İnşaat…
Türkiye ekonomisinin yıllardır lokomotif diye tarif edilen sektörü.
Yan sanayiyle birlikte 250’ye yakın alanı besleyen, doğrudan ve dolaylı 10 milyona yaklaşan istihdam hacmiyle sosyal dengeleri de etkileyen bir yapıdan söz ediyoruz. Çimento, demir-çelik, seramik, mobilya, beyaz eşya…
Liste uzayıp gidiyor. Bir yerde inşaat yavaşladığında çarkın dişlileri başka sektörlerde de ses vermeye başlıyor.
2018’den bu yana sektörün grafiği inişli çıkışlı.
Son iki yıl ise açık konuşalım; zor geçti.
Faiz oranları yüksek, finansmana erişim sınırlı, alım gücü baskı altında. Böyle bir tabloda 2024, sektör için tam anlamıyla bir sabır yılı oldu. 2025’in son çeyreğinde cılız da olsa bir toparlanma sinyali alınmıştı. Fakat 2026’nın ilk ay verileri, beklenen ivmenin henüz oluşmadığını gösteriyor.
Peki rakamlar ne söylüyor?

Türkiye genelinde ocak ayında satılan konut sayısı 111 bin 480. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,7 gerileme var. İlk el satışlar 34 bin 69. İkinci el 77 bin 411.
Toplam içinde ilk el konutların payı yalnızca yüzde 30,6. Yani her üç satıştan biri yeni konut. Geri kalanı ikinci el.
Bursa cephesine bakalım.
Ocakta 3 bin 726 konut satılmış. Bunun 921’i ilk el, 2 bin 805’i ikinci el. İş yeri satışlarında da benzer bir tablo var. Rakamlar ilk bakışta “hareket var” dedirtiyor ama derine inince farklı bir gerçek karşımıza çıkıyor: Yeni üretim zayıf.
İpotekli satışlardaki yüzde 15,7’lik artış ise dikkat çekici. Bu artış, faiz beklentisinin piyasada satın alındığını gösteriyor. Yani vatandaş “faiz düşecek” inancını şimdiden fiyatlamaya başlamış durumda. Ama oranlar hâlâ arzu edilen seviyede değil.
Şeref Demir ne diyor?
İnşaat Müteahhitleri Sanayici İş İnsanları Derneği Başkanı (İMSİAD) Başkanı Şeref Demir’le konuştuğunuzda tabloyu daha net görüyorsunuz.

Demir açık bir tespitte bulunuyor:
Verilerle piyasanın hissiyatı arasında fark var.
Toplam satış rakamları yüksek gibi görünse de bunun önemli kısmı ikinci elden geliyor. İlk el satışların üçte birin altında kalması, aslında üretim tarafındaki daralmayı gösteriyor.
Demir’in bir başka önemli vurgusu şu:
“Konut kredisi faizleri düştüğü zaman sektör açılır.”
Bu cümle, sektörün kilidinin nerede olduğunu anlatıyor.
Bursa’da yeni proje başlangıçlarını sorduğunuzda ise yanıt net:
“Çok çok azaldı. Belediyelerdeki ruhsat sayılarına bakılırsa düşüş görülür.”
Yani sahada vinç sayısı artmıyor. Mevcut projeler tamamlanıyor ama yeni şantiye heyecanı sınırlı.
HAZIR BETON CEPHESİNDE DURUM NE?
İnşaatın nabzı yalnızca satış rakamlarıyla ölçülmez. Beton mikserlerinin dönüş hızına bakmak gerekir.
Türkiye Hazır Beton Birliği’nin yayımladığı 2026 Ocak Ayı Hazır Beton Endeksi bu açıdan önemli bir gösterge.
Rapora göre yılın son çeyreğinde eşik değere doğru sınırlı bir toparlanma görülmüşken, ocakta yeniden zayıflama var. Özellikle Faaliyet Endeksi’nin eşik değerin altına gerilemesi dikkat çekiyor.
Bir başka ifadeyle;
Şantiyelerde yıl sonundaki sınırlı canlanma kalıcı bir ivmeye dönüşmemiş.
Güven Endeksi hâlâ kırılgan. Beklenti Endeksi ise görece daha olumlu. Yani sektör bugünü zor geçiriyor ama yarına dair umudunu tamamen kaybetmiş değil.
Bu da bize şunu söylüyor:
Faaliyet düşüyor ama beklenti ayakta.
BURSA ÖZELİNDE NE GÖRÜNÜYOR?
Bursa, sanayisi güçlü bir şehir. İnşaatın durması yalnızca müteahhidi değil, tedarik zincirini de etkiliyor.
Ruhsat sayılarındaki gerileme, yeni arzın sınırlı kalacağı anlamına geliyor. Bu durum kısa vadede üretici için sıkıntı, orta vadede ise fiyat baskısı demek.
Bir başka risk de şu:
Eğer yeni üretim düşük kalmaya devam ederse, talep canlandığında arz yetersizliği yaşanabilir. Bu da fiyatları yeniden yukarı iter.
Dolayısıyla sektörün ihtiyacı olan şey, kontrollü bir canlanma.
Ne freni patlamış bir yükseliş ne de uzun süreli bir durgunluk…
Ocak verileri şunu gösteriyor: Satış var ama ağırlık ikinci elde, üretim zayıf, güven kırılgan, beklenti temkinli iyimser.
Enflasyondaki düşüşün konut kredisi faizlerine yansıması, sektörün önünü açabilir. Ancak bunun etkisi kâğıt üzerinde değil, sahada hissedildiğinde anlam kazanacak.
Bugün için tablo net:
İnşaat sektörü beklemede.
Vinçler tamamen susmuş değil ama tam kapasite de çalışmıyor. Müteahhit temkinli, alıcı hesaplı, banka seçici.
Eğer faizlerde beklenen gevşeme bahar aylarında somutlaşırsa, sektör yeniden nefes alabilir. Aksi halde 2026 da temkinli bir yıl olarak kayıtlara geçer.
Özetle…
İnşaatın umudu hâlâ var.
Ama görünen o ki, o umut biraz daha baharı bekleyecek.