Mehmet Efendi, emekli maaşını aldığı bankasından kiralık kasa kiralama ücretlerinde emeklilere yüzde 25 indirim yapıldığına dair cep telefonuna gelen mesajı görünce, sevinçten havalara uçtu.
O gece sabahı zor yaptı heyecandan…
Ne olur ne olmaz, erken gitmekte fayda vardı, ya kasa kalmazsa, diye düşündü…
Günün ilk ışıklarıyla bankasının yolunu tuttu…
Yıllardır hep bir kiralık kasaya sahip olma hayalini kuruyordu…
Çok şükür, o gün nihayet gelmişti…
Fakat gittiğinde bir de ne görsün, kendisinden önce gelmiş emekli arkadaşları, çoktan girmişler kiralık kasa kuyruğuna…
Selam verip, alışık olduğu uzun kuyruğun sonuna ilişti usulca…
Banka hala kapalıydı…
Havanın serinliğine, dizlerindeki geçmeyen ağrısına aldırmıyordu…
Kuyrukta bekleyen diğer emekli arkadaşlarının gözlerine baktı, onların gözleri de mutluluktan parlıyordu.
Herkes, kiralayacağı kasaya ne koyacağını anlatıyordu heyecanla…
Biri, “Ben, bayram ikramiyesini koymayı düşünüyorum, üç gün dursa havası yeter” diyordu, böbürlenerek…
“Ben de ayıptır söylemesi aldığım kıyma ve etlerimi saklamayı düşünüyorum arkadaşlar” diyen emekliyi aynı ciddiyette uyardı kuyruktakiler:
“Aman ha abicim, önce yengem kavursun, öyle koy kasaya, yoksa bozulur, milli servete yazık olmasın!”
Derken, biri çekinerek sordu:
“Peki arkadaşlar, pazardan aldığımız meyve sebzeleri de koyabilecek miyiz kasaya?”
Kaytan bıyığı içtiği tütünden sararmış bir emekli, kafasını onay verircesine salladı:
“Ben dün telefonla sordum bankaya kardeşim, sıkıntı yok, avokado, kivi, ananas, mango, ejder meyvesine izin veriyorlar…”
Şakacı bir emeklinin, “Ben de şarjlı kalp pillerimi saklayayım diyorum” sözlerine, “oldu olacak takma dişlerini de sakla” esprisiyle karşılık verdi bir başka muzip emekli…
Tam gözler konuşmaları sessizce dinleyen Mehmet Efendi’ye yönelmişti ki, kuyrukta bir hareketlenme oldu…
Banka açılmıştı…
Güvenlik görevlisinin yardımıyla sıra fişi alan içeri giriyor, kasasını kiralamanın huzuruyla çıkıyordu büyük bir gururla…
Derken sıra Mehmet Efendi’ye gelmişti…
“Siz de mi, kiralık kasa için gelmiştiniz bey amca?” diye sordu güler yüzlü bankacı kız…
Sıkılarak “Evet ama benim aradığım büyüklükte kasanız var mıdır?” dedi…
Bankacı kız, meraklandı:
“Ne koymayı düşünüyorsunuz ki, büyük kasa arıyorsunuz, yoksa yastık altında biriktirdiklerinizi mi?”
Yutkunarak cevapladı Mehmet Efendi:
“Ben yastık altında değil yüreğimin altında biriktirdiklerimi koymak istiyorum be güzel kızım!”
Daha da meraklandı bankacı kız:
“Ne biriktirdiniz ki o koca yüreğinizin altında?”
Mehmet Efendi acı acı gülümsedi:
“Emekli olduğumda maaşımla geleceğe dair ekonomik kaygılar yaşamadan, kimselere muhtaç olmadan eşimle huzur içinde ikinci baharımızı yaşamayı hayal ediyordum… Ben işte o hayal kırıklıklarımı ve umutlarımı koymak istiyorum!”