Sanayileşme ve ardından yaşanan göçle birlikte obez büyümeye birde hava ve su kirliliği eklenince Bursa neredeyse yaşanamaz bir kent olmanın eşiğine geldi.
Uludağ’ın eteklerinde pırıl pırıl akan Nilüfer Çayı Marmara deniziyle buluştuğu noktada simsiyaha dönüşüyorsa, İnegöl’de hava kirliliği nedeniyle maske takılacak hale gelindiyse, Marmara denizi benzetmek yanlış olmaz foseptiğe dönüştüyse bunda hepimizin suçu var.
O yüzden de topyekun mücadele ve seferberlik ilanı zamanı geldi ve geçiyor bile…
Ancak bazı adımların atılması da umut veriyor.
Geçen ocak ayında 2025 yılının ilk basın toplantısını yapan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in konuşmasının en çarpıcı bölümleri çevre konusundaydı. Çünkü Marmara Denizi’nde yeniden hortlayan müsilaja karşı denetlemelere başlayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ekipleri, BUSKİ’ye arıtmasız deşarj nedeniyle ceza kesmişti.

Bozbey, ceza kesilmesine tepki göstererek, ‘Yağışlı bir günde gelerek denetim yapıyorsunuz. Ceza kesiyorsunuz. Biz arıtma tesislerini yapıyoruz hiç merak etmeyin. Biz gerekeni yapıyoruz. Siz de gerekeni yapın. Deşarj yapan fabrikaları kapatın da bir göreyim’ mesajını vermişti.

Ertesi gün yayınlanan gazeteler de bunu Bozbey’den hodri meydan sözleriyle manşetlerine taşıdı. Geçtiğimiz gün büyükşehir belediyesinden Bozbey’in çağrısının karşılık bulduğu ile ilgili açıklama geldi.
Açıklamanın ayrıntılarını okuduğunuzda Bursa Valisi Erol Ayyıldız’ın devreye girdiği anlaşılıyor.
Biraz detay vereyim…
Bursa Valiliği koordinasyonunda, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği il Müdürlüğü Büyükşehir Belediyesi, BUSKİ Genel Müdürlüğü iş birliği ile Nilüfer Çayı inceleme altına alındı. Bu çalışma ile kaçak deşarjlara neden olan bağlantı ve çıkışlar inceleniyor.
Nilüfer Çayı’na yapılan kaçak deşarjlar tespit edildikten sonra da ilgili firmalara gerekli yaptırımlar, İl Çevre Müdürlüğü tarafından uygulanacak ve bu deşarjların önü kesilecek.
Açıklamada, Başkan Bozbey’in de demeci yer alıyor. Bozbey, "Nilüfer Çayı, Bursa’mızın en değerli su kaynaklarından biridir. Bu kaynağı korumak hem doğamıza hem de geleceğimize olan sorumluluğumuzdur. Bunun gibi ortaklaşa yürütülen çalışmalarla Nilüfer Çayı’mızın daha temiz akmasını sağlamak, çevreye duyarlı bir Bursa hedefimize ulaşmak için çok önemli bir adımdır. El birliğiyle çevreyi korumak adına attığımız bu adımlar, geleceğe bırakacağımız en değerli miras olacaktır" dedi.

Müsilaj konusundaki araştırmaları ve uyarılarıyla bilinen Bandırma Onyedieylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, geçtiğimiz günlerde Nilüfer çayı ile ilgili araştırmasını yayınlamıştı. Sarı’nın yaptığı araştırmaya göre, Uludağ’dan çıktığı kaynakta tertemiz akan Nilüfer Çayı Marmara’ya döküldüğü noktada dördüncü kalite suyu dönüşüyordu. Yani dere vasfını kaybetmiş atık su kanalına dönmüştü.
Ayrıca bu kirlilik Marmara Denizi’ndeki müsilajın da en önemli nedenlerinden biriydi. Sarı’ya göre, arıtmasız deşarjlara derhal son verilmeli ve önlemler alınmalıydı.
HAVA KİRLİLİĞİ İÇİN DE ORTAK ÇALIŞMA YAPILMALI…
Nilüfer çayı için köprüden önceki son çıkıştayız. O yüzden Bozbey’in bu çağrısının Bursa Valisi Erol Ayyıldız’dan hemen karşılık bulması Bursa’daki çevre sorunlarının çözümü için umut verdi.

Bu arada, Bozbey, aralık ayındaki basın toplantısında, çevreyi kirleten firmaları ifşa edeceğini de açıklamış, Orhaneli termik santralinin çevreyi kirlettiği için mühürlendiğini de açıklamıştı. Ancak santral mühürlemeye rağmen çalışmaya devam etmişti.
Bursa’da hava kirliliği ölçüm cihazlarını 10’a çıkardıklarını, ilk etapta bunun 24’e daha sonra da 50’ye çıkarılacağını ocak ayındaki toplantıda açıklayan Bozbey, İnegöl ve Kestel’deki hava kirliliğinin tehlikeli boyutlara ulaştığına işaret etmiş ve İnegöl’de yaşayan vatandaşlara maske takma çağrısı yapmıştı. İnegöl’ün yanı sıra Kestel’deki kirliliğe de dikkat çeken Bozbey, yaptırım konusunda yatırım yetkisinin bakanlıkta olduğuna dikkat çekmişti.

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerinde Bursa, havası kirliği şehirler listesinin ilk beş sırasında olmaya devam ediyor.
Nilüfer Çayı için geliştirilen ortak denetimin tıpkı yıllar önce hava kirliliğinin önlenmesi için de hayata geçirilmesi gerekiyor. Bursa aslında yıllar önce hava kirliliğinden nefes alamaz duruma geldiğinde vali başkanlığındaki il çevre kurulunun aldığı kararlar devreye girmişti. Bunun benzeri uygulamaların zamanı geldi.
TRUMP, SOYKIRIM SUÇUNA ORTAK OLUYOR; SREBRENİTSA’DA CEZASIZ KALMAMIŞTI
ABD Başkanı Donald Trump’in Gazze ile ilgili skandal açıklamaları devam ediyor. Aslında birinci döneminde de İsrail ziyareti ve ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması yeni dönemdeki politikalarının da aynı yönde olacağını gösteriyordu.
Ancak kimse bu kadarını da beklemiyordu.

Televizyon ekranlarından gelişmeleri ibretle izliyoruz. Açıklamaların tutulacak yanı yok. Gazze ABD’ye devredilecek, soykırıma uğrayan Filistinliler başka ülkelere gönderilecek. Soykırım yetmedi bir de sürgün…
Bu açıklamaları dinlerken aklıma Bosna savaşı sırasında Srebrenitsa’da yaşananlar geldi. 2018 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonuyla anma törenini izlemiş ve ölüm yolu Marş Mira’ya katılarak soykırımda ölenleri anmıştık.
Srebrenitsa’da 8 binden fazla insanın öldürülmesi aradan yıllar geçtikten BM'nin yargı organı Uluslararası Adalet Divanı 2007'de, kasabada yaşananları "soykırım" olarak ilan etmiş ve yapılan yargılama sonucu Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karaciç'i Srebrenitsa'da yaşananlardan sorumlu tuttu ve 40 yıl hapis cezası verdi.
Aynı mahkeme Sırp komutan Ratko Mladic’i de Srebrenitsa Soykırımının da bulunduğu birçok suçtan müebbet hapse mahkum edilmişti.
Bugün yaşananlara bakmayın insanlık vicdanı er geç harekete geçecek ve Netenyahu ve ekibi er geç Filistin soykırımından mahkum edilecek. Onun politikalarını destekleyen Trump da payına düşeni alacak. Belki bizler göremeye biliriz ama bu mutlaka gerçekleşecek.