Meslektaşım ve sayfa komşum Yusuf Kayışoğlu, dünkü köşesinde “Kimse hesap vermeyecek mi?” diye soruyordu…
Neyin hesabını mı?
Yenişehir’in Kirazlıyayla mahallesindeki maden şirketine ait çöken atık barajının hesabını…
Günler öncesinden çöken atık barajındaki kimyasalların bir bölümü hava yoluyla büyük bölümü de bölgedeki Sarıyer Deresi’ne akarak, o verimli güzelim Yenişehir Ovasını, yeraltı sularımızı zehirleme tehdidi devam ediyor…
Fakat zamanında yapılmasına karşı çıkan, bugün yaşanan çevre felaketini o günlerde görerek uyaranların dışında yine kimselerden bir tepki bir ses yok!
Zaman onları yine haklı çıkardı…
Kimleri mi?
Mübarek Ramazan ayında ata yadigarı arazilerini korumak için jandarmaların sert müdahalelerine rağmen susuzluktan kurumuş oruç ağızlarıyla seslerini duyurmaya çalışan Kirazlıyayla halkını, kepçelerin önüne yatan köylü kadınlarını…
Onlara destek veren Meclis’te ve medyada gündeme getiren duyarlı muhalefet vekilleri, siyasi parti temsilcileri, çevreciler, tesisin zararlarını bilimsel olarak anlatan, kanıtlayan ilgili akademik odaları…
Ve, reklam-ilan-banner kaygısı taşımadan Kirazlıyayla halkının çaresizliğini haberler yapan az sayıda medyayı…
Olumsuz raporlara, feryatlara rağmen atık barajı kurulmasına karşı çıkanlar arasında, o yıllarda İYİ Parti’de siyaset yapan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel de vardı…
Özel, şimdi AK Parti’de yani iktidar partisinde olmasına rağmen, bölgesinde yaşanan çevre felaketine karşı sesini çıkarsa da alınması gereken önlemler konusunda bir yaptırımda bulunamıyor.
Yusuf kardeşim de çıkmış, olacakları önceden görüp uyaranlar, bu nedenle bedel ödeyenler, Bursa adına, Yenişehir ovasının geleceği adına soruyor:
“Yaşanan çevre katliamının hesabını kim verecek? Yine halk mı ödeyecek bedelini?”
Evet, her zaman olduğu gibi yine halk ödeyecek!
Yenişehir biberi gibi acı ama gerçek!

BİR İSİMSİZ KEDİNİN ÖLÜMÜ
Tam 10 yıl önce sevgi dolu hikayesini yazmıştım köşemde, o kedinin…
Mudanya Üniversitesi Genel Sekreteri Ali Mollasalih’in kızı Ahsen’in internette bulup Konya’dan kargoyla getirttiği Çinçila cinsi yavru kedinin hikayesiydi…
Geldiğinde götürdükleri veteriner dostları, ağır hasta olduğunu ve en fazla iki üç ay yaşayabileceğini belirtip, “Ya hemen uyutup acılarına son verelim ya da eceliyle ölene kadar sevginizle hafifletin acılarını” önerisinde bulunmuştu…
Zahmetli sürece rağmen ikinci yolu tercih ediyor Mollasalih ailesi, sevimli yavru kediyi sevgileriyle iyileştiriyorlar…
Evin maskotu, sevgi yumağı, ilgi manyağı oluyor…
Nasılsa iki üç ay sonra ölecek diyerek isim bile koyamadıkları 13 yıl sevgiyle yaşattıkları işte o kediyi dün son yolculuğuna uğurlamış Ali Mollasalih…
Dün telefonda “isimsiz kedimizi son yolculuğuna uğurladık” dedi üzgün bir ses tonuyla…
Yaşadığı acıyı, evinde evcil hayvan besleyenler anlar ancak…