Hava Durumu

Yenişehir’den yükselen çevre alarmı

Yazının Giriş Tarihi: 28.01.2026 08:12
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.01.2026 08:13

Bursa’nın çevre başlıklarında yaşadığı sorunlar, artık tekil olaylar üzerinden okunabilecek bir noktada değil.
Yeşili, suyu ve verimli ovalarıyla bir dönem “yaşanabilir şehir” tanımının içini dolduran bu kent, son yıllarda çevreyle kurduğu ilişkinin bedelini her geçen gün daha ağır ödüyor. “Yeşil Bursa” nitelemesi, bugün daha çok geçmiş zamana ait bir hatırlatma gibi duruyor.

Uludağ’ın eteklerinden doğduğunda pırıl pırıl akan Nilüfer Çayı’nın, yapılan bilimsel araştırmalarla da ortaya konduğu üzere, büyük ölçüde bir atık su kanalına dönüşmüş olması, bu tablonun en çarpıcı örneklerinden biri.

Hava kirliliği başlığı ise artık yalnızca çevre örgütlerinin ya da akademik raporların gündeminde değil.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in, İnegöl ve Kestel’deki kirliliğe dikkat çekerken “gerekirse maske dağıtırız” noktasına gelmesi, sorunun hangi eşiğe dayandığını anlatmaya yetiyor.

Ve şimdi bu çevre dosyasına Yenişehir eklendi.

Türkiye’nin önemli tarım havzalarından biri olan, özellikle biber üretimiyle anılan Yenişehir Ovası’ndan gelen son haber, meselenin yalnızca çevreyle sınırlı kalmayacağını, doğrudan tarımı ve insan sağlığını ilgilendiren bir başlığa dönüştüğünü gösteriyor.

Kirazlıyayla Mahallesi’nde, uzun süredir tartışma konusu olan maden sahasına ait atık barajının çökmesi, Bursa’nın çevre siciline yeni ve ağır bir kayıt olarak geçti.

Binlerce ton kimyasal ve ağır metal içerikli atığın dereye ve toprağa karıştığı iddiası, sıradan bir teknik arıza olarak geçiştirilemeyecek kadar ciddi.

Kurşun, çinko ve bakır gibi maddelerin doğaya karışmasının ne anlama geldiği, bu işin uzmanları tarafından yıllardır dile getiriliyor. Buna rağmen, sorunun bugünden çok yarını ilgilendirdiği gerçeği çoğu zaman göz ardı ediliyor.

Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel’in, olayın hemen ardından Kirazlıyayla’ya giderek yerinde incelemelerde bulunması, meselenin belediye açısından nasıl ele alındığını göstermesi bakımından önemliydi.



Özel’in kullandığı dil, yaşananları sıradanlaştıran bir yerden değil; “bu yalnızca bugünün değil, önümüzdeki ayların ve yılların meselesidir” vurgusuyla, daha geniş bir çerçeveden bakıldığını ortaya koyuyordu.

Burada dikkat çekici olan nokta şu:
Kirazlıyayla’daki riskler yeni değil.

Başkan Özel’in de hatırlattığı gibi, bu atık barajının olası sonuçlarına ilişkin uyarılar geçmişte defalarca yapıldı. Köylüler itiraz etti, çevre hassasiyeti taşıyan kesimler ses yükseltti, yerel yönetim düzeyinde karşı duruş sergilendi. Bugün yaşananlar, bu itirazların neden boşuna olmadığını açık biçimde gösteriyor.

“Tarih bizi haklı çıkardı” cümlesi, bu nedenle yalnızca bir siyasi tespit olarak değil; geciken tedbirlerin doğurduğu sonuçlara düşülen bir not olarak okunmalı.

Ağır metal içerikli atıkların tarım alanlarına ve su kaynaklarına karışması ihtimali, Yenişehir gibi üretimle ayakta duran bir ilçe için hayati bir risk anlamına geliyor. Burada mesele yalnızca çevre kirliliği değil; aynı zamanda gelecekte ne yiyeceğimiz, hangi suyu içeceğimiz sorusudur. Başkan Özel’in, köylülerin endişesinde haklı olduklarını vurgulaması da tam olarak bu noktaya işaret ediyor.

Tam bu noktada bir parantez açmakta yarar var.

Ercan Özel, İYİ Parti’den belediye başkanı seçilmiş, ardından AK Parti’ye geçmiş bir isim.
Bu siyasi değişimle birlikte, özellikle kirliliğe neden olan şirket konusunda ortaya konan tutumun da farklı bir okumayı hak ettiğini belirtmek gerekiyor.

Şöyle ki; Başkan Özel, İYİ Parti’de olduğu dönemde madencilik şirketinin belediyeye ait arsaları satın alma talebine “satmayacağız” diyerek net biçimde karşı çıkmıştı.

Ardından istenen arazilerin bir bölümü Büyükşehir Belediyesi’ne devredildi ve mezarlık alanı olarak planlandı.
Bir kısmı için köy kooperatifi kurdurularak tarımsal üretime açıldı.
Bir diğer parsel ise turizm alanı ilan edilerek bungalov bölgesi olarak değerlendirilme yoluna gidildi.

Ancak gelinen aşamada işin rengi değişti.
Ercan Özel’in AK Parti’ye geçişinin ardından, iktidar cephesinin de bu meseleye yaklaşımında bir değişim yaşandığı görülüyor. Önceden görmezden gelindiği iddia edilen bazı başlıkların, bugün daha ciddiyetle ele alınması, madencilik şirketine karşı tutumun da farklılaştığını gösteriyor.

Ercan Özel’in altını çizdiği “hukuki ve idari sürecin takipçisi olacağız” mesajı ise, bu dosyanın kolayca kapatılmayacağına dair açık bir not niteliği taşıyor.

Özel’in çevre kirliliğine neden olan ihmaller zincirinin üzerinin örtülmemesi gerektiği vurgusu, yalnızca bir belediye açıklaması değil; aynı zamanda ilgili tüm kurumlara yöneltilmiş bir sorumluluk çağrısı.

Bugün Bursa’da Nilüfer Çayı konuşuluyorsa, hava kirliliği gündemden düşmüyorsa ve Kirazlıyayla’da yaşananlar bu kadar yankı buluyorsa, ortada artık tesadüflerle açıklanamayacak bir tablo var demektir.

Yeşil Bursa, afişlerle, sloganlarla ya da temenni cümleleriyle geri gelmeyecek.
Toprağına, suyuna ve insanına sahip çıkan bir anlayış yerleşmedikçe, bu başlıklar daha çok yazılır.

Ercan Özel, “gereği fazlasıyla yapılacak” diyor.
Bu cümle kayda geçti.

Bundan sonrası, yalnızca Yenişehir’in değil, Bursa’nın ortak hafızasında bu sürecin nasıl takip edileceğiyle ilgili.

****

En kıdemlinin derdi değişmedi: Tahsilat

Beşevler’deki yeni ofisimize taşındıktan sonra Bursa’nın en kıdemli muhasebecilerinden Ali Erdoğan oldu.
1945 doğumlu…
1963’te başladığı meslek hayatını hâlâ büyük bir ilgi ve takip duygusuyla sürdüren, kâğıda basılı gazetenin sadık okurlarından.

Ali Erdoğan’ı özel kılan yalnızca meslekte geçirdiği uzun yıllar değil.
2013 yılında kaybettiğimiz, Bursaspor’un efsane milli kalecisi Cemil Erdoğan’ın ağabeyi olması, Bursa Serbest Mali Müşavirler Odası’nda basın ve halkla ilişkiler komisyonu üyeliği yapması ve özellikle kentin ekonomik belleğinde tuttuğu yer, onu ayrı bir noktaya taşıyor.

Geçtiğimiz günlerde bu kez Bursa Serbest Mali Müşavirler Odası adına gazetemizi ziyaret etti.
Ziyaret vesilesiyle sohbet yine dönüp dolaşıp eski Bursa’ya, mesleğin yüküne ve bugün değişmeyen sorunlara geldi.

Ali Erdoğan anlatıyor…
1963’te başlayan muhasebe yolculuğu, 1972’de açılan büro, 1980’de federasyon yönetimi, iki dönem Bursa temsilciliği…
Ve 1989’da meslek yasasının TBMM’den geçtiği kritik süreç.
O günün Maliye ve Gümrük Bakanı Ahmet Kurtcebe Altemoçin’in, muhasebecileri ilk kez karşısına alıp iç tüzüğü dinlediği toplantı hâlâ hafızasında.
“Özal’ın selamları var, bunu çözeceğiz” cümlesi, mesleğin dönüm noktalarından biri olarak aklında.

Ancak yıllar değişse de, Ali Erdoğan’a göre en temel sorun değişmedi:
Tahsilat.

Net konuşuyor:
“125 defter tuttum. Bunun yüzde 60-70’inden ancak düzenli ücret alabildik. Kalanı aylar sonra…”
Dün de böyleydi, bugün de.

Bir de görünmeyen tarafı var bu işin…
Muhasebeci, bir yandan tahsilat derdiyle uğraşırken, diğer yandan her yeni düzenlemenin ilk muhatabı oluyor.
Vergi oranları değişiyor, KDV iniyor-çıkıyor, kanunlar Resmî Gazete’de yayımlanıyor…
Ve ertesi gün, sahada uygulaması beklenen yine muhasebeci oluyor.

Ali Erdoğan bu noktada mesleğin yükünü hatırlatıyor ve eski bir Maliye Bakanı’nın sözünü anımsatıyor:
“Gece bir gazhanede yanıyorsa bir lamba, bilin ki o muhasebecidir.”

Bursa’nın en kıdemli muhasebecisinin anlattıkları, aslında tek bir cümlede özetlenebilir:
Sorumluluk artıyor, yük artıyor… Ama emeğin karşılığı her zaman zamanında gelmiyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.