Balkanlarla Bursa arasındaki ilişki sıradan bir göç hikâyesi değil, tarihsel bir bağ ve bir toplumsal hafıza olma özelliği taşır.
Balkanların Osmanlı tarafından fethi Bursa’dan başlamıştı.
Yüzyıllar sonra yaşanan zorunlu göçlerin önemli bir durağı yine Bursa oldu.
Bu yüzden Bulgaristan’daki her siyasi gelişme, bu şehirde yalnızca bir “dış haber” olarak okunmaz.
Ailelerin, akrabaların, geçmişin ve aidiyet duygusunun bir parçası olarak hissedilir.
Son günlerde gündemde yine Bulgaristan’daki seçim düzenlemesi var.
Bulgaristan Parlamentosu, Avrupa Birliği dışındaki ülkelerde kurulabilecek seçim sandıklarının sayısını 20 ile sınırlandıran düzenlemeyi yeniden kabul etti.

Cumhurbaşkanı tarafından daha önce veto edilen yasa, parlamentoda ikinci kez oylanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre diplomatik temsilcilikler dışında kurulabilecek sandık sayısı 20 ile sınırlı olacak.
Türkiye’deki seçmen sayısı düşünüldüğünde ortaya çıkan tablo oldukça çarpıcı.
Çünkü geçmiş seçimlerde Türkiye genelinde 160’ın üzerinde sandık kurulmuştu.
Yeni düzenleme ile bu sayı 20 artı büyükelçilik ve konsolosluklardaki sandıklarla birlikte toplam 24’e düşmüş durumda.
Bu kararın en çok hissedileceği şehirlerin başında ise Bursa geliyor.
Konuyu BAL-GÖÇ Genel Başkanı Prof. Dr. Emin Balkan ile konuştuk.

Balkan’ın verdiği bilgilere göre yeni düzenleme kapsamında Türkiye’de kurulacak 24 sandığın en fazlası Bursa’ya verildi.
Başlangıçta Bursa için konsoloslukla birlikte 6 sandık öngörülürken, yapılan temaslar sonucu sayı 7’ye çıkarıldı.
Sandıkların; Bulgaristan’ın Bursa Başkonsolosluğu, Kestel, Görükle, Yıldırım, Osmangazi ve Nilüfer’de kurulması planlanıyor. Yer önerileri Bulgaristan Yüksek Seçim Kurulu’na iletilmiş durumda.
Balkan, sandık yerlerinin belirlenmesinde seçmenlerin yaya olarak ulaşabileceği ve geçmiş seçimlerde yoğun katılımın olduğu noktaların tercih edildiğini söylüyor.
Prof. Dr. Emin Balkan, parlamentodan çıkan kararı ise oldukça net bir ifadeyle değerlendiriyor:
“Demokratik değil, Avrupa Birliği üyesi bir ülkeye yakışmayan bir karar.”
Balkan’a göre konu yalnızca sandık sayısıyla sınırlı değil.
Yasanın parlamentodan geçiş süreci de Bulgaristan siyasetinde ayrı bir tartışma yarattı. Cumhurbaşkanının vetosunun ardından yeniden parlamentoya gelen düzenleme görüşülürken bazı partiler arasında görüş ayrılıkları yaşandığını belirten Balkan, özellikle Bulgaristan Sosyalist Partisi içinde son anda yaşanan tutum değişikliğinin dikkat çektiğini ifade ediyor. Balkan ayrıca Türkleri temsil ettiğini söyleyen bazı siyasi çevrelerin dolaylı destek verdiği yönündeki iddiaların da soydaşlar arasında rahatsızlık yarattığını dile getiriyor.
Tartışmanın özü ise şu:
Sandık sayısının sınırlandırılması teknik bir düzenleme mi, yoksa demokratik katılımı zorlaştıran bir uygulama mı?
Özellikle Türkiye’de yaşayan seçmen sayısı düşünüldüğünde bu sorunun önemi daha iyi anlaşılıyor.
Türkiye’de 250 binden fazla Bulgaristan vatandaşı soydaş, Bursa’da ise yaklaşık 74 bin seçmen bulunuyor.
Bu kadar büyük bir seçmen kitlesi söz konusu olunca sandığa erişim meselesi doğal olarak siyasi ve demokratik bir tartışma başlığına dönüşüyor.
Bu seçimlerde dikkat çeken bir başka değişiklik ise elektronik başvuru sistemi.
Seçmenler internet üzerinden bir form doldurarak seçmen listesine önceden kaydolabiliyor.
Bu işlem yapılırsa seçim günü sandık başında form doldurma zorunluluğu ortadan kalkıyor ve oy verme süreci hızlanıyor.
Son tarih ise 24 Mart.
Form doldurmayan seçmenler de oy kullanabilecek ancak sandık başında ek bir form doldurmaları gerekecek.
BAL-GÖÇ yetkilileri, özellikle Bulgarca bilmeyen vatandaşlara bu süreçte destek vermeye devam edeceklerini ifade ediyor.
Konu sadece sandık sayısıyla sınırlı değil.
Balkan göçleriyle şekillenmiş şehirlerde bu mesele aidiyet, temsil ve demokratik katılım başlıklarıyla birlikte tartışılıyor.
Çünkü Bursa’da pek çok ailenin hikâyesinde hâlâ
Kırcaali vardır, Cebel vardır, Filibe vardır, Şumnu vardır.
Dolayısıyla Bulgaristan’daki seçim sistemiyle ilgili bir değişiklik burada doğrudan hissediliyor.
Sandığın yolu uzadığında sadece mesafe değil, katılım da azalabiliyor.

Şimdi gözler 19 Nisan’daki seçimlerde.
Yeni düzenlemenin katılım oranlarına nasıl yansıyacağı,
Türkiye’deki seçmenlerin sandığa ne ölçüde ulaşabileceği ve bu tartışmanın Bulgaristan siyasetinde nasıl yankı bulacağı…
Bunun cevabını seçim sonrası tablo gösterecek.