Hava Durumu

BUSİAD’da bayrak değişti; vizyon devam ediyor

Yazının Giriş Tarihi: 27.01.2026 08:02
Yazının Güncellenme Tarihi: 27.01.2026 08:05

Yazılarımda zaman zaman “Patronlar Kulübü” diye andığım Bursa Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği, yani BUSİAD…

TÜSİAD’ın ardından Anadolu’da kurulan ilk SİAD olma özelliğini taşıyan bu yapı, bugün 312 üyesi, 40 milyar doları aşan cirosu, 11 milyar doları geçen ihracatı ve 255 bini aşkın çalışanı ile yalnızca iş dünyasının değil, Bursa’nın kader başlıklarından birinin tam ortasında duruyor.

Hafta sonu yapılan genel kurul da bu açıdan sıradan bir devir teslim değildi.
İki dönemdir başkanlık görevini yürüten Buğra Küçükkayalar, koltuğu Tuncer Hatunoğlu’na devretti.
Çünkü BUSİAD’da iki dönem kuralı var.

Ve Küçükkayalar, bu kuralın arkasına sığınıp kenara çekilen bir başkan olmadı. Tam tersine, görev süresi boyunca ortaya koyduğu yaklaşım, Bursa’daki sivil toplum anlayışı açısından ciddi bir çıta yükselmesine işaret etti.

“BÜYÜYEN DEĞİL, GELİŞEN BURSA”

Buğra Küçükkayalar’ın başkanlık dönemini tek bir cümleyle özetlemek gerekirse, sanırım bu olur:
“Büyüyen değil, gelişen Bursa.”

İlk döneminde ortaya koyduğu Bursa vizyonu çalışması, sıradan bir rapor ya da raflarda tozlanacak bir metin değildi.

Tarım, sanayi ve turizmi aynı çerçevede ele alan, bu üç alanın Bursa için neden vazgeçilmez olduğunu gerekçeleriyle anlatan bir perspektifti bu.

Daha da önemlisi, bu vizyon toplumsal karşılık buldu.
Milletvekillerine, belediye başkanlarına gönderildi.
2024 yerel seçimleri sürecinde, başkan adaylarının programlarında bu bakışın izlerini görmek mümkün oldu.

Ardından bugünlerde tamamlanmak üzere olan ve Bursa Anayasası olarak da adlandırılan Çevre Düzeni planının da temel ilkelerinden biri haline geldi.

Küçükkayalar, Bursa’nın geçmişte sanayide öncü ve pilot kent olduğunu hatırlatırken, bunun nostaljik bir övgü olmadığını özellikle vurguladı.
“Bir zamanlar yaptık” demedi.
“Yeniden yapabiliriz” dedi.

İKİNCİ DÖNEM: SÖZDEN YAPIYA

Küçükkayalar’ın ikinci dönem ise bu vizyonun altını doldurma dönemi oldu.
Yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve toplumsal dönüşüm…
Bugün herkesin ağzında olan bu kavramlar, BUSİAD çatısı altında çalıştaylarla, panellerle, somut tartışmalarla ele alındı.

Sanayinin yalnızca üretim rakamlarından ibaret olmadığı, çevreyle, teknolojiyle ve toplumla kurduğu ilişkinin en az kâr kadar belirleyici olduğu bir anlayış inşa edilmeye çalışıldı.

Bu da BUSİAD’ı, kısa vadeli reflekslerin değil, uzun vadeli aklın adreslerinden biri haline getirdi.

O nedenle, iki dönem kuralı gereği başkanlıktan ayrılan Küçükkayalar’a Bursa adına bir teşekkür borcu olduğunu düşünüyorum.

Çünkü ortaya koyduğu çizgi, geride kalan bir isimden çok, devam etmesi beklenen bir anlayış bıraktı.

YENİ BAŞKAN, TANIDIK DURUŞ

Bayrağı devralan isim ise bu çizgiye yabancı değil.

Geçtiğimiz dönemde Küçükkayalar’ın başkan yardımcılığını yapan Tuncer Hatunoğlu, genel kurulda verdiği mesajlarla da bunu açıkça ortaya koydu.

Hatunoğlu, BUSİAD’ın Bursa’nın sorunlarıyla ilgilenme misyonunu sürdüreceğini söylerken, özellikle yeşil, dijital ve toplumsal dönüşüm başlıklarının altını kalın çizgilerle çizdi.
Plansız büyümenin sanayi ve iş dünyası üzerindeki etkilerine karşı öneri üretme iradesi de bu dönemin ana başlıklarından biri olacak gibi görünüyor.

BUSİAD kısa vadeli çıkarların değil, uzun vadeli toplumsal faydanın peşindedir” vurgusu, aslında derneğin bugüne kadar inşa ettiği duruşun da bir özeti niteliğinde.

Hatunoğlu’nun konuşmasında dikkat çeken bir başka nokta ise, iş dünyasının sorumluluğunu sadece üretimle sınırlamayan yaklaşımıydı.

Ekonomik belirsizliklerden iklim krizine, teknolojik dönüşümden toplumsal kutuplaşmaya kadar geniş bir çerçeve çizdi.
Sanayicinin ve iş insanının yalnızca üreten değil, düşünen, yön gösteren ve rehberlik eden bir aktör olması gerektiğini hatırlattı.

Yeni dönemin üç temel ilkesi net:
Kurumsal akıl ve katılımcılık.
Dönüşüm ve gelecek odağı.
Toplumsal sorumluluk ve duruş.

Bu başlıklar, kulağa hoş gelen temennilerden ibaret kalmazsa, BUSİAD’ın Bursa’daki etkisinin daha da artacağı açık.
Çünkü bu şehir, yalnızca yatırım değil, yön duygusu da arıyor.

Genel kurulun ardından görünen tablo şu:
BUSİAD’da isim değişti, ama rota korunuyor.
Bu da Bursa için azımsanacak bir kazanım değil.

*****

BURSA’NIN HAFIZASINI KALEMİYLE TUTUYOR

Yarım asırdır Bursa’da gazetecilik yapan Dr. Murat Kuter, bu şehrin sadece tanığı değil, aynı zamanda hafızası.

Bursa Hakimiyet çatısı altında birlikte çalışma imkânı bulduğum Kuter’i yakından tanıdıkça, şunu daha net gördüm: O, gündemin peşinden koşan değil, zamanın izini süren bir gazeteci.

Bugüne kadar kaleme aldığı 31 kitap, aslında Bursa’nın sanayisini, emeğini, dönüşümünü ve insan hikâyelerini geleceğe taşıyan birer bellek kaydı niteliğinde. Son kitabı ise tesadüf değil; Bursa ile özdeşleşmiş bir alanı, otomotiv sanayisini merkeze alıyor.

BUSİAD tarafından hazırlatılan “Bursa Otomotiv Tarihi” kitabının tanıtımı, klasik bir kitap toplantısından çok daha fazlasıydı. Çünkü salonda bulunanlar, yalnızca bir yayını değil; 70 yıla yaklaşan bir emeğin, alın terinin ve sanayi kültürünün izlerini dinledi.

Başkanlık görevini devretmeden önce son toplantısına katılan BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar’ın altını çizdiği bir nokta önemliydi: BUSİAD, sanıldığı gibi sadece bir iş dünyası derneği değil; aynı zamanda bir düşünce kuruluşu ve yayıncı. 1980’lerden bu yana süren yayıncılık geleneğinin bugün ISBN’li kitaplara evrilmesi, bu yaklaşımın doğal sonucu.

Ama asıl mesele şu cümlede saklıydı:
“Bu kitap bir saygı duruşudur.”

Gerçekten de öyle…
Bursa’yı otomotivde merkez yapan sadece fabrikalar değil; o fabrikalarda çalışan insanlar, yöneticiler, mühendisler, ustalar, masa başında ve bant başında ter dökenlerdi. Merhum Sanayi Bakanı Mehmet Turgut’u, BTSO’nun efsane Genel Sekreteri Ergun Kağıtçıbaşı’nı anarken, aslında bir dönemin ruhu da hatırlatıldı.

Dr. Murat Kuter’in sunumunda anlattığı anılar ise rakamların anlatamayacağı bir gerçeği gösterdi:
Bursa’yı Bursa yapan, yetenekli insan kaynağıdır. Lojistikten önce insan, teşvikten önce emek gelir.

Bu nedenle “Bursa Otomotiv Tarihi”, raflara konulacak bir kitap değil;
kent belleğine bırakılmış bir not, gelecek kuşaklara tutulmuş bir aynadır.

Ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
Bir şehir, geçmişini yazıya dökebildiği ölçüde geleceğini kurabilir.
Bursa, bu konuda şanslı. Çünkü Murat Kuter gibi hafızayı diri tutan kalemlere sahip.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.