Hava Durumu

Kozahan’lı çaycı Mustafa!

Yazının Giriş Tarihi: 13.02.2026 08:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.02.2026 08:02

Tam bir bitirimdi Kozahan’lı çaycı Mustafa!

İpek kalpli bitirimlerden!

Hafızası zehir gibiydi. Gelen müşterinin çayı, kahveyi nasıl içtiğini hayatta unutmaz, ikinci gelişinde sormadan getirirdi.

Kahve içenleri, şekerli, sade, orta içenler olarak değil de, kulplu fincancılar ve kulpsuz fincancılar diye ayırırdı.

Müşterilerle saygı sevgi sınırları içinde şakalaşmayı, takılmayı severdi…

En büyük şovu, içi silme dolu çay askısını tek parmak hareketiyle 180 derece döndürmesiydi… “Millet hayatı tespih yapıp sallıyor, benim de tespihim bu arkadaş!” derdi.

“Bursa’nın Ufak Tefek Aşkları” adlı kitabımda, Kozahan’da geçen bir romantik çiftin buluşma hikâyesini yazmıştım. O yazımda çaycı Mustafa’dan da söz etmiştim isim vermeden…

Okutmuşlar ona da yazımı…

Keşke okutmasaydılar, küstü bana, günlerce konuşmadı.

Haklıydı!

Çünkü muziplik olsun diye yazımda çay dolu askıyı elinden düşürdüğünü, bardakların hepsini kırdığını yazmıştım. Sonradan öğrendim ki yazıma değil handaki arkadaşları ve meslektaşları tarafından esprisi konusu olmuş, onların takılmalarına bozulmuş!

Hanın avlusundaki ağaçlara tüneyen kuşlarla arası iyi değildi bizim çaycı Mustafa’nın

Yerde dolaşan kuşlara simit atan müşterilere “Şimdi bunların karnını doyuruyorsunuz ama az sonra tepenize pisleyecek haberiniz olsun! Ben alıştım güvercin gübresine de sizi bilemem” diye takılırdı, gülerek.

Gazeteci olduğumu öğrendiği günden sonra ne zaman gitsem Kozahan’a, “Bir gün de beni yaz be kardeşim! Benim hayatım roman!” derdi…

Bir gün, açtım ses kayıt cihazımı koydum masanın üstüne, “Hadi gel anlat hayatını da yazalım romanını” dedim…

Önce şaşırdı, sonra bir yutkundu, bir daha yutkundu… Gözleri dolar gibi oldu…

Baktım dut yemiş bülbüle dönmek üzere, kapattım kayıt cihazını: “Ne oldi, rengin soldu! Çay dolu askıyı sallamaya benzemez bu işler!”

O günden sonra bir daha ne hayatından bahsetti ne romandan Mustafa!

En büyük hayali, emekli olduktan sonra memleketine dönüp, küçükbaş hayvancılıkla uğraşmaktı. Dediğine göre iyi para varmış bu işte…

Bir ara ortadan kayboldu. Geldiğimde göremiyordum.

Emekli olup, hayallerini gerçekleştirmek için köyüne mi döndü acaba diyordum ki…

Acı haberi verdi mesai arkadaşları…

Emekli olamadan göçüp gitmiş, iki kapılı handan Kozahan’lı çaycı Mustafa

Hayalleri çay askısında kalmış, askısı yüreğinde!

Hayat yine ondan daha bitirim çıkmış!

NOT:

Yıllar önce yazmıştım bu yazımı…

Malum bu aralar gündemden düşmüyor Kozahan…

Valilik emriyle Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından geçici süre avlusundaki çay ocaklarına ait, masa ve sandalyelerin toplatıldığı tarihi handan geçtim önceki gün…

Alışık olmadığımız bir tenhalık vardı…

Esnafı ise “masa ve sandalyeleri koyamazsak, yanarız, kiramızı bile çıkaramayız” endişe ve üzüntüsü içindeydi…

İşini düzgün yapan esnafla-yapmayan esnaf gözetilmeden alınan karar, kurunun yanında yaşı da yakmış gibiydi sanki…

Neyse ki, endişeleri kısa sürdü. Mahkeme kararıyla dün itibariyle yeniden masa sandalyelerine yeniden kavuştular!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.