Hava Durumu

Enflasyonun mesajı net: Savaş uzarsa fatura büyüyecek

Yazının Giriş Tarihi: 05.05.2026 08:03
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.05.2026 08:04

Mart başında bu köşede yazmıştım: Savaşın etkisi gecikmeli gelir ama sert hissedilir…
Nitekim öyle oldu. Nisan ayı enflasyonu beklentilerin üzerine çıkarak aylık yüzde 4,18, yıllık yüzde 32,37 olarak açıklandı. Beklenti ile gerçekleşme arasındaki fark teknik olarak sınırlı görülebilir; ancak sahadaki karşılığı çok daha ağır. Çünkü o fark doğrudan mutfağa, kiraya, faturaya yazılıyor.

Enerji üzerinden gelen dalga büyüyor

Savaşın ekonomiye etkisi en net enerji kalemlerinde görülüyor. Nisan verisinde doğalgazdaki yüzde 44,47’lik artış dikkat çekici. Elektrik ve ulaştırma da aynı zincirin parçaları. Enerji maliyeti yükseldikçe üretim maliyetleri artıyor, bu artış gecikmeli olarak tüketiciye yansıyor.

Martta sinyali gelen dalga, nisanda veriye dönüştü.
Ve görünen o ki bu henüz son değil.

Rakamların en net konuştuğu alan ücretler. Ocak ayında emekliye verilen yüzde 12,19’luk artış, dört ayda büyük ölçüde eridi. Bugün gelinen noktada yalnızca sıfırlanmadı, fiilen geriye düştü. Asgari ücrette de benzer bir tablo var. Yıl başında yapılan artış, enflasyon karşısında hızla anlamını yitiriyor.

Kağıt üzerindeki artış ile pazardaki gerçeklik arasındaki makas açılıyor.
Bu da geniş kesimler için alım gücünün sessizce gerilemesi anlamına geliyor.

Program var ama saha başka bir şey söylüyor

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyondaki yükselişi “geçici” olarak değerlendiriyor ve dezenflasyon sürecinin süreceğini ifade ediyor. Programın omurgası net: sıkı para politikası, mali disiplin ve zaman.

Ancak sahadaki tablo daha karmaşık.
Çünkü ekonomi yalnızca rakamlardan ibaret değil; beklenti ve güven meselesi.

AK Parti cephesinden gelen değerlendirmeler de bu kırılganlığa işaret ediyor. Şamil Tayyar’ın çıkışı bu açıdan dikkat çekici. Tayyar, savaşın etkisini kabul etmekle birlikte mevcut tablonun yalnızca son iki ayla açıklanamayacağını vurguluyor ve şu uyarıyı yapıyor:

“Dinamikler değiştiği halde eski oyun planında ısrar ederseniz yarı yolda kalırsınız. Artık vergiyi değil refahı tabana yaymalı, vakit geldi geçiyor. Bir de ufukta sandık var.”

Bu sözler, ekonomi yönetimine olduğu kadar siyasete de açık bir hatırlatma niteliğinde.

Bir yanda programın sürekliliği, diğer yanda toplumun taşıma kapasitesi…
Ve artık buna eklenen bir başka gerçek:

Yaklaşan seçim atmosferi.

Merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, yıllar önce enflasyonu “tek kollu canavar” olarak tanımlarken meseleyi yalnızca fiyat artışı olarak görmüyordu. İşaret ettiği risk daha derindi: toplumsal çözülme.

Enflasyon uzadıkça sadece cebi değil, davranışları da değiştirir. Tasarruf alışkanlıkları bozulur, güven zedelenir, gelecek beklentisi aşınır.
Bu nedenle enflasyonla mücadele sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir mücadeledir.

Asıl soru: Savaş nereye evrilecek?

Türkiye’nin kırılgan noktası burada. Enerji ithalatçısı bir ülke olarak jeopolitik risklere açık bir yapıdayız. Savaş uzadıkça petrol ve doğalgaz fiyatları üzerinden gelen baskı artacak. Bu da enflasyonla mücadele programını doğrudan zorlayacak.

Kısa vadede “geçici” denilen etkiler, süre uzadıkça kalıcı hale gelebilir. Tam yazıyı hazırladığım saatlerde barış yerine İran’ın Hürmüz’de bir ABD gemisini vurduğu haberi geldi. Bu tablo, krizin derinleşme ihtimalini güçlendiriyor. Süreç Ukrayna-Rusya Savaşı gibi yıllara yayılırsa asıl risk o zaman büyür.

Risk tam da bu noktada büyüyor.

Nisan verisi şunu net biçimde ortaya koydu:
Savaş artık sadece sınırların ötesinde değil, fiyatların içinde.

Süre uzarsa, enflasyonla mücadele yalnızca ekonomi yönetiminin değil, toplumun tamamının dayanıklılığını sınayan bir sürece dönüşecek.

Önümüzdeki iki ay kritik.
Mayıs ve haziran verileri sadece oranları değil, yönü gösterecek.

Ya denge sağlanacak…
Ya da cepteki yangın biraz daha büyüyecek.

SİYASETİN KALBİ BU DÜĞÜNDE ATTI

Geçtiğimiz hafta sonu Bursa’da, Nilüfer’deki bir davet salonu alışılmışın dışında bir kalabalığa ev sahipliği yaptı.
Parlamenter sistemin son kabinesinde Başbakan Yardımcılığı yapan ve halen Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu ve Kamu Görevlileri Etik Kurulu Üyesi Hakan Çavuşoğlu’nun oğlu Mert Sezai Çavuşoğlu ile Fatma Nur Aksoy hayatlarını birleştirdi.

Düğün, yalnızca iki gencin mutluluğuna tanıklık edilen bir tören değildi; Ankara ile Bursa’nın, hatta Batı Trakya’nın aynı çatı altında buluştuğu bir tabloydu.

Nitekim genç çiftin ve ailelerinin kısa süre önce Beştepe’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etmesi de bu ilginin bir işaretiydi.

Nikâhı Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz kıydı.
Düğün ve nikah törenine Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Düzce Valisi Mehmet Makas, AK Parti Genel Başkanvekilleri Efkan Ala ve Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Nihat Zeybekci, Fatma Betül Sayan Kaya, Hüseyin Yayman, Ahmet Büyükgümüş ve Nurettin Canikli, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, AK Parti Grup Başkanvekilleri Muhammet Emin Akbaşoğlu ve Abdulhamit Gül, AK Parti milletvekilleri Faruk Çelik, Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve Bülent Tüfenkci, Muhammet Müfit Aydın, Ahmet Kılıç, Emel Gözükara Durmaz, Osman Mesten, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanı Abdullah Eren, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay, eski TBMM başkanları Mustafa Şentop ve İsmet Yılmaz, eski bakanlar Yılmaz Tunç, Veysel Eroğlu, Recep Akdağ ve Cavit Çağlar ile diğer davetliler katıldı.

Protokolde yer alanların büyük çoğunluğunun nikah şahitliği yaptığı törende, evlilik cüzdanı ise Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım’a verdi. Yıldırım’ın cüzdanı geline teslim etmek üzere damada uzatırken yaptığı “itaat et rahat et” esprili nasihati, gecenin en çok konuşulan anlarından biri oldu.

Batı Trakya’dan gelen konuklar ise düğüne ayrı bir anlam kattı.
Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa ile Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif de törendeydi. Duayı da Mustafa Trampa yaptı. Bir ara Mudanya Üniversitesi Genel Sekreteri Ali Mollasalih’in masasında Batı Trakyalı misafirlerle sohbet etme imkânı buldum; Çavuşoğlu ailesinin o coğrafyayla kurduğu bağın hâlâ ne kadar canlı olduğunu görmek zor değildi.

Zaten Hakan Çavuşoğlu’nun hikâyesi biraz da buradan okunmalı.
Batı Trakya’dan gelen bir ailenin temsil yükünü uzun yıllar omuzladı; siyasette ve devlet görevlerinde edindiği tecrübe bugün hâlâ farklı görevlerle devam ediyor. Bu düğün de o birikimin sosyal bir yansıması gibiydi.

Gecenin en renkli anlarından biri ise damadın kardeşi Hasan Çavuşoğlu’nun nikâh öncesi oynadığı solo zeybekti. Uzun süre alkışlandı.

Olay Gazetesi Başyazarı Ahmet emin Yılmaz ile aynı masayı paylaştığımız düğünün bir başka notu ise soğuk havaydı. Mayıs ayına rağmen ocak soğuğunu hatırlatan bir akşamdı. Ama içerideki atmosfer sıcaktı.
Bazen bir düğün, sadece bir aileyi değil; bir geçmişi, bir çevreyi ve geniş bir ilişki ağını da bir araya getirir. Bu tören de tam olarak öyleydi.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.