Hava Durumu

İMO’da seçim bitti, şimdi sorumluluk zamanı

Yazının Giriş Tarihi: 17.02.2026 08:13
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.02.2026 08:14

Yazılarımda sık sık vurgularım; akademik odalar yalnızca meslek örgütü değil, aynı zamanda kentlerin hafızası ve vicdanıdır, gerektiğinde de itiraz makamıdır.

Bursa’da bunun sayısız örneği var.
Bir proje yapılırken, bir plan hazırlanırken ya da bir risk büyürken ilk kayıt çoğu zaman bu odaların tutanaklarına düşer.

İşte İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi seçimleri de bu yüzden yalnızca bir görev değişimi ya da sandık sonucu olarak okunamaz.
Bu seçim, aynı zamanda kentin yapılaşmasına, deprem gerçeğine ve planlama anlayışına hangi gözle bakılacağının da bir göstergesi.

İMO Bursa Şubesi’nin 19’üncu dönem genel kurul hafta sonu yapıldı. Oldukça çekişmeli geçen bir kampanya süreci sonunda sandıktan yeniden Serdar Atilla Erdem çıktı.

Çalışma Grubu’nun adayı Erdem 1481 oy aldı; karşısındaki Çağdaş Grup adayı Ferdi Tercanlıoğlu ise 879 oyda kaldı. Tercanlıoğlu kampanya döneminde oldukça aktif bir çalışma yürüttü ama bu sandığa yansımadı. Katılım, beklentinin altında olsa da Türkiye ortalamasının üstünde bir tablo ortaya çıktı.

Ama asıl mesele rakamlar değil.
Asıl mesele, seçim sonrası ortaya çıkan yaklaşım.

“İMO Bursa’ya yakışan bir genel kurul oldu”

Seçimin hemen ardından yaptığımız görüşmede Erdem’in ilk cümlesi buydu.

Sürecin gerilimsiz geçtiğini, meslektaşlarla birebir temas kurduklarını, sahada karşılık bulduklarını anlattı.
Bir yandan teşekkür etti, bir yandan da eksik gördüğü noktayı açıkça söyledi:

“Katılımı daha yüksek bekliyorduk. Yüzde 50’nin üzerine çıkarmak istiyoruz.”

Bu cümle, yeni dönemin ana başlıklarından birini de ele veriyor.
Çünkü Erdem’in en çok üzerinde durduğu meselelerden biri, odanın “yaşayan bir mekâna” dönüşmesi.

Eğitim, seminer, teknik çalışma, sosyal etkinlik…
Hepsi aslında tek bir hedefe çıkıyor:
Meslektaşın odasına aidiyet hissetmesi.

TMMOB TARTIŞMASI VE “İL ODACILIĞI” TARTIŞMASI

Erdem’in içinde bulunduğu Çalışma Grubu’nun yıllardır savunduğu bir başlık var:
Barolardaki gibi il odacılığı modeli.

Bu konu genel kurulda da gündeme geldi.
Ve yine aynı eleştiriyi duyduğunu söyledi:

“Bu söylem siyaseten değerlendiriliyor, sanki biz TMMOB’a karşıymışız gibi…”

Erdem buna net bir çizgi çekiyor.

“Biz TMMOB’a karşı değiliz. Ama aynı yönetim anlayışıyla 70 yıl devam eden bir yapının kendini yenilemesi gerekiyor.”

Buradaki vurgu, iki başlılık değil; temsil meselesi.
Daha yerel, daha yakın, daha katılımcı bir oda yapısı.

Ve bir cümle daha:
“Meslek odaları meslek siyasetinin dışına çıkmamalı.”

Bu, aslında seçim sonrası en önemli mesajlardan biri.
Her görüşten mühendisin aynı çatı altında olduğunu hatırlatan bir yaklaşım.

MESLEĞİN İTİBARI MESELESİ

Görüşmemizde Erdem’in en çok önem verdiği bölüm burası oldu.

Teknik eğitim, seminer, sosyal etkinlik…
Bunların hepsinin gerekli olduğunu söylüyor ama asıl hedefi başka bir yerde tanımlıyor:

“Bu kadar kıymetli bir mesleğin itibar kaybını durdurmak.”

Bunun için Ankara temaslarını, milletvekilleriyle yürütülen görüşmeleri, yapı denetimi sisteminden kamu çalışanlarının özlük haklarına kadar uzanan geniş bir alanı işaret ediyor.

Yani yalnızca oda içi değil, mevzuat ve sektör düzeyinde bir mücadele. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin dört bir yanındaki meslektaşları ve meslektaş milletvekilleriyle birlikte konu bakanlığa kadar taşınacak.

BURSA BAŞLIĞI: ÇEVRE DÜZENİ PLANI

Yeni dönemin kentle ilgili en kritik dosyası sorulduğunda hiç düşünmeden aynı noktaya geldi: 1/100 binlik çevre düzeni planı.

“Bu plan Bursa’nın kent anayasası olacak” diyor.
Daha önce danışma toplantılarında kırmızı çizgilerini söylediklerini hatırlatıyor.

Ve ekliyor:

“Doğru kimden gelirse gelsin yanında oluruz. Yanlışı kim yaparsa yapsın karşısında dururuz.”

Bu cümle, İMO’nun Bursa’daki klasik refleksini de özetliyor.
Destek ve itirazın aynı anda var olduğu çizgi.

Yazının girişinde vurguladığım gibi akademik odalar kentin vicdanıdır. Bu tanım bazen romantik bulunur.
Ama Bursa’nın yakın geçmişine bakıldığında, itiraz eden ilk kurumların çoğu zaman bu odalar olduğu görülür.

Kaçak yapılaşma, sanayi alanları, plan değişiklikleri, deprem riskleri…
Her başlıkta bir rapor, bir basın açıklaması, bir dava.

Erdem’in yeni dönemdeki dili de bu çizgiden uzak değil.
Daha fazla diyalog, daha fazla temsil, daha güçlü teknik duruş.

Seçimler bitti.
Sandık konuştu.
Yönetim şekillendi.

Ama asıl sınav şimdi başlıyor.

Çünkü Bursa, sıradan bir kent değil.
Deprem gerçeğiyle yaşayan, hızlı büyüyen, planlama tartışmaları hiç bitmeyen bir şehir.

Bu şehirde İnşaat Mühendisleri Odası’nın söyleyeceği her söz, teknik bir rapordan ibaret kalmıyor.
Bir anlamda geleceğe düşülen not oluyor.

Serdar Atilla Erdem ikinci dönemine bu notların ağırlığını bilerek giriyor.

Sözleri temkinli, hedefleri net, mesajları doğrudan.

Ve en önemlisi;
seçim kazanmış bir başkanın rahatlığından çok, sorumluluk almış bir meslek temsilcisinin diliyle konuşuyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.