Hava Durumu

Rakamların ötesinde bir Yıldırım hikâyesi

Yazının Giriş Tarihi: 14.02.2026 08:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.02.2026 08:03

Yıldırım siyasetini uzun süredir izleyen biri olarak, bugünkü tabloyu anlamak için biraz geriye gitmek gerekiyor. Büyükşehir Belediye Meclisi İmar Komisyonu günlerinden itibaren takip ettiğim bir isim olan Oktay Yılmaz, AK Parti ilçe başkanlığından belediye başkanlığına uzanan çizgide, yerel yönetim pratiğini daha çok “imar” ve “şehirleşme” başlıkları üzerinden kurdu.

İlk döneminin ağırlık merkezini de bu oluşturdu. Borç yükünün azaltılması, mülkiyet sorunlarının çözümü ve planlama dosyalarının Ankara ile kurulan temaslarla ilerletilmesi…

Bu başlıkların çoğu kamuoyunda görünür sonuçlarını daha sonra verdi. Bugün konuşulan “Yıldırım modeli”nin arka planında da aslında bu teknik süreçler var.

Dün Barış Manço Kültür Merkezi’nde yapılan 2026 değerlendirme toplantısı, bu uzun sürecin sahaya yansıyan fotoğrafını görmek açısından önemliydi.

Toplantıya AK Parti Bursa milletvekilleri Ayhan Salman, Emel Gözükara Durmaz, Refik Özen, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, MHP Yıldırım İlçe Başkanı Kadir Taşçı, AK Parti Nilüfer İlçe Başkanı Furkan Alparslan katıldı.

Bu tablo, yerel yönetimlerin artık yalnızca belediye sınırları içinde değil, çok aktörlü bir koordinasyonla ilerlediğini gösteren bir çerçeve sundu.

Toplantının sahne kurgusu ve dijital altyapısı dikkat çekiciydi. Sunumun tamamı neredeyse bir ekranın içinden akıyordu. Başkan konuşmasını prompter üzerinden yaptı ama yaklaşık iki saat süren anlatım boyunca başlıklar üzerindeki hâkimiyetini korudu. Bu tür toplantılarda teknik anlatımın dağılması sık görülür; burada o dağınıklık yaşanmadı.

Konuşmanın girişindeki en kritik vurgu, Yıldırım’ın demografik sıkışmışlığıydı.
Bursa’nın yüzölçümünün yüzde biri… nüfusun yüzde 21’i.

Bu oran, ilçedeki arsa sıkıntısının, sosyal donatı yetersizliğinin ve dönüşüm baskısının nedenini tek başına açıklıyor. Başkanın, gerektiğinde bir mahalleye sosyal tesis yapımı için kendi oturduğu konutun yıkımı dahil fedakârlık yapılabileceğini söylemesi de bu arka planın sonucu.

Bu tabloyu bilmeden, 30 bin konut hedefini ya da 40 bin mülkiyet probleminin çözülmesini anlamak mümkün değil. Aslında burada anlatılan, bina üretiminden önce “hukuki zemin” üretme süreci.

İMAR: GÖRÜNMEYEN AMA BELİRLEYİCİ ALAN

5 milyon metrekarelik alanda tamamlanan planlama, 460 bin metrekarelik yeşil alan, alternatif yol aksları… Bunlar birer teknik veri gibi görünebilir. Ancak şehircilikte asıl kırılma noktası bu verilerin hayatın içine nasıl girdiği.

“İlmek ilmek çözdük” ifadesi, mülkiyet başlığının masa başında değil, sahada yürütüldüğünü gösteriyor. Yıldırım’da dönüşümün yavaş ilerlediği yönündeki eleştiriler bu noktada sıkça dile getirilir; fakat planlama ve uzlaşma süreci tamamlanmadan yükselen her bina, yeni bir sorunun başlangıcı olabilir.

SETBAŞI-YEŞİL- EMİRSULTAN HATTINA 40 PROJE

İkinci dönemin en dikkat çekici başlığı ise Setbaşı–Yeşil–Emirsultan hattı.
Bu aksın yeniden ele alınması, Bursa için yalnızca bir çevre düzenlemesi değil; kentin turizm vizyonuyla doğrudan ilişkili.

Ulusal ölçekte açılan yarışmaya yaklaşık 40 başvurunun gelmesi, projenin yalnızca yerel değil, mesleki ölçekte de karşılık bulduğunu gösteriyor. Hanlar Bölgesi düzenlemesinin ardından bu hattın da gündeme gelmesi, şehir merkezinde yeni bir turizm omurgası arayışının sürdüğünü işaret ediyor.

Toplantının en teknik ama belki de en kritik başlıklarından biri “dijital ikiz” çalışmasıydı.
Yapay zekâ destekli modelleme ile kent verilerinin anlık izlenmesi… Kaçak yapı sorununa yıllardır çözüm arayan bir ilçe için bu, klasik denetim yöntemlerinden farklı bir aşama anlamına geliyor.

Bir duvara eklenecek bir metrelik ilavenin bile sistem tarafından tespit edilebilmesi, yalnızca yapı kontrolü değil, afet risk yönetimi açısından da yeni bir dönem demek.

KÜTÜPHANELER ÜZERİNDEN KURULAN SOSYAL HAT

Toplantıda kültür yatırımları anlatılırken en çok vurgulanan başlıklardan biri kütüphanelerdi. Oktay Yılmaz’ın ilk dönemine başlar başlamaz belediyeye ait kentsel dönüşüm ofisini Uyumayan kütüphaneye çevirmiş ve bu proje sadece Bursa’ya değil tüm Türkiye’ye örnek olmuştu. İlgisinin göstergesi ise şu rakamlardı:
2 milyon ziyaretçi, 95 bin üye… Üyelerin yarısının ilçe dışından gelmesi… Daha önce yazmıştım; Yıldırım yaptı Nilüfer yararlanıyor. Rakamlar da bunu gösteriyor.

Bu veriler, kütüphanelerin yalnızca bir eğitim alanı değil, sosyal çekim merkezi haline geldiğini gösteriyor. Burada kurulan dil, “beton yerine insan” vurgusunu öne çıkaran bir yerel yönetim anlatısıydı.

YILMAZ’DAN BÜYÜKŞEHİR’E; FEDAKARLIĞA HAZIZ

Toplantının en dikkatle dinlenen bölümlerinden biri ise soru-cevap kısmıydı.

Su ve ulaşım zammı konuları doğal olarak Büyükşehir ile ilişkiler konusunu da gündeme getirdi
Özellikle ulaşım ücretleri üzerinden gelen gençlerin sitemi, Başkan’ın anlatımına da yansıdı.

Su krizi ve zammı da yine soru cevap bölümünde detaylandırıldı. Yılmaz, soru üzerine, yaz aylarının sonunda bir su krizi yaşandığını ve ve büyükşehir belediyesinin bu krizi yönetemediğini savunarak, şunları söyledi:

‘Yönetemediler. Ve ne dediler? siz yapmadınız. Halbuki baraj yapılmış ihalesi yapılmış malzeme alınmış sadece son dört ayda gösterdiğin gayreti 18 ay boyunca göstermen gerekiyordu. Bunu yapamadılar. Sürekli bahane ve mazeret üretiyorlar bu anlamda BUSKİ battı batacak diyorlar Burulaş battı batacak diyorlar. Kaynakları doğru yönetemeyince suçu bize atıyor. Bursalılar büyükşehir belediye başkanı olarak sizleri tercih etti. Buyurun siz yönetin nasıl istiyorsanız.

Burada biz şuna açığız. Eğer bu zamları geri alacaksak biz her türlü fedakarlığı yapmaya hazırız. Buyursun getirsinler karar alalım. Ama şu anda büyükşehir belediye başkanı CHP’li Mustafa Bozbey dolayısıyla onun karar vermesi yönetmesi gereken bir husus olduğunu ifade edeyim’

AK Partili bir ilçe belediyesi ile CHP’li Büyükşehir yönetimi arasındaki temasların nasıl yürüdüğü, son dönemde sıkça tartışılıyor.

Başkanın, ulaşım maliyetlerinin öğrenciler üzerindeki yüküne dikkat çekmesi; Ankara Caddesi alternatifleri ve kaynak devri teklifine ilişkin “henüz somut adım görmedik” ifadesi, bu ilişkinin teknik düzeyde sürdüğünü ama siyasi gerilimin de zemininde olduğunu gösteriyor.

Bu noktada, isim vermeden ilerlemek mümkün değil. İlçe ile Büyükşehir arasındaki denge, doğrudan Mustafa Bozbey ile yürüyen bir süreç.
Yerel yönetimlerde farklı siyasi partilerin aynı kentte birlikte üretme kapasitesi, önümüzdeki dönemde Bursa siyasetinin ana başlıklarından biri olmaya devam edecek.

Sunum boyunca merkezi idareyle kurulan bağa da sık sık gönderme yapıldı.
Belediyecilik anlayışında referans olarak Recep Tayyip Erdoğan dönemine yapılan atıf, yerel yönetim dilinde yeni değil; ancak bu söylemle birlikte dönüşüm projelerinde Murat Kurum üzerinden yürüyen destek hatları da hatırlatıldı.

Sıfır atık, çevre ve sosyal projelerde ise Emine Erdoğan tarafından başlatılan kampanyalara referans verildi. Bu çerçeve, Yıldırım’daki projelerin yalnızca yerel değil, ulusal politikalarla uyumlu bir hat üzerinden anlatıldığını gösteriyor.

Bu toplantı, klasik bir faaliyet sunumunun ötesinde, Yıldırım’ın son yedi yıllık dönüşüm hikâyesinin derli toplu bir özeti gibiydi.

İmar dosyaları, mülkiyet çözümleri, dijital şehir hedefi, kütüphaneler, spor yatırımları, sosyal merkezler… Her biri farklı başlıklar gibi görünse de aynı soruya bağlanıyor:
“Bu kadar yoğun nüfuslu bir ilçede yaşam kalitesi nasıl yükseltilir?”

Yanıt, büyük cümlelerden çok küçük ama süreklilik isteyen adımlarda gizli.
Planlama, uzlaşma, yatırım ve koordinasyon…

Dün Barış Manço Kültür Merkezi’ndeki tablo, Yıldırım’da bu dört başlığın aynı anda yürütülmeye çalışıldığını gösterdi.

Bundan sonrasını ise sahadaki uygulama belirleyecek.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.