Bursa bugün kritik bir eşiğe tanıklık ediyor.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutuklanmasının ardından başlayan süreç, bugün yapılacak meclis toplantısı ve seçimle yeni bir yön kazanacak.
Bu sadece bir başkan vekilliği seçimi değil…
Bursa’da yönetimin yönü de yeniden belirleniyor.
31 Mart seçimleriyle birlikte Bursa’da uzun yıllar sonra farklı bir siyasi tablo ortaya çıkmıştı. 22 yıllık AK Parti’nin yerel iktidarı Bozbey’in seçilmesiyle 47 yıl aradan sonra CHP’ye geçmişti.
Bozbey, başkan seçilirken meclis çoğunluğunu Cumhur İttifakı elde etmişti.
Bozbey’in tutuklanıp görevden alınması sonucu bu çoğunluğun önemi ortaya çıktı.
106 üyeli yapıda Cumhur İttifakı’nın üstünlüğü, seçimin hangi yönde sonuçlanacağını ortaya koyuyor.
31 Mart’ta sandıkta ortaya çıkan tablo, meclis dengesiyle birlikte başka bir yöne evriliyor.
Bu durum, önümüzdeki günlerde sadece Bursa’da değil, Türkiye genelinde de “yerel yönetimlerde meclis gücü” tartışmasını yeniden alevlendirecek gibi görünüyor.
AK Parti’nin adayı ise beklendiği gibi netleşti: AK Parti İl başkanı Davut Gürkan başkan vekilliği için 4 meclis üyesini Ankara’ya götürdü ve Mimar Şahin Biba aday olarak belirlendi.
Şahin Biba.

Nilüfer Belediye Meclis Üyesi…
Büyükşehir İmar ve Bayındırlık Komisyonu Başkanı…
Yani teknik tarafı güçlü, sahayı bilen bir isim.
Ama bu adaylığı sadece teknik bir tercih olarak okumak eksik olur.
Sürecin Ankara’da şekillendiği ve özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu tercihte belirleyici olduğu anlaşılıyor.

Bu da şunu gösteriyor:
Bursa’daki süreç yakından takip ediliyor.
Şahin Biba ile yaptığımız görüşmede öne çıkan mesajlar ise daha çok şehrin önceliklerine işaret ediyor:
“Bu görev bir emanet. Biz de bu emaneti Bursa için, Bursa’ya hizmet etmek için taşıyacağız.”
“Cumhurbaşkanımızla görüşmek benim için çok özel bir andı. O heyecanı tarif etmek kolay değil. Açıkçası o anın etkisiyle konuşulanları bile tam hatırlayamıyorum.”
“Bursa’nın sorunları aslında hepimizin bildiği başlıklar. Ulaşım, kentsel dönüşüm ve riskli yapı stoku… Önceliği buralara vermek gerekiyor.”
“Kentsel dönüşümde geç kaldık. Trafik artık günlük hayatı zorlaştıran bir noktada. İnsanların yaşam konforunu doğrudan etkileyen bir tablo var.”
“Kahramanmaraş’ta yaşananlar ortada. Böyle bir felaketi tekrar yaşama ihtimalini görmezden gelemeyiz. Bursa’nın bunu erteleme lüksü yok.”
“Bursa sadece bir şehir değil, aynı zamanda güçlü bir sanayi merkezi. Olası bir afetin etkisi sadece can kaybıyla sınırlı kalmaz, ülke ekonomisini de ciddi şekilde etkiler.”
“Bu meseleleri sadece belediye kadrosunun çözmesi mümkün değil. 3,5 milyonluk bir şehirden bahsediyoruz. Herkesin katkı sunduğu bir anlayışa ihtiyaç var.”
“Ortak akıl diyorsak bunu gerçekten hayata geçirmeliyiz. Vatandaşın fikrinin duyulduğu, değerlendirildiği bir yapı kurmak gerekiyor.”
“Bursa’nın bir kent anayasasına ihtiyacı var. Çünkü bu, şehrin geleceğini planlamak anlamına geliyor.”
Bu açıklamalara dikkatle bakıldığında üç başlık öne çıkıyor:
Birincisi: Kentsel dönüşüm.
Artık ertelenemez bir başlık olarak masada.
İkincisi: Ulaşım.
Bursa’nın yıllardır çözüm bekleyen kronik sorunu.
Üçüncüsü: Deprem gerçeği.
Ve bu başlık, diğer tüm başlıkların üzerinde duruyor.
Bursa’nın gündemi aslında değişmiyor…
Sadece çözüm sürekli öteleniyor.
Öte yandan CHP cephesinde de hareketlilik var.
Adayın toplantı öncesi netleşmesi bekleniyor.
Kulislerde en güçlü isim olarak Yücel Akbulut öne çıkıyor.

Ancak mevcut tabloya bakıldığında denklem oldukça net:
Sonucu belirleyecek olan sandık değil, meclisteki sayı.
Bu da siyasetin bir başka gerçeğini hatırlatıyor:
Seçim kazanmak tek başına yeterli olmayabiliyor.
Bugün yapılacak meclis toplantısı ve ardından gerçekleşecek oylama, teknik olarak bir başkan vekili belirleyecek.
Ama mesele sadece bununla sınırlı değil:
Bursa’da yeni bir denge kuruluyor.
Ve bu denge, belki de önümüzdeki 3 yılın yönetim tarzını belirleyecek.
Bu sürecin nasıl yönetileceği, sadece siyasi partiler açısından değil,
Bursa’nın geleceği açısından da belirleyici olacak.
Tablo şu:
Bursa yeni bir dönemin kapısında.
Aday belli…
Meclis dengesi ortada…
Süreç işliyor…
Ama tüm bu başlıkların ötesinde asıl mesele değişmiyor:
Bu şehir yıllardır aynı sorunları konuşuyor.
Ve bugün bir kez daha aynı sorunun etrafında dönüyoruz:
Bu sözler sahaya ne kadar yansıyacak?