Hava Durumu

Komşu demokrasi ayıbından dönmek için ilk adımı attı

Yazının Giriş Tarihi: 13.02.2026 08:02
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.02.2026 08:04

Balkanların Osmanlı tarafından fethi Bursa’dan başladı… Yüzyıllar sonra zorunlu dönüşün adresi yine Bursa oldu.
Bu yüzden Bursa’nın Balkan coğrafyasıyla kurduğu bağ hiçbir zaman kopmadı; kopması da mümkün değildi.

Balkan Savaşları sonrası başlayan, 1950’ler ve 1989 göçleriyle üç büyük dalga hâlinde devam eden süreç, Bursa’yı yalnızca bir yerleşim merkezi değil, aynı zamanda bir hafıza mekânına dönüştürdü.
Bugün Bulgaristan’dan gelen soydaşların bir kulağı hâlâ doğdukları topraklarda, bir gözü ise Bursa’daki hayatlarında.

Geçmişteki asimilasyon ve yok sayma politikalarının geride kalması, Bulgaristan’ın Avrupa Birliği üyeliğiyle birlikte demokratik hakların genişlemesi ve en önemlisi siyasi katılımın önünün açılması…
Bu sürecin en görünür sonucu, yurt dışında yaşayan vatandaşların seçimlere katılımının mümkün hâle gelmesiydi.

Türkiye’de her seçim döneminde kurulan sandıklar bu hakkın somut karşılığıydı.
Ancak geçtiğimiz günlerde bu süreci tersine çevirebilecek bir girişim gündeme geldi.

Bulgaristan Parlamentosu’nda kabul edilen düzenleme, Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelerde kurulabilecek seçim sandıklarının sayısını 20 ile sınırlandırmayı öngörüyordu.
Türkiye’de yaşayan yüz binlerce çifte vatandaş düşünüldüğünde bu düzenlemenin pratikte seçme hakkını zorlaştıracağı açıktı.

Nitekim Türkiye’de daha önce 160’ın üzerinde sandık kurulmuştu.
Bu sayı yalnızca bir istatistik değildi; demokratik katılımın fiili göstergesiydi.

Konuya ilişkin yapılan değerlendirmelerde, bu sınırlamanın özellikle Türkiye’de yaşayan seçmenlerin sandığa erişimini zorlaştıracağı, dolayısıyla demokratik temsil ilkesini zedeleyeceği vurgulandı.
Tepkiler de tam olarak bu noktada yoğunlaştı.

CUMHURBAŞKANINDAN KRİTİK VETO

Tam da bu tartışmalar sürerken Bulgaristan Cumhurbaşkanı’nın devreye girerek düzenlemeyi veto etmesi, sürecin yönünü değiştiren en önemli gelişme oldu.

Veto gerekçesinde öne çıkan vurgu netti:
Vatandaş nerede yaşarsa yaşasın eşit seçme hakkına sahiptir ve devlet bu hakkın kullanılmasını kolaylaştırmakla yükümlüdür.

Bu yaklaşım, yalnızca teknik bir hukuk değerlendirmesi değil; demokrasiye ilişkin temel bir ilke hatırlatmasıydı.

CHP Bursa Milletvekili ve Balkan Masası üyesi Hasan Öztürk’ün değerlendirmesi de bu çerçevede dikkat çekiciydi.



Öztürk, veto kararının yurtdışında yaşayan vatandaşların anayasal seçme hakkının korunması açısından son derece kıymetli olduğunu vurgularken, güçlü bir demokrasinin sandığa giden yolu daraltarak değil, genişleterek kurulabileceğine işaret etti.

Bu yaklaşım, Türkiye’deki Balkan kökenli vatandaşların hissiyatıyla da örtüşüyor.
Çünkü mesele yalnızca bir sandık sayısı değil; temsil edilme hakkı ve aidiyet duygusuyla doğrudan ilgili.

BAL-GÖÇ Genel Başkanı Prof. Dr. Emin Balkan’ın verdiği bilgiler, konunun Bursa açısından ne kadar somut olduğunu ortaya koyuyor.

Son seçimde Türkiye genelinde yaklaşık 250 bin seçmen bulunurken, bunun 73 bine yakını Bursa’daydı.
Kurulan sandık sayısı ise 166; bunun 42’si Bursa’daydı.

Bu tablo, Bursa’nın yalnızca Türkiye içinde değil, Bulgaristan siyasetinin dış seçmen haritasında da önemli bir merkez olduğunu gösteriyor.

Balkan’ın dikkat çektiği bir başka nokta ise çifte vatandaşların önemli bir bölümünün yılın belli dönemlerinde Bulgaristan’da bulunması.
Bu nedenle oy kullanma davranışı yalnızca Türkiye’de kurulan sandıklarla sınırlı değil; iki ülke arasında gidip gelen bir sosyolojik gerçeklik söz konusu.

Ancak buna rağmen sandık sayısının sınırlanması, vatandaşlar arasında etnik ya da coğrafi ayrım yapıldığı algısını güçlendirebilecek bir risk taşıyordu.
Ve bu durum, AB üyesi bir ülke açısından ciddi bir tartışma başlığıydı.

Cumhurbaşkanının veto kararı bu açıdan önemli bir “demokrasi refleksi” olarak kayda geçti.
Şimdi gözler yeniden Bulgaristan Parlamentosu’nda.

Beklenti açık:
Demokrasi ayıbı olarak nitelenen bu düzenlemeden geri dönülmesi.

Çünkü mesele yalnızca Türkiye’de yaşayan seçmenlerin sandığa erişimi değil.
Aynı zamanda Bulgaristan’ın demokratik standartları, Avrupa Birliği değerleri ve yurtdışındaki vatandaşlarıyla kurduğu ilişkinin niteliği.

Bursa, Balkan göçlerinin sadece bir adresi değil; aynı zamanda hafızasıdır.
Bu şehirde her aile hikâyesinin bir yerinde Kırcaali, Cebel, Filibe vardır, Şumnu vardır…

O yüzden Bulgaristan’daki her siyasi gelişme burada yalnızca “dış haber” olarak okunmaz.
Ailelerin, akrabaların, köklerin meselesi olarak hissedilir.

Bugün yaşanan tartışma da tam olarak böyle bir yerde duruyor.

Komşu ülke, demokrasi adına tartışmalı bir adım attı.
Ardından yine demokrasi adına önemli bir geri dönüş sinyali verdi.

Şimdi asıl soru şu:
Parlamento bu uyarıyı dikkate alacak mı?

Eğer alınırsa, bu yalnızca bir veto kararının kabul edilmesi anlamına gelmeyecek.
Aynı zamanda Bulgaristan’ın, yurtdışındaki vatandaşlarını dışlayan değil kapsayan bir siyasal anlayışı tercih ettiğinin göstergesi olacak.

Ve belki de en önemlisi…
Balkanlar ile Bursa arasındaki o tarihsel bağın, demokrasi üzerinden yeniden güçlenmesine vesile olacak.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.