Bursa bir süredir, Sabiha Gökçen Havalimanı’na yapılan ulaşımın geleceğini tartışıyor.
Tartışmanın merkezinde ise BBBUS seferleri ve bu seferlerin bağlı olduğu ihale süreci var.
Konu, İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu’nun TBMM’ye taşıdığı soru önergesiyle artık yalnızca yerel bir başlık olmaktan çıktı.
Bu mesele, Bursa’nın kazanılmış bir ulaşım hakkı olup olmadığı sorusuyla birlikte Ankara’nın da gündeminde.
Ancak asıl dikkat çekici olan, tartışmanın ortasında gelen sakin ama güçlü bir öneri oldu.
“Bu hat Bursalıların hakkı”
DOSABSİAD ve TÜGİAD’ın geçmiş dönem başkanlarından, tekstil sanayicisi iş insanı Nilüfer Çevikel, tartışmaya farklı bir pencere açtı. Aynı zamanda Bursa otogarında 25 yıldan beri işletmecei olan Çevikel'in verdiği rakamlar netti:
Bursa’dan Sabiha Gökçen’e yılda yaklaşık 3 milyon yolcu taşınıyor.

Ve şu soruyu sordu:
“Bu kadar yüksek gelir üreten bir hat, neden Bursa’da kalıcı bir değere dönüşmesin?”
Çevikel’in önerisi açık ve çarpıcıydı:
Eğer bu hat mutlaka bir kamu iştiraki eliyle yürütülecekse, bunun adresi Bursaspor olmalıydı.
Otobüsler yeşil-beyaz renklere bürünmeli,
Bu hattın işletmeciliği Bursaspor’a verilerek kulübe kalıcı ve sürdürülebilir bir gelir sağlanmalıydı.
Bir anlamda şunu söylüyordu:
Bu hat sadece bir ulaşım meselesi değil, Bursa’nın değer üretme meselesidir.

BBBUS NASIL DOĞDU, NEDEN KRİTİK?
Konuyu gündeme getirdiğim eski yazıma gönderme yaparak biraz geriye gidelim…
2017 yılında, Bursa’dan Sabiha Gökçen’e yapılan düzensiz seferler ve yaşanan tartışmalar üzerine İstanbul Valiliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni göreve çağırdı.
Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe zamanında, Burulaş Genel Müdürü Levent Fidansoy tarafından sistem kuruldu ve BBBUS seferleri başladı.
Doğrudan otoyolu kullanan, aktarmasız, hızlı ve öngörülebilir bir ulaşım modeli hayata geçti.
Otobüs sayısı zamanla 30’a kadar çıktı.
Sonuç ortada:
BBBUS olmasaydı, yılda 1,5 milyon yolcunun Sabiha Gökçen’e taşınması mümkün değildi.
Özel firmalar ve bireysel ulaşım da eklendiğinde bu rakam 3 milyona yaklaşıyor.
İhaledeki rakamlar ne söylüyor?
Bugün gelinen noktada sorun şu:
BBBUS, yapılan ihalede cironun yüzde 37’sini teklif etti.
Özel firmalar ise yüzde 100, 101 ve 103 gibi oranlarla masaya oturdu.
Bu rakamlar şunu düşündürüyor:
Bu hat, kamusal hizmet anlayışından çıkıp,
yüksek bilet fiyatlarıyla işletilecek bir ticari alana mı dönüşecek?
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in, bu nedenle Bursa’yı TBMM’de temsil eden 20 milletvekiline yaptığı çağrı da tam bu noktada anlam kazanıyor.

Bu çağrı, siyasi değil;
şehir adına yapılmış bir çağrıdır.
Bursa, bu hattı kaybetmemeli.
Ama daha önemlisi, bu hattı sıradan bir ihale başlığı olarak da görmemeli.
Nilüfer Çevikel’in önerisi bu yüzden kıymetli.
Çünkü meseleye sadece “kim işletsin” diye değil,
“Bursa bu işten ne kazansın” diye bakıyor.
Belki Bursaspor olur,
belki başka bir kamusal model…
Ama şurası net:
Bu yüksek gelirli hat, İstanbul merkezli bir kazanç kapısı olmamalı.
Çünkü konu yalnızca ulaşım değil;
Bursa’nın zamanı, konforu ve şehir olarak ürettiği değerdir.
Ve bu değer, Bursa’da kalmalıdır.

LONDRA’DAN GELEN CADDEYE BAKMAYAN DURAK HATIRLATMASI
Bursa’da bir kez daha otobüs durağı, bir trafik kazasının parçası oldu.
İnegöl’de buzlanan yolda kayan cipin durakta bekleyen vatandaşa çarpması, çok şükür bu kez can kaybıyla sonuçlanmadı. Ancak Bursa’nın geçmişi, bu tür kazaların “şans” kelimesine bırakılmayacak kadar ağır örneklerle dolu olduğunu da hatırlatıyor.
Tam bu kazanın ardından, Osmangazi geçmiş dönem Belediye Meclis Üyesi Cemil Aydın, tatil için bulunduğu Londra’dan bir mesaj gönderdi. Mesajın satır aralarında ise yeni bir fikirden çok, unutulmuş bir uyarı vardı.
Aydın, daha önce de gündeme taşıdığı bir uygulamayı, yaşanan kaza üzerinden bir kez daha hatırlatıyordu: Caddeye sıfır değil, kaldırıma bakan otobüs durakları.
Cemil Aydın, 2023 yılında Londra başta olmak üzere İngiltere’nin bazı şehirlerinde gördüğü bu uygulamayı fotoğraflarla belgeleyerek Bursa için önermişti. Sistemin özü oldukça netti. Otobüs duraklarının önü yola bakmıyor, yolcuyla araç arasında doğal bir mesafe bırakılıyor. Otobüs durağın sonuna yanaşıyor, yolcu güvenli alanda bekliyor ve biniş gerçekleşiyor.
Bursa’da ise yıllardır tam tersi bir tabloyla karşı karşıyayız.
Özellikle BUSKİ önü, İzmir Yolu üzerindeki duraklar ve Nilüfer aksında caddeye sıfır, neredeyse kaldırım genişliğiyle sınırlı duraklar bulunuyor. Bu duraklarda geçmiş yıllarda yaşanan kazalar, ne yazık ki can kayıplarıyla hafızalara kazındı. Çoğu da genç, çoğu da öğrenci olan kayıplardı.
Cemil Aydın, bu önerisini ilk kez dile getirdiğinde dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ile de paylaşmış, “ilk kez böyle bir öneri geldiği” belirtilerek konunun inceleneceği ifade edilmişti. Ancak geçen zaman, kazaların önüne geçmeye yetmedi.
Bugün gelinen noktada ise dikkat çekici bir gelişme var.
Meslek büyüğümüz Ahmet Emin Yılmaz, köşesinde Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in, dar kaldırımlar için yeni bir otobüs durağı modeli talimatı verdiğini yazdı. Burulaş’ın bu doğrultuda bir tasarım geliştirdiği ve Bozbey’in sahada inceleme yaptığı bilgisi paylaşıldı.
Bu adım önemli.
Ancak Cemil Aydın’ın Londra’dan yaptığı hatırlatma, meseleyi biraz daha geniş bir çerçeveden ele almak gerektiğini gösteriyor. Çünkü sorun sadece durağın şekli değil, konumlanışı. Yolcuyu araçla yüz yüze bırakan her düzenleme, risk üretmeye devam ediyor.
Aydın’ın önerisi bu nedenle bir “gezi notu” değil, bir şehir güvenliği çağrısı olarak okunmalı. BUSKİ önü ve İzmir Yolu gibi yüksek riskli noktalarda yapılacak pilot uygulamalar, Bursa için kalıcı bir dönüşümün de kapısını aralayabilir.
Londra’da oluyorsa, Oxford’da uygulanıyorsa…
Bursa’da neden olmasın?
Kent dediğiniz, kazadan sonra konuşan değil; kazadan önce tedbir alan bir akılla yönetilir.
Londra’dan gelen bu uyarının, Bursa’da bir başka “keşke”ye dönüşmemesi dileğiyle…