Marmarabirlik son yıllarda sadece zeytin ve zeytinyağı üreticisinin değil, Türkiye ekonomisinin de merakla izlediği bir kuruluş haline geldi. Hem büyüklüğü hem ortak sayısı hem de marka değeriyle gözlerin çevrildiği bu dev kooperatifte yeni başkan Ali Yıldız’ın yönetiminde farklı bir dönem başladı.
Mayıs ayında göreve geldiğinde “ortak akıl ve şeffaflık” vurgusu yapan Yıldız, dün düzenlenen basın toplantısında bu sözlerin altını dolduracak hedefler açıkladı.
“Ulusaldan küresele” mottosuyla yol alacaklarını belirten Yıldız’ın anlattıkları, Marmarabirlik’in artık klasik kooperatif sınırlarının dışına çıkarak sanayi, inovasyon ve ihracatta daha güçlü adımlar atacağını gösteriyor.
Marmarabirlik bu yıl 35 milyon dolarlık ihracatla tarihinin en yüksek seviyesini gördü. Yeni hedef ise kısa vadede 50, uzun vadede 70 milyon dolar. Ali Yıldız’ın ifadesiyle, dış pazarlarda doğru ürün modeliyle güçlü bir konum yakalandı.

Bu büyümenin kalıcı olabilmesi içinse finansal yapının güçlenmesi şart. Genel Müdür Mehmet Ertaş, enflasyon muhasebesinin getirdiği “zarar algısının” gerçeği yansıtmadığını, bir yılda 500 milyon liralık tasarruf planladıklarını söyledi. Yıl sonunda 1 milyar liralık gelir beklentisiyle yükün hafifleyeceğini belirtti.
Ama herkesin aklındaki temel soru hâlâ aynı: Ürün bedelleri kredilere mahkûm kalmadan ödenecek mi?
Yönetimin yanıtı, “iki yıl içinde evet.”
KOZMETİKTEN ÇİKOLATAYA: YENİ ÜRÜN ARAYIŞLARI
Toplantının en dikkat çekici bölümlerinden biri, Marmarabirlik’in artık zeytinin yan ürünlerini katma değere dönüştürecek projeler üzerinde çalışmasıydı. Sabun, duş jeli gibi kozmetik ürünlerin yanı sıra özellikle zeytinyağlı sürme çikolata öne çıktı. Palm yağı yerine zeytinyağı kullanılan bu ürün, sağlıklı beslenme trendine uygun ve küresel markalarla rekabet edecek iddiasıyla tanıtıldı.
Eleştiriler “özünden uzaklaşıyor” yönünde olsa da Yıldız’ın yanıtı net: “Yeni fabrika kurmaya gerek yok, mevcut altyapıyla inovatif ürünler geliştirmek istiyoruz.” Yani amaç bir yan sanayi kurmak değil, mevcut gücü çeşitlendirmek.

Her basın toplantısında olduğu gibi en kritik konu yine fiyatlardı. Yıldız, şov yapma niyetinde olmadıklarını belirterek, “Geçen yılın altında kalmayacak, ama rasyonel verilerle belirlenecek” dedi.
Bu yıl Bursa ve Balıkesir bölgelerinde toplam 170 bin tonluk rekolte bekleniyor. Marmarabirlik’in alım hedefi ise 70 bin ton. Yıldız bu rakamı “kota” değil, “kapasite hedefi” olarak tanımladı. Ancak şu gerçek değişmiyor: 170 bin tonluk rekoltede 70 bin ton alım, tüm üreticiyi kapsamak için yeterli değil.
MARMARABİRLİK TAŞINACAK MI?
Yönetim, güvenli büyümenin yolu olarak 30 bin tonluk modern depolama tesisi sözü verdi. Ayrıca Marmarabirlik’in Başköy’deki merkezinin taşınabileceği açıklandı. Bu adım hem mevcut tesislerin yetersizliğini aşmayı hem de değerli arazilerin daha verimli kullanılmasını hedefliyor.
Toplantının sonunda yöneltilen sorular, aslında kamuoyundaki eleştirilerin de bir özeti gibiydi.

“Fiyat ne zaman açıklanacak?” sorusuna Yıldız, piyasayı günü gününe izlediklerini, yanlış fiyat açıklamamak için beklediklerini ve gerekirse fiyat farkı vererek üreticiyi mağdur etmeyeceklerini söyledi. “70 bin ton kota mı?” sorusuna, bunun kota değil, kapasite olduğunu; üreticiden gelen talebe göre hareket edeceklerini belirtti. Mali yapı eleştirilerine ilişkin, “Bu yıl ürün bedelleri için yine kredi kullanacağız. Ama hedefimiz kısa sürede kredilere bağımlı olmadan ödeme yapabilmek. Yatırımları da uzun vadeli, düşük faizli kredilerle finanse edeceğiz” dedi. En dikkat çeken soru ise araç alımları ve tahribat iddiaları oldu. Yıldız’ın yanıtı sertti:
“Bizim dönemimizde lüks araç alımı olmadı. Lüks araç satılıp yerine daha ucuz marka araç alındı. Kooperatifin kaynaklarını şeffaf yöneteceğiz. İddia eden bunları noter kanalıyla ispatlamıyorsa namerttir. Kim ne yaptıysa hesabını verecektir. Geçmişteki tahribat ve usulsüzlüklerin hesabı mutlaka sorulacak. Bu konuda en ufak tereddüdümüz yok.”

Bu açıklamalar, Marmarabirlik’in hâlâ zorlu bir mali köprüden geçtiğini gösteriyor. Yıldız’ın kendi ifadesiyle “sırat köprüsü”nden geçiliyor. Ama en azından bugünkü tablo, sorunların inkâr edilmediğini ve şeffaflıkla kamuoyuna aktarıldığını ortaya koyuyor.
Marmarabirlik, 71 yıllık tarihinde defalarca kriz gördü, defalarca büyüme hamlesi yaptı. Şimdi yeni yönetimin elinde hem fırsatlar hem de riskler var. Ali Yıldız’ın şeffaflık, ortak akıl ve rasyonel yönetim vurgusu doğru adımlarla desteklenirse, başkanın belirttiği sırat köprüsünden geçilebilir.

Ama üretici açısından asıl mesele hâlâ aynı: Adil fiyat, zamanında ödeme ve güven. Eğer Marmarabirlik bunları sağlayabilirse, yeni dönem gerçekten de “hedef büyüten” bir dönem olur.