Hava Durumu

Ekonomide soğuma sinyalleri; Bursa iş dünyası ne bekliyor?

Yazının Giriş Tarihi: 04.02.2025 08:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.02.2025 08:02

Zaman zaman Patronlar Kulübü olarak adlandırdığım ve 312 üyesi, 40 milyar doları geçen cirosu, 11 milyar doları aşkın ihracatı ve 255 bini aşan çalışanı ile kendisini büyük bir aile olarak nitelendiren Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) ekonominin nabzını tutmak amacıyla üyeleri arasında İktisadi Yönelim Anketi yapıyor.

Bu anket direkt üretimin ve ticaretin nabzını tutan üyelerin düşüncelerini yansıttığı için çıkan veriler de isabetli oluyor. Yaz aylarındaki ankette üçüncü çeyrekte sıkılaşmanın etkilerinin hissedileceği öngörüsü tutmuş, bunu sanayi üretimi verileri doğrulamıştı. Bursa’daki çok sayıdaki fabrikada vardiya sayılarını düşürmüştü. Kasım ayında yapılan ankette bu kışın zor geçeceği öngörüsünde bulunulmuş, dün açıklanan ocak ayı enflasyon verileri bunun ilk sinyallerini vermişti.

2024’ün son çeyreğine ait BUSİAD İktisadi Yönelim Anketi de Bursa iş dünyasının ekonomiyle ilgili beklenti ve öngörülerini ortaya koydu. Anket sonuçları iç açıcı değil. Ekonomideki belirsizlik, sanayicinin yatırım ve üretim kararlarına doğrudan yansıyor. İş dünyası, faizlerin düşeceği beklentisi içinde olmasına rağmen, üretimde kayda değer bir artış öngörmüyor. İhracat yapan firmaların siparişlerinde düşüş beklemesi de cabası.

Özetle; yatırımlar yeni yatırım iştahı olmaması istihdama da durgunluk olarak yansıyor. İhracatta ise küçülme riski belirginleşiyor ve maliyetler hızla artıyor. Ancak diğer yandan, faiz ve kur risklerinde azalma olduğu yönünde olumlu sinyaller de var.

Peki, bu veriler ışığında Bursa ve Türkiye ekonomisini nasıl bir süreç bekliyor? İş dünyasının önündeki fırsatlar ve tehditler neler?

Firmaların büyük bölümü, 2025’in ilk çeyreğinde faiz indirimlerinin devam edeceğini düşünüyor. Merkez Bankası’nın da politikası bu yönde. Bu beklenti, finansmana erişim açısından olumlu bir hava yaratabilir. Ancak asıl mesele, düşen faizlerin yatırımları ve üretimi artırıp artırmayacağı.

İmalat sanayinde üretim hacminin gelecek üç ayda büyük ölçüde değişmeyeceği öngörülüyor. Yani düşük faizler bile yatırım iştahını artırmaya yetmiyor. İş dünyası halen ihtiyatlı. Yatırım kararları alınırken sadece faiz oranları değil, genel ekonomik belirsizlik, küresel piyasalardaki durgunluk ve iç pazardaki talep koşulları da dikkate alınıyor.

İstihdam cephesinde de benzer bir durum var. İşletmeler, 2025’in ilk yarısında istihdam seviyelerini korumayı planlıyor ancak yeni işe alımlar konusunda çekingen davranıyor. Birçok sektör için “bekle-gör” dönemi devam ediyor.

İş dünyası açısından en büyük endişelerden biri de maliyetlerdeki yükseliş. Döviz kurundaki hareketlerin satış fiyatlarına yansıma süresi giderek kısalıyor. Önceki dönemlerde döviz dalgalanmalarının fiyatlara yansıması 6 ayı bulurken, artık bu süre 0-3 aya kadar düşmüş durumda. Bu da maliyet baskısının çok daha hızlı hissedildiğini gösteriyor.

Önümüzdeki üç ayda, firmalar üretim maliyetlerinde artış bekliyor. Üretici fiyatlarındaki yükselişin devam edeceği öngörülse de, yıllık bazda enflasyon beklentilerinde bir miktar düşüş var. Yani iş dünyası, enflasyonda bir miktar gerileme olacağını düşünüyor. Ancak buradaki kritik nokta şu: Maliyet artışları devam ederken firmaların kâr marjları da giderek daralıyor. Bu durum uzun vadede yatırım iştahını olumsuz etkileyebilir.

Anketin en dikkat çeken sonuçlarından biri, ihracat siparişlerindeki düşüş beklentisi. Özellikle imalat sanayinde bu eğilim çok daha belirgin. Gelecek üç ay için ihracat yapan firmalar, siparişlerinde ortalama olarak azalma bekliyor.

İhracatta yaşanan bu daralmanın birkaç nedeni var. Öncelikle Avrupa başta olmak üzere küresel pazarlardaki talep zayıflıyor. Avrupa’da durgunluk sinyalleri devam ederken, Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan AB ülkelerindeki ekonomik sıkıntılar, Bursa’daki ihracatçıları da doğrudan etkiliyor.

İkinci olarak, Türkiye’deki üretim maliyetlerinin artışı ihracatta rekabet gücünü olumsuz etkiliyor. Kur avantajı geçmiş yıllara göre zayıflarken, yüksek maliyetlerle ihracat yapmak giderek zorlaşıyor.

ÇÖZÜM: DAHA FAZLA ÜRETİM, DAHA FAZLA İHRACAT

Anketin olumlu taraflarına bakacak olursak, firmaların kur ve faiz risklerinde azalma gördüğünü söyleyebiliriz. Özellikle faiz oranlarında aşağı yönlü beklenti, finansmana erişim konusunda iş dünyasında bir nebze olsun iyimserlik yaratıyor.

Önceki çeyreğe kıyasla firmaların finansman ihtiyacı azalmış durumda. Bu da gösteriyor ki, işletmeler daha temkinli hareket ediyor ve borçlanma konusunda daha seçici davranıyor. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Eğer finansmana erişim kolaylaşmazsa ve maliyet baskısı devam ederse, üretimdeki durağanlık kronik bir hâl alabilir.

BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar’ın anketle ilgili değerlendirmesinde vurguladığı gibi, Türkiye’nin rahatlaması için tek çıkış yolu üretim ve ihracatı artırmaktan geçiyor. Küçükkayalar’ın sözleri önemli:

“Faizlerde 2025 yılı boyunca düşüş olacağına yönelik bir beklenti oluştu. Bu olumlu havanın, finansa ulaşma açısından da olumlu seyrini görmeyi arzuluyoruz. Üreterek, istihdamı ve ihracatı artırmak zorundayız. Türkiye’nin rahatlaması için ihracat yapması şarttır. Bunun için de gereken her türlü destek verilmeli, yeni ihracat alanları açılmalıdır. Bunlar yapılırken orta gelir tuzağından çıkaracak yeni yollar da paralel olarak planlanmalıdır.”

Sonuç olarak; ekonomide bir soğuma sürecindeyiz. Firmalar halen temkinli, yatırım ve istihdamda büyük hareketlilik beklenmiyor, ihracatta gerileme riski var ve maliyet artışları baskı yaratıyor. Ancak faiz ve kur risklerindeki azalma, kontrollü iyimserlik için bir pencere açıyor.

Önümüzdeki dönemde alınacak kararlar, Türkiye’nin büyüme patikasını belirleyecek. Eğer üretim ve ihracat desteklenirse, bu süreçten güçlenerek çıkabiliriz. Aksi halde, maliyet baskıları ve küresel daralma, ekonomide daha büyük sıkıntılara yol açabilir.

Bursa iş dünyasının mesajı net: Daha fazla üretim, daha fazla ihracat ve kalıcı bir büyüme için güçlü adımlar atılmalı.

FAHİŞ FİYATA SAVAŞ AÇAN BURSALI MARKETÇİLERE BİR ÖNERİM VAR…

Enflasyonla mücadelede son aylarda en çok tartışılan konulardan biri fahiş fiyat sorunu. Cumhurbaşkanı Erdoğan da konuşmalarında sık sık bu konuya değiniyor. Aralık ayında yapılan AK Parti Bursa İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada da ‘bu konuda en etkili yöntem milletimizin fahiş fiyat artışı yapan ürünleri ve hizmetleri boykot etmeleridir. Satılmayan ürünün, kullanılmayan hizmetin, alıcısı olmayan mamulün fiyatının bir önemi de kalmayacaktır’ mesajını vermişti.

Bunun yanı sıra Türkiye’de son yıllarda Ramazan ayı gelince özellikle temel gıda ürünlerine büyük zamlar yapılıyor. Bursa PERDER Başkanı Haşim Kılıç, dün bu konuyla ilgili yaptığı açıklamada, fahiş fiyat ve stokçuluğa karşı gerekli adımları attıklarını söyledi.

Gıdada fiyat artışının tek sorumlusunun marketler olmadığını belirten Haşim Kılıç, fahiş fiyat ve stokçuluğa izin vermediklerini belirterek, ‘Üretim-satış zincirinin son halkası olarak, asgari kâr marjı ile fiyat belirliyoruz. Bunu da genel giderlerimizi karşılamak için yapıyoruz’ dedi.

Ramazan öncesi fahiş fiyat ve stokçuluğa karşı Türkiye Perakendeciler Federasyonu öncülüğünde, üyeler ile yoğun iletişim halinde olduklarını da kaydeden Başkan Kılıç, “Hiçbir üyemiz, bu süreçte fırsatçılığa asla izin vermeyecek. Ticaret Bakanlığı ve belediyeler ile yoğun iletişim halinde gereken tüm adımları atacağız.” dedi.

Yerel marketlerin hakkını teslim etmek gerekiyor. Ulusal zincirlerle mücadele ederken, fazla personel istihdam ediyorlar.

Bursalı marketlere Ramazan öncesi bir öneride bulunmak istiyorum; Bayrama kadar temel gıda fiyatlarını sabitlesinler. Önerim belki devler karşısındaki rekabeti zorlaştıracak ama belki de Bursa’dan yakılacak bu meşale Türkiye’ye örnek olacak.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.