logosu da güzel olmuş.

Toplantının ayrıntılı haberi gazetemizde yer aldığı için ayrıntılara girmeyeceğim. Ancak benim dikkatimi çeken birkaç başlığı verdikten sonra en beğendiğim yönünü anlatayım.

Bursa'da her ne kadar su çeşmeden içilir desek de özellikle pandemi döneminde ambalajlı suya olan ilgi arttı. Bu konuda Uludağ gibi bir zenginliğe sahip Bursa artık su konusunda Türkiye'de önemli bir algıya sahip.

Büyükşehirin bunu değerlendirip pazara girmesi ve hem piyasanın regüle edilmesi hem de tüketiciye farklı alternatifler sunması açısından önemli. Ayrıca deprem, sel, şiddetli kuraklık gibi durumlarda hızlı çözüm açısından bu tesislere sahip olmak büyük avantaj. Başkan Aktaş'ın verdiği bilgiye göre, tesisler acil bir durumda günlük 70 TIR kapasitesi ile bütün şehre yetebilecek alt yapıya sahip olması da önemli. Elazığ, Malatya ve en son İzmir depremlerinden sonra Bursa'dan su TIR'ları yola çıkmış.

Gelelim yeni suyun beni cezbeden özelliğine;

Eve iki günde bir 19 litrelik damacana suyu alıyoruz. Su kapıya kadar getiriliyor ama 15 metrelik koridordan mutfağa suyu taşımak tam bir eziyet. Bel ağrısı yüzünden son aylarda yuvarlayarak mutfağa taşımaya başlamıştım.

Dünkü lansmanda Bursa Su'yun 12 litrelik su üretimine başlayacağını duyunca, tamam işte kurtulduk dedim. Ardından fiyatının da bir yıl değişmeyeceği sözü gelince sevinmedim desem yalan olur.

Bu su benim gibi birçok kişiyi bel ağrısından kurtaracak.