Hava Durumu

Papa’yı İznik’e getiren tesadüfün hikâyesi…

Yazının Giriş Tarihi: 27.11.2025 07:57
Yazının Güncellenme Tarihi: 27.11.2025 07:59

Türkiye bugün önemli bir misafiri ağırlıyor. Papa, İstanbul’daki temaslarının ardından yarın İznik’te olacak.

Yıllardır bazilika keşfinin her aşamasını takip eden bir gazeteci olarak söyleyebilirim ki; Papa’yı İznik’e getiren süreç, bir merakın, bir fotoğraf karesinin ve bilime duyulan ısrarın birleşiminden doğdu.

Hafızam beni 2014’e götürüyor…

Büyükşehir Belediyesi’nin ilçelerin tanıtımı amacıyla hava fotoğrafları çekilirken göl kıyısına yakın bir bölgede beliren o tarihi yapı kalıntısı ilk bakışta kimseye bir şey söylemiyordu.

O dönem Büyükşehir Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı olan Saffet Yılmaz, fotoğrafı masaya koyarken, “Bir bakın isterseniz, suyun altında bir yapı var gibi” demişti.

İşte bugün Papa’yı İznik’e getiren sürecin kıvılcımı o cümleyle doğdu.

Ne kazı vardı, ne ören yeri, ne uluslararası ilgi…
Sadece suyun altında beliren bir iz ve bunun tarihle bir şekilde konuştuğunu fark eden birkaç dikkatli göz.

Bu bulgunun bilimsel bir karşılık bulması için gidilecek adres belliydi:
Prof. Dr. Mustafa Şahin.

“BU BİR KEŞİF DEĞİL, KAYIP SAYFANIN BULUNMASI”

Prof. Şahin’le yıllardır defalarca konuştuk. Yaptığı çalışmanın dünyanın en önemli 10 keşfi arasında yer alması mütevaziliğini hiç değiştirmedi. Hep bilimsel ve tarihi verilerle konuştu.

Son olarak Bursa Hakimiyet’in YouTube kanalında yayınlanan, İrem Deniz’in hazırlayıp sunduğu Mahfel programında ağırladığımızda bir kez daha aynı vurguyu yaptı:

“Bu bazilika yalnızca bir arkeolojik buluntu değil; Hristiyanlık tarihinin kayıp sayfalarından biri.”

Şahin Hoca’nın sıkça söylediği bir başka cümle de aklımda:

“İznik olmasaydı bugün bildiğimiz anlamda bir Hristiyanlık olmazdı.”

Konsül’ün 1700’üncü yılı nedeniyle dünya yeniden İznik’e odaklanmışken, bazilikanın tesadüfen ortaya çıkışı bu ilgiyi daha da belirginleştirdi.

Bugün Papa’nın ziyaret programında İznik’in yer alması bu yüzden sürpriz değil.
Sürpriz olan tek şey, hikâyenin bir hava fotoğrafıyla başlamış olması.

Amerika Arkeoloji Enstitüsü’nün bu buluntuyu “Yılın En Önemli 10 Arkeolojik Keşfi” arasına alması ise İznik’in kapılarını uluslararası arenaya açtı. Bu yalnızca bir liste değildi; Bursa’nın kendi değerlerini doğru anlatabildiğinde nereye varabileceğinin de göstergesiydi.

1700 YILLIK BİR TARİHİN ARALANAN KAPISI

İznik, Hristiyanlığın temel taşlarından biri olan Birinci Konsül’ün toplandığı yer.

Konsülün 1700’üncü yılı için dünya gözünü buraya çevirmişken, gölün altındaki bazilikanın keşfi bu ilginin hızını artırdı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün yıllar öncesi yaptığı değerlendirmenin de ne kadar isabetli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.

Tarih, 15 Temmuz 1935. Atatürk, Celal Bayar'ın da aralarında bulunduğu heyetle Yalova'dan İznik'e gelir. Ziyaret esnasında heyette bulunan tarihçi Prof. Afet İnan şehri gezmek için izin istediğinde Atatürk "Hay hay gidebilirsin, fakat unutma ki, asıl İznik'i göremeyeceksin. Çünkü o toprağın altındadır" der.

Atatürk’ün İznik'i yakından bildiği 1920'li yıllarda yaptığı açıklamadan da anlaşılır. Atatürk, o yıllarda da, "sinesinde çok eski medeniyet eserleri taşıdığı için ilerde çok büyük bir turistik şehir olabilecek bu geniş ovalı, suyu bol kasabayı, keşke il merkezi yapabilsek!..." de değerlendirmesini yapmıştır.

Geçtiğimiz ay açılan İznik Göl Bazilikası Ören Yeri Karşılama Merkezi, sürecin en görünür adımlarından biri oldu. Taşlar yerine oturuyor, hikâyenin sınırları genişliyor.

Açılışta Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in şu cümlesi öne çıkmıştı:

“İznik’in mirası büyüktür; bu değeri hak ettiği yere taşımaya kararlıyız.”

UNESCO hedefi artık eskisine göre çok daha gerçekçi.
Çünkü elinizde hem arkeolojik bir değer hem inanç tarihi açısından özel bir konum, hem de dünyanın ilgisini çeken güncel bir gündem var.

Bu üçü birleştiğinde ortaya yalnızca bir turizm potansiyeli değil, Bursa’nın dünyaya açılan dili çıkıyor.

PAPA SONRASI BURSA NE YAPACAK?

Papa’nın ziyaretinin sembolik bir anlamı var; evet.
Ama aynı zamanda stratejik bir kırılma noktası.

Asıl soru şu:

Bu ilgi sürdürülebilir mi?
İznik, bu ziyaretin ardından yeni bir hikâye yazabilir mi?
Kazılar hızlanır mı?
UNESCO yol haritası güncellenir mi?

Bu sorular yalnızca İznik’in değil; Bursa’nın da geleceğini ilgilendiriyor.

Prof. Dr. Mustafa Şahin’in yıllardır tekrar ettiği sözüyle bitireyim:

“İznik’in hikâyesi tamamlanmadan Bursa’nın hikâyesi tamamlanmaz.”

Belki de Papa’nın yarın İznik’te atacağı adım, o hikâyenin yeni bölümünün başlangıcı olacak.

Tıpkı İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth 14 Mayıs 2008’de Bursa’ya yaptığı ziyaretin yankısının uzun yıllar boyunca devam etmesi gibi. O gezisi sonrası II. Elizabeth’e Kozahan’da ikram edilen Bursa siyah incirinin yıllar içinde kraliçe inciri adını alması bunun sadece küçük bir yansıması.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.