Hava Durumu

Kadeş’ten bugüne değişmeyen kader mi?

Yazının Giriş Tarihi: 03.03.2026 07:45
Yazının Güncellenme Tarihi: 03.03.2026 07:47

Orta Doğu…
İnsanoğlunun toprağa yerleştiği, ilk şehirleri kurduğu, ilk hukuku yazdığı kadim coğrafya.
Ve ne yazık ki ilk büyük savaşların, ilk ihanetlerin, ilk kırılmaların da adresi…

Tarihte bilinen ilk yazılı barış anlaşması olan Kadeş Antlaşması, MÖ 1259’da Mısır ile Hititler arasında imzalandı. Metinde “sonsuz barış ve kardeşlik” vurgusu vardı.

Ne kadar tanıdık değil mi?

Binlerce yıl geçti.
“Sonsuz barış” cümlesi kaldı.
Savaşlar ise hiç bitmedi.

Bugün yine aynı coğrafyada ateş yükseliyor.

Cumartesi günü başlayan saldırılarda, aralarında İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney’in de bulunduğu çok sayıda üst düzey isim hayatını kaybetti. İran misilleme yaptı; füze atılan ve uçakların kalktığı noktaları hedef aldı. Çatışmanın seyri dünyayı şaşırtan sonuçlar doğurdu.

Misilleme zinciri büyüyor.

Ama değişmeyen bir gerçek var:
Ölenler yalnızca generaller değil.
Karar vericiler değil.
Çoğu zaman gençler, kadınlar, öğrenciler

Bu savaşın kazananı yok.
Kaybedeni yine bölge halkı.

Operasyonun merkezinde İran var.
Rejimin sarsıldığı, yeni atamaların yapıldığı, bazı şehirlerde kutlamalar düzenlendiği yönünde haberler geliyor.

ABD Başkanı Donald Trump bunu “tarihi fırsat” olarak görüyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise rejim değişikliğini açıkça savunuyor.

Ancak ortada ciddi bir belirsizlik var.

Rejim değişirse yerine ne gelecek?
Bir yol haritası var mı?
Yoksa yine “önce yıkalım, sonra bakarız” anlayışı mı devrede?

Irak’ta olmayan kimyasal silah iddiası nasıl bir coğrafyayı yıllarca ateşe attıysa, bugün İran’da “nükleer tehdit” söylemi benzer bir meşruiyet zemini oluşturuyor.

Fakat Ortadoğu artık 2003’ün Ortadoğu’su değil.
Atılan her adımın küresel ekonomiye, enerji hatlarına ve NATO dengelerine uzanacak sonuçları olabilir.

TÜRKİYE HEDEF Mİ GÖSTERİLİYOR?

Savaş tüm hızıyla devam ederken sosyal medyada tehlikeli bir söylem dolaşıma sokuldu.
Eski İsrail Başbakanı Bennett', “Türkiye yeni İran’dır” diyerek açıkça hedef gösterdi.

ABD’li siyasetçi Marjorie Taylor Greene ise buna sert yanıt verdi:
“Türkiye NATO üyesi. Herkes uyansın.”

Bu söz, sıradan bir diplomatik hatırlatma değil.
Bölgesel yangının daha geniş bir güvenlik krizine dönüşebileceği uyarısıdır.

Türkiye başından beri ne diyor?

Ateşkes. Müzakere. Arabuluculuk. Bölgesel istikrar.

Ankara’nın çizgisi net:
Yangını büyütmek değil, söndürmek.

ORTA DOĞU BİR SERENGETİ İSE…

Bursa Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ali Burak Darıcalı’nın savaş öncesinde yaptığı bir benzetme yeniden gündeme geldi:

“Orta Doğu bir Serengeti’dir. Türkiye bu coğrafyanın bal porsuğu.”

Çarpıcı bir metafor.

Bal porsuğu, kendisinden kat kat büyük yırtıcılara kafa tutabilen, kolay pes etmeyen bir hayvan. Kuşatmaya alışkın, mücadeleci.

Türk siyasi hafızasında bozkurt vardır, Ergenekon anlatısı vardır.
Darıcalı bu literatüre yeni bir benzetme ekliyor: Bal porsuğu.

Yani;
Kuşatmaya alışkın.
Asimetrik mücadelede tecrübeli.
Geri adım atmayan.

Bu romantik bir slogan değil.
Türkiye’nin son yıllardaki güvenlik pratiği; sınır ötesi operasyonlar, terörle mücadele ve çok cepheli diplomasiyle şekillendi.

FARUK ÇELİK’İN SERT ÇIKIŞI

Deneyimli siyasetçi AK Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik, meseleye farklı bir pencereden yaklaştı.

Dünyanın gündemindeki Epstein dosyasına atıf yaparak küresel güç ilişkilerine dikkat çekti ve şu değerlendirmeyi yaptı:

Irak’ta olmayan kimyasal silahları bahane edenler, İran’da da nükleer silah ihtimalini vahşetlerine araç kıldılar.

Maskesi barış ve demokrasi.
Kendisi ise vahşet, vandallık, barbarlık.

Liderlerin doğrudan hedef alındığı bir düzleme girildi.
Bu klasik bir savaş değil.
Bu, açık bir güç mühendisliği.

TÜRKİYE’NİN POZİSYONU NEDEN ÖNEMLİ?

Bu yangında Türkiye’nin nerede durduğu hayati.

Çünkü Türkiye;
• NATO üyesi.
• İran’la komşu.
• Arap dünyasıyla güçlü bağları bulunan bir ülke.

En önemlisi, krizleri masada çözme tecrübesine sahip.

Rusya-Ukrayna savaşında tahıl koridoru girişimi ortada.
Gazze’de yapılan ateşkes çağrıları ortada.

Türkiye, Kadeş’te yazılan “sonsuz barış” cümlesinin yeniden anlam kazanmasını savunuyor.

Ancak bölge yeniden güç gösterilerinin sahasına dönüşürse mesele sadece İran ya da İsrail meselesi olmaktan çıkar. Enerji fiyatlarından ticaret yollarına kadar herkes etkilenir.

Kadeş Antlaşması’nın kil tabletine kazınan “kardeşlik” vurgusu bugün hâlâ müzelerde sergileniyor.

Ama o ruh sergilenmiyor.

Ortadoğu ya kadim hafızasından barışı çıkaracak
ya da yine başkalarının hesaplarının sahası olmaya devam edecek.

Türkiye’nin tavrı net:
Ateşi körüklemek değil, söndürmek.

Bu coğrafya daha fazla kanı değil, daha fazla aklı hak ediyor.

Yoksa binlerce yıl önce yazılan “sonsuz barış” ifadesi, sadece taş tabletlerde kalmaya devam edecek.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.