Gazeteciliğin en güzel taraflarından biri, yazdığınız bir satırın hayatta karşılık bulduğunu görmektir.
Bazen bir eleştiri, bazen bir öneri… Ama en güzeli şehir adına yapılan bir çağrının karşılık bulmasıdır.
16 Ocak’ta bu köşede Aydın Boysan’ı anmış ve Bursa’daki önemli eserlerinden biri olan Villa Biçen’in girişine onun adını yaşatacak bir anı plakası konulmasını önermiştim.

Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli mimarlardan biriydi Boysan. Sadece mimar değil; yazar, düşünür ve şehir üzerine söz söyleyen güçlü bir entelektüel…
Bursa’yla da özel bir bağı vardı. Anne tarafından Bursalı olduğunu her fırsatta dile getirir, ama bu bağı romantik bir hayranlığa dönüştürmeden, gerektiğinde eleştirerek sahiplenirdi.
Yazı yayımlandığı gün telefonuma bir mesaj düştü.
Burtom Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erol Kılıç’tandı.

Villa Biçen’in girişine plakanın en kısa sürede yerleştirileceğini yazıyordu.
Açık söyleyeyim… Biz gazeteciler böyle mesajları sık duyarız ama her zaman sonucunu göremeyiz.
Dün yine bir mesaj geldi.
Bu kez söz değil, fotoğraf vardı.
Ve fotoğrafta, Villa Biçen’in giriş kapısına yerleştirilmiş Aydın Boysan anı plakası duruyordu.
Plakada yazanlar aslında Bursa’nın modern mimarlık tarihine kısa bir not düşüyor.
1954 yılında inşa edilen Villa Biçen, Cumhuriyet dönemi modern mimarisinin Bursa’daki ilk ve en önemli örneklerinden biri. Yapı, dönemin Bursa Valisi Cahit Ortaç’ın ricası üzerine mimar Aydın Boysan tarafından tasarlanıyor.
Ev sahibi ise Atatürk’ün silah arkadaşlarından iş insanı Rıza Biçen ve eşi Rabia Biçen.
Ama Villa Biçen sıradan bir konut değil.
1950’li yılların Türkiye’sinde, malzeme kıtlığının yaşandığı bir dönemde inşa ediliyor. Buna rağmen İtalya’dan getirilen mermerler kullanılıyor, pencere profilleri Arçelik fabrikasında özel olarak ürettiriliyor.
Geniş sosyal alanlarıyla 150 kişilik kokteyllere, 35 kişilik yemek davetlerine ev sahipliği yapabilecek şekilde planlanmış. Beş banyolu yatak odaları ve ihtişamlı salonu da dönemin sosyal yaşam anlayışını yansıtan ayrıntılar arasında.
Kısacası Villa Biçen yalnızca bir konut değil, bir dönemin yaşam kültürünü anlatan mimari bir belge.
Biçen ailesinin ardından bir süre akademik kurumlara hizmet veren yapı bugün Burtom Sağlık Grubu’nun yönetim merkezi olarak kullanılıyor.
Dr. Erol Kılıç gönderdiği notta da bu yaklaşımı açık biçimde ifade ediyor:
“Burtom Sağlık Grubu olarak sağlık hizmetinde ülke geneline yaygın çalışmalarımızda yönetim merkezi olarak kullandığımız Villa Biçen’i aslına uygun şekilde titizlikle muhafaza ediyor ve bakımını severek üstleniyoruz. Villa Biçen’in özgün mimari kimliği ile hem binanın mimarı Sayın Aydın Boysan’ın anısını yaşatmakta hem de Bursa’nın modern tarihine ışık tutmaya çalışıyoruz.”
Bu yaklaşımın özellikle altını çizmek ve Dr. Kılıç’a Bursa adına teşekkür etmek gerekiyor.
Çünkü Bursa’da çoğu zaman tarihi bir yapıyı korumak yerine onu dönüştürmeyi tercih eden bir anlayışla karşılaşıyoruz. Restorasyon adı altında kimliğini kaybeden pek çok bina gördük.
Villa Biçen ise özgün mimari karakteri korunarak yaşatılan nadir örneklerden biri.
Şimdi girişine eklenen plaka ile birlikte bu yapı yeni bir anlam daha kazanmış oldu.
Artık o kapıdan giren herkes yalnızca bir binaya değil, Aydın Boysan’ın Bursa’da bıraktığı izlerden birine baktığını bilecek.
Şehirlerin hafızası bazen büyük projelerle değil, böyle küçük ama anlamlı dokunuşlarla korunur. Bir isim, bir plaka, bir hatırlatma…
Ama şehir dediğiniz şey zaten biraz da budur.
Hatırladıkça yaşayan bir hafıza.

SİVİLAY BURSA’DAN ÖNERİ BEKLİYOR
Bursa’da kent kültürünün gelişmesine katkı sunan sivil toplum kuruluşları arasında Sivilay’ın özel bir yeri var. Uzun yıllardır şehrin sosyal, kültürel ve çevresel meselelerine duyarlılık gösteren dernek, bir yandan projeler üretirken bir yandan da “kente katkı” fikrini görünür kılmaya çalışıyor.
Bunu da en çok Kente Katkı Ödülleri ile yapıyor.
Benim için bu ödüllerin ayrı bir anlamı var.
2017 yılında Sivilay’ın Kente Katkı Ödülü’ne layık görülmüştüm. O gün sahnede hissettiğim şey yalnızca bir ödülün getirdiği mutluluk değildi. Daha çok, Bursa için yapılan işlerin birilerinin dikkatinden kaçmadığını görmekti.
Çünkü bu şehirde gerçekten sessiz sedasız çalışan çok sayıda insan var.

Bir mahallede çevre için mücadele edenler, eğitime gönül verenler, sporda gençlerin önünü açanlar, kültür-sanat alanında kente değer katanlar…
Çoğu zaman isimlerini duymayız.
Ama şehir onların emeğiyle büyür.
İşte Sivilay’ın her yıl düzenlediği ödüllerin değeri de tam burada ortaya çıkıyor. Görünmeyeni görünür kılmak…
Bu yıl ise önemli bir yenilik var.
Sivilay, 2025 yılı Kente Katkı Ödülleri sürecini doğrudan Bursalıların katılımına açtı. Yani ödül alacak isimlerin belirlenmesinde artık şehrin önerileri belirleyici olacak.

Sivilay Başkanı Sibel Bağcı Uzun da bu yaklaşımı çok net ifade ediyor:
“Bursa’ya değer katanları birlikte görünür kılalım.”
Gerçekten de kent bilinci biraz da böyle oluşur.
Bir şehri yalnızca yönetenler değil, ona emek veren insanlar büyütür.
Sürdürülebilir kent ve çevreden eğitime, bilimden kültür-sanata, toplumsal dayanışmadan spora kadar uzanan geniş bir yelpazede verilecek ödüller için 31 Mart’a kadar aday önerisi yapılabiliyor.
Bu çağrıyı önemsiyorum.
Çünkü Bursa’da çoğu zaman iyi örnekleri konuşmakta geç kalıyoruz.
Oysa bir şehir, kötü haberlerle değil iyi örneklerin çoğalmasıyla güçlenir.
Bursa’ya değer kattığını düşündüğünüz birini mutlaka önerin.
Kim bilir…
Belki de o öneri sayesinde bu kentin sessiz kahramanlarından biri hak ettiği görünürlüğe kavuşur.
