Marmara Denizi, aşırı kirlilik yüzünden imdat çığlığını 4 yıl önce atmış, müsilaj belasıyla tanışmıştık. Böylesine büyük ve tehlikeli çevre felaketinin önüne geçilmesi amacıyla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı belki de cumhuriyet tarihimizin en büyük çevre seferberliğini başlatmış ve eylem planıyla da gözle görülür sonuçlar almıştı.
Ancak bu tedbirlerin devamlılığı veya yeni yatırımlar yapılmadığı için müsilaj geçtiğimiz sonbahar aylarında yeniden hortladı. Denizin altını bir ağ gibi saran müsilaj son haftalarda deniz yüzeyinde görülmeye başlanınca bakanlık bilim kurulunu topladı ardından denetimler başladı. Cezalar kesildi ancak müsilaj sinsice denizin altındaki canlı varlığını yok etmeye devam ediyor.

Dün Çanakkale’den gelen haber vahim sonuçlara doğru hızla ilerlediğimizin bir işareti. Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Merkez Birliği (DEM-BİR) Çanakkale-Tekirdağ Bölge Birliği Başkanı Naci Karabiber, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi'nde balık avcılığının müsilaj nedeniyle yapılamadığını belirterek, "Şu an avcılığımız tamamen kapandı" mesajını verdi.
Karabiber’in söyledikleri tehlikenin boyutlarını da gözler önüne seriyor;
‘Marmara Denizi'nde şu anda çalışan hiç balıkçı yok. Hepsi Karadeniz veya Ege'ye geldi. Marmara'dan çıkan müsilaj, Ege'de de bir bölgeyi kapattı. Herkes bir noktaya yığıldı. Çanakkale Boğazı'nda birkaç noktada balık bulduk ama müsilaj yoğunluğu nedeniyle ağ atamadık. Ağ patlıyor, kayboluyor"
Marmara kıyılarından Ege’ye doğru ilerleyen müsilajın yaptığı tahribata, ‘Denize atom bombası’ benzetmesi yapan Bandırma Onyedieylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, ‘Dibe yığılmış müsiaj çürüyüp parçalanırken sudaki çözünmüz oksijeni tüketiyor. Durum gittikçe kötüleşiyor! Dipte biriken müsilaj bir taraftan mercan, pina, midye gibi dipte yaşayan canlıların yaşamını sınırlandırıyor bir taraftan, oksijeni tüketiyor, bir taraftan balıkçı ağlarını kaplayarak avcılığı zorlaştırıyor’ mesajını verdi.
Bugüne kadar yapılanlar yeterli gelmediği için tekrar müsilajın oluştuğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sarı, şöyle devam etti:
‘Dosyalar dolusu faaliyetleri, rakamları sıralamanın anlamı yok. Yapılanlara müteşekkiriz ama denizin daha çok çabaya ihtiyacı var. Suç atmadan işbirliği halinde yerel yönetim, merkezi yönetim, özel sektör, sivil toplum ve tüm vatandaşlar olarak denize yardım etmek zorundayız.
Hali hazırda müsilajdan etkilenen balıkçılık ve bahar-yaz aylarında etkilenecek olan turizm sektörleri için doğal afet veya tarım sigortası gibi sürdürülebilir bir sistem geliştirilmesi gerekiyor. Müsilaj kendi kendine geçmeyecek, lütfen harekete geçelim!’
Evsel atıklardan kaynaklanan azot ve fosfor müsilajı tetikleyen en önemli faktör. Buna bir de küresel ısınmayla deniz suyu sıcaklığının 1,5 derece artması eklenince müsilaj her tarafa yayılıyor. Bugünlerde hava sıcaklığı mevsim normallerine döndü. Soğuk havada böyleyse baharla birlikte ısının yükselmesi üzerine olacakları tahmin dahi etmek istemiyorum.
BURSA’DA NİLÜFER ÇAYI GEMLİK’TE KARSAK DERESİ…
Marmara Denizi’nin kirlenmesinde atık su kanalına dönüşen derelerin taşıdığı yük de çok önemli. Geçen ay Prof. Dr. Mustafa Sarı, Nilüfer Deresi’ndeki kirliliği araştırmış ve çarpıcı raporu kamuoyuna açıklamıştı. Uludağ’da çıktığı noktada pırıl pırıl akan Nilüfer deresi Marmara deniziyle buluştuğu noktada bir atık su kanalı haline geliyor.

Prof. Dr. Sarı’nın uyarıları ve ardından Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in hodri meydan çağrısı üzerine Bursa Valiliği koordinasyonunda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ve Büyükşehir ekiplerince deşarjlar mercek altına alınmıştı.
Nilüfer çayı kadar Marmara’ya kirlilik taşıyan su kaynaklarından biri de Karsak deresi. Çocukluğum Karsak’ın denizle buluştuğu Gemlik’te geçtiği için kıyısında kefal avladığımız bölge bugün beton ve taşlardan oluşan kordona dönüştü. Dere ise Orhangazi’den itibaren yüklendiği kirliliği Marmara’ya boşaltıyor.
Geçtiğimiz günlerde arayan Gemlik Kent Konseyi Başkanı Sedat Akkuş, Karsak deresindeki kirliliği gündeme taşımak ve mercek altına almak için panel düzenleneceğini ve moderatörlük yapmamı istedi.
Gerçekten geç kalınmış bir konu. Bursa ve Gemlik Kent Konseyleri, Gemlik Belediyesi ve Doğader işbirliğiyle düzenlenecek panel 22 Şubat’ta Gemlik Cemil Meriç Kültür Merkezi’nde yapılacak. Panele konuşmacı olarak da Marmara denizinin temizlenmesi için büyük çaba gösteren Prof. Dr. Mustafa Sarı, Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Yonar, Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Saadet Hacısalihoğlu konuşmacı olarak katılacak.
BOZBEY’DEN CAN DOSTLARI İÇİN SİTEM VE DESTEK ÇAĞRISI
Son yıllarda en çok tartışılan konulardan biri de sokak hayvanları ya da sokakta yaşamak zorunda kalan can dostlarımız. Onları binlerce yıl önce evcilleştirerek birlikte yaşamaya alıştıran bizleriz. Doğaya dönme şansları olmayan can dostlarına da bugünün koşullarında bizler sahip çıkmak zorundayız.
Ancak sahip çıkarken, bunların kontrolsüz çoğalmaları nedeniyle yaşanan olayları da gö zardı etmememiz imkansız.

Bursa’da geçtiğimiz gün Vali Erol Ayyıldız başkanlığında İl Hayvanları Koruma Kurulu 2025 yılı ilk toplantısı yapıldı.
Bu toplantıya katılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, sosyal medyadan açıklama yaparak mevcut durumu anlattı ve destek istedi.
Merkezi yönetimin belediyelere “Yakala-Kısırlaştır-Barınakta Tut-Sahiplendir” modelini zorunlu kılarken, barınak yapımı ve hayvanların bakımıyla ilgili tüm yükümlülüğü tamamen yerel yönetimlere bıraktığını hatırlatan Bozbey, bu durumun ekonomik sıkıntılarla mücadele eden belediyeler için büyük bir yük oluşturduğuna dikkat çekti.

İlgili bakanlıkların, belediyelerin barınak yapabilmesi için yer konusunda destek olması ve süreçleri hızlandırmasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Bozbey şöyle devam etti:
‘Ayrıca, merkezi yönetimin belediyelere barınak yapımı konusunda hibe desteği sağlaması veya faizsiz kredi olanakları sunması gerekmektedir. Bakanlık, belediyelerin topladığı hayvanları sahiplendirilene kadar barınakta tutmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu kurala uyulmaması durumunda, belediyelere salınan her hayvan için yaklaşık 72 bin TL ceza uygulanacaktır. Bunun yanı sıra, süreci yönetemeyen yerel yöneticiler için 6 ay ile 2 yıl arasında hapis cezası öngörülmesi de gündemdedir. Bursa’da 100 binden fazla sokak hayvanı bulunduğunu göz önünde bulundurursak, 2028 yılı sonuna kadar barınakların tamamlanması, kısırlaştırma, bakım ve sahiplendirme süreçlerinin yeterli bir zaman dilimi olmadığını ifade etmek isterim. Büyükşehir Belediyesi olarak üzerimize düşeni yapacağız. Ancak, merkezi yönetimin de bu konuda destek sağlaması gerektiğine inanıyorum’