Hava Durumu

Metalde sabır bitti; Grev kapıda

Yazının Giriş Tarihi: 18.01.2026 07:56
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.01.2026 07:57

Metal sektöründe Türkiye’nin özel sektördeki en büyük toplu iş sözleşmesi süreci, artık başlığını değiştirmiş durumda.

Eylül ayında “maraton başlıyor” diyerek tarif edilen süreç, bugün grev ihtimalinin açıkça telaffuz edildiği bir eşiğe dayanmış bulunuyor.

Dün Bursa’da yapılan Türk Metal Sendikası Osmangazi Şubesi Olağan Genel Kurulu, bu açıdan yalnızca bir şube toplantısı değil; aylar öncesinden yazılan cümlelerin sahadaki karşılığının görüldüğü bir buluşma oldu.

Türk Metal Genel Başkanı Uysal Altundağ’ın konuşması, süreci ilk günden bu yana takip edenler için sürpriz değildi.

Çünkü bugün söylenen birçok cümle, aslında Eylül ayından bu yana adım adım örülen bir hattın devamıydı.

20 Eylül’de bu köşede şunu yazmıştım:
“Bu masa kolay bir masa olmayacak.”
O gün henüz görüşmeler başlamamıştı ama masanın sert geçeceği, teklif-talepler arasındaki makasın kolay kapanmayacağı belliydi.

13 Ekim’de başlayan görüşmeler bunu doğruladı.
Türk Metal’in ilk 6 ay için talebi yüzde 20 zam ve 35 TL seyyanen artıştı.
Sosyal yardımlarda ciddi artışlar, tamamlayıcı sağlık sigortası, gece zammı, refakat izni gibi başlıklar da taslağın omurgasını oluşturuyordu.
Yani mesele yalnızca ücret değil, işçinin hayatına doğrudan dokunan maddelerdi.

MESS cephesinden gelen ilk teklifler ise bu beklentinin oldukça gerisinde kaldı.
Aralık ayına gelindiğinde, bu durum masada çözülemedi ve uyuşmazlık tutanağı tutuldu.

9 Aralık tarihli yazımda şu tespiti yapmıştım:
“Bu masada pazarlık yalnızca ücret değil; alın terinin karşılığı, aile bütçesi ve gelecek güvencesidir.”
Aynı yazıda, sözleşmenin ekonomik maddelerinde bir ortaklık sağlanamadığını ve sürecin arabuluculuk aşamasına girdiğini not etmiştim.

Bir gün sonra, 10 Aralık’ta ise şu cümleyi kurmuştum:
“Metal işçisi artık masaya değil, kendi gücüne güveniyor.”
O gün bu ifade bir tespitti.
Bugün ise sahadan gelen açıklamalarla birlikte, bu cümlenin fiili karşılığı konuşuluyor.

Dünkü genel kurulda Altundağ’ın üzerinde özellikle durduğu nokta, MESS’in son teklifiydi.
İlk 6 ay için yüzde 18 oranına çıkarılan teklifin, önceki yüzde 15’e göre bir revizyon olduğu kabul ediliyor.
Ancak Altundağ’ın itirazı yalnızca bu oranla sınırlı değildi.

Asıl vurgu, kazanılmış haklara yönelik taleplerin hâlâ masada tutulmasıydı.

Üç yıllık sözleşme önerisi, kıstelyevm uygulaması, esnek çalışma, deneme süresi ve tamamlayıcı sağlık sigortası gibi başlıklar, Altundağ’ın konuşmasında tek tek sayıldı.
Ve şu cümle özellikle altı çizilerek söylendi:
“Bunlar masada durduğu sürece bu sözleşme bitmez.”

Bu cümle, bugünkü gerilimin nerede düğümlendiğini açıkça gösteriyor.
Metal işçisinin itirazı, yalnızca bugünkü ücret kaybına değil; yarınlara bırakılacak bir hak erozyonuna karşı şekilleniyor.

Altundağ’ın konuşmasında sık sık tekrar ettiği “geçinemiyoruz” vurgusu da bu çerçevede okunmalı.
Çarşı, pazar, mutfak enflasyonu karşısında ücretlerin eridiğini; ay sonunun artık denk gelmediğini açık bir dille ifade etti.



Bu noktada, “biz işyerlerimizi de düşünüyoruz” cümlesi, sürecin yalnızca çatışma değil, denge arayışı üzerinden yürütülmek istendiğini de gösteriyor.

Bursa açısından mesele daha da somut.
Bu şehirde 60 bine yakın Türk Metal üyesi var.
Metal sözleşmesi, Bursa’da yalnızca fabrikaların değil, evlerin ve sofraların da gündemi.

Genel kurulda verilen mesaj bu yüzden yalnızca sendika üyelerine değil, tüm sanayi kamuoyunaydı.
Altundağ, grev kararını bir hedef olarak değil; masada karşılık bulamayan taleplerin doğal sonucu olarak tarif etti.
Diyalog kapısının kapatılmadığını özellikle vurguladı.
Ancak şu cümleyle de sürecin geldiği noktayı ilan etti:
“Bugüne kadar eylem dedik. Bundan sonra grevse grev diyeceğiz.”

Bu ifade, bir anlık çıkış değil.
Eylül’de başlayan, Aralık’ta uyuşmazlığa giren ve bugün arabuluculuk aşamasının sonuna gelen bir sürecin mantıksal devamı.

Kısacası metalde yaşanan; ani bir gerilim değil, aylar öncesinden görünen bir tablo.
Bugün konuşulan grev ihtimali, dün yazılan cümlelerin sahadaki karşılığı.

Ve artık şu gerçek daha net:
Bu sözleşmenin kaderi, yalnızca masadaki rakamlarla değil;
alın terinin hangi sınırlar içinde korunacağıyla belirlenecek.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.