‘Dünya Kupası’nı alıp geleceğiz!’… Ben demiyorum TFF Başkanı Hacıosmanoğlu bunu söylüyor… ‘Abdal’a malum olsun inşallah!... Var bir hayalimiz… 2002’de dünya üçüncüsü olmuştuk… 2026’da neden Amerikan rüyası gerçek olmasın?
24 yıl beklediğimiz rüya nihayet gerçeğe dönüştü… A Milli Futbol Takımımız 2002 Dünya Kupası’ndan bu yana hasret kaldığı turnuvaya katılmaya hak kazandı…. Romanya ve Kosova engellerini 53. dakika golleriyle 1-0’la geçen Milliler ‘tüm yurdu sevince boğdu’ demek istiyorum ama bunu bile diyemez olduk maalesef… Neden? Milli Takım’a sirayet eden kulüpçülük yüzünden… Golü atan Fenerli mi? Beşiktaşlı mı? Galatasaraylı mı? kavgasına öyle bir düşmüşüz ki Ay-Yıldız’ın ışığına gölge düşüren bir seviyede çirkinleşmiş durumda bu kavga… Kerem bu toprakların çocuğu değil mi? Orkun bu vatanın evladı değil mi? Uğurcan Anadolu’nun yiğidi değil mi? Hepsinden önemlisi ‘Bizim Çocuklar’ deyip bağrımıza bastığımız Milli Takım değil mi? 24 yıl sonra gelen sevince bile gölge düşürenlere yazık…

HEM TARİHE HEM DE KABİMİZE YAZDIK
1954’te yazı tura atışı ile ilk Dünya Kupası serüvenimiz başlamıştı… Sonrasında 48 yıl bekledik yeniden Dünya Kupası’na gidebilmek için… 2002 yılıydı bir jenerasyonun hafızasına çivi gibi çakılan tarihe de altın harflerle kazınan… Dile kolay dünya üçüncüsü olmuştu Milli Takımımız… ‘Ne Kosta Rika ne de Çin yenin Türkiye için’… 2002 yılında Bursa Hakimiyet Gazetesi’nde attığımız o günkü manşetlerdendi bu başlık… Brezilya’ya yenilerek başladığımız grupta Kosta Rika ve Çin ile eşleşmiştik… Hatta Çin maçında mutlak galibiyet gerekli olduğu için duayen ağabeyimiz Mustafa Tunçakın ‘Sakın eve dönmeyin’ başlığıyla anons sayfasını hazırlamıştı… O çocuklar o gün eve dönmeyerek yarı finale kadar uzandı… Ancak Rivaldo’lu Cafu’lu, Ronaldo’lu, Ronaldinho’lu, Roberto Carlos’lu Brezilya’ya kaybederek final şansını kaybetti… Üçüncülük maçında ise ev sahiplerinden Güney Kore’yi yenerek tüm yurdu ağlatan bir zafere imza atmıştı… İşte o günlerde Türk futbolunun ‘Messi’si’ Arda Güler henüz doğmamıştı bile… Ve bir jenerasyonun yaşamadığı o zaferi şimdi ileriye taşıma vakti… Kim bilir belki de ‘Amerikan rüyası’ gerçeğe dönebilir!...

TRABZON HAK ETTİ DE UĞURCAN HAK ETMEDİ!
Süper Lig’in kaderini etkileyecek haftada lider Galatasaray, Trabzonspor’a yenilirken, Beşiktaş’ı 90+10’da Kerem’in penaltı golüyle yenen Fenerbahçe’de sevinçten horon tepti… Osimhen’siz ‘yokum’ diyen Galatasaray, forvetsiz şampiyonluk yarışı veren Fenerbahçe’ye şampiyonluk ışığı yaktı… Trabzon’da Trabzonspor’un hak ederek kazandığı bir 90 dakika vardı kuşkusuz… Ancak maçın önü arkası çok vahim… Daha 5 gün önce Milli Takım’ı kurtarışlarıyla Dünya Kupası’na taşıyan Uğurcan’a Trabzon’da yapılanlar çok ağır… Maç sonu Abdülkerim’in yaptıklarıyla Trabzon’da Uğurcan’a yapılanlar arasında hiçbir fark yok maalesef… Şampiyonluk yarışı kazanılır kaybedilir, futbolda bu savaş hep verilir… Ancak saha dışı yaşananların sona ermesi gerekir… Öylesine hızlı yükseldi ki kulüpçülük kavgaları ülkede yaşanan futbol kültürünü yerle bir etmiş durumda… Türk futbolunun sembol ismi Yılmaz Vural’ın sözleri de bu durumun özeti ‘Babamla maçları izlemeye giderdik. Herkes en şık elbiselerini giyer, farklı takımları bile destekleyen taraftarlar iç içe oturur ve maç sonu herkes dostça stadı terk ederdi. Maalesef bu durum daha da gelişeceğine bugün maçlara dahi gidemez oldu taraftarlar’…

KOL GİBİ PENALTI!
Gelelim haftanın en önemli anına…. Kerem bu kez dokundu (!) ve golü attı Fenerbahçe kazandı… Bu gol Sarı Lacivertli takımda haftalar süren sinir harbini harbiden dindirdi!... Ama golün hikayesi ilginç… 90. dakikada +8 uzatma verilen maçın son saniyesinde penaltı düdüğü çalındı… Hem de VAR’a bile gitmeden… Maçın hakemi Yasin Kol penaltı dedi… İşte bu karar sonrası Türkiye ikiye bölündü penaltı mı? değil mi? Hakeme göre Kol gibi penaltı! Öyle olmasa çalar mıydı Yasin Kol, VAR’a bile gitmeden o düdüğü… Elbette bu gol Beşiktaş camiasını isyan ettirdi. Teknik Direktör Sergen Yalçın, "Bu sene derbilerde başımıza gelen şeyleri hayatın doğal akışında olduğunu düşünmüyorum. Hakem 50 metre uzak. Pozisyon dışarıda. Penaltı olma ihtimali zaten yok. Penaltıyla zaten alakası yok. Hadi hakemi geçtim. Görmüyor pozisyonu. VAR niye devreye girmiyor? Anlam veremiyorum. Emek hırsızlığı olmuyor mu bu? Ülkemizdeki futbolun ne durumda olduğunun göstergesi" diyerek Türk futbolunu özetledi. Peki sizce o penaltıyı Yasin Kol, o dakikada bir Anadolu takımına verebilir miydi? Bu sezonun kırılma anlarından biri olarak tarihe yazıldı bu an…

GELİYORUZ!...
3’ten geriye doğru sayarak geliyoruz… 3.Lig görevi tamam, 2. Lig görevi başarıyla bitmek üzere ve şimdi sıra 1. Lig’de… Evet Bursaspor küllerinden doğuyor… Süper Lig şampiyonluğunda yazılan tarih gibi yeni bir tarihin kayıtları koca bir kentle birlikte Başkan Enes Çelik’in öncülüğünde yazılan hikaye ile can buluyor… Şampi… başlıkları çoktan atıldı… Kalan 3 haftaya 6 puan farkla giren Bursaspor, Mardin galibiyeti ile zafere ulaşacak kapıyı sonuna kadar açmış oldu… Sezonu 43 bin taraftar ortalaması ile geçiren Bursaspor, TFF 1.Lig’de de kalıcı olmayacak… Başkan Enes Çelik ve yönetimi önümüzdeki sezon için çok çok öncesinden çalışmalara başlamıştı… Süper Lig’e ulaşacak kadroyu da ligin bitimiyle birlikte hızla inşa edecekler… Hedefimiz Avrupa, yolumuz Süper Lig… 2010 ruhuyla geliyoruz…
